29 Mayıs, 2008

ANNEMİN YEMEKLERİ - REVANİ


Annenim Yemekleri etkinliğine katılmamayı düşünemezdim, sayfayı düzenli takip edenlerin bildiği gibi, MENÜ'de bu isimde bir bölümüm var.
Lama ne ince düşünmüş Anneler Günü'ne denk düşen Mayıs ayı için bu konuda bir etkinlik hazırlamış. Ben anne eli değen her tarifin ayrı bir lezzeti olduğunu düşünüyorum. Aslında etkinliğe annemin mutfağından sayfada yeralmayan yeni bir tarifle katılmayı isterdim, ama yoğun geçen günler nedeniyle fırsatım olmadı ve en sevdiklerimden birini seçtim hem de anneciğimin bizi ziyarete geldiği sırada kendi elleriyle yaptığı nefis revaniyi. Evet yaz geldi ama bu tarifi kek olarak da deneyebilirsiniz, çok lezzetli olduğunu söylemeliyim. İrmiğin hafif çıtırlığı ile limonlu çok güzel bir tat oluyor, ben genelde annem şerbetini dökmeden önce kalıptan ufak bir parça keserim kendime, ama havalar soğuyunca şerbetli şekilde denemenizi öneririm. Tarife ilişkin bağlantı aşağıda, ayrıca Annemin Tarifleri'ni incelemek isterseniz onun adresi de burada, afiyet olsun...


Devamını Oku...

26 Mayıs, 2008

TABBULE


Tabbule aslında falafel ve humus denemelerin sırasında yine yabancı ve yerli kitap, internet araştırmalarıyla uyguladığım tariflerden biriydi, tam o sırada bulgur etkinliği başlayınca bu tarifi etkinlik için bekletmeye karar verdim. Ye etkinliklerinin 34.'sü Deryadan Lezzetler'de , ben de etkinliğe Lübnan mutfağına ait bu sağlıklı ve hafif tarifle katılıyorum. Humusu eskiden beri sever ve çok sık olamasa da yaparım, ama falafel ve tabbule arasında seçim yapmam gerekse, tadının ferahlığı nedeniyle tabbuleyi seçerdim. Yapılışı farklı olmakla birlikte kısır sevenlerin çok beğeneceği bir tarif olduğunu düşünüyorum. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-1 su bardağı ince bulgur
-1 yemek kaşığı çam fıstığı (kavrulmuş veya fırınlanmış)
-2-3 dal taze soğan (bizi rahatsız ettiği için ben kullanmadım)
-Yarım demet maydanoz
-1/3 demet taze nane
-2 adet limonun suyu
-2 adet domates
-3 adet salatalık
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-Servis için göbek yaprakları

Yapılışı:

Bulgurumuzu derin bir kaba alıp üzerini geçecek kadar su koyuyoruz. Tabbulenin kısırdan ayrılan en büyük özelliği bu, suyu sıcak değil soğuk olarak koyuyoruz. Yarım saat kadar sonra bulgurumuz suyu hemen hemen çekmiş olacaktır, eğer fazla gelmişse, bir süzgeçten geçirerek fazla suyu alabiliriz. Bu şekilde hazırladığımız bulgurumuzu geniş bir kaseye alıyoruz. Maydonozu, nanemizi ince ince doğrayıp ekliyoruz. Limon suyu, zeytinyağını ve tuzumuzu ilave edip, salatamızı karıştırıyoruz. Domateslerimizin çekirdeklerini çıkartıp küçük küçük doğruyoruz. Salatalıklarımızı da küp küp doğrayıp ilave ettikten sonra, kavrulmuş çam fıstığımızı ekleyip karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Göbek yaprakları yerleştirdiğimiz bir tabağın içinde servis yapıyoruz. Eğer vaktiniz varsa tadının oturması için 1-2 saat buzdolabında bekletmenizi tavsiye ederim. Afiyet olsun.

Devamını Oku...

12 Mayıs, 2008

ÇİLEKLİ KEDİDİLİ PASTA


Blogu güncelleme sıklığımın azaldığının farkındayım, yeni birşeyler denemiyor değilim ama iş yoğunluğu nedeniyle tarifleri yazıp, fotoğrafları aktaracak zaman bulamıyorum. Aslında bu tarifi anneler gününden önce yazıp, bu özel gün için hafif bir seçenek olarak önermeyi planlamıştım ama olmadı, çünkü ablamı ziyaret gitmiş olan annemin yanına gittim ben de haftasonu için. Kısa ama keyifli ziyaret için annemde orada kaldığı süreyi uzattı, babam da gelince hep beraber güzel bir haftasonu geçirmiş olduk. Hep birlikteyken onlara da bu pastadan yapmayı planlamıştım ama kısıtlı zamanı mutfakta geçirmeye yoğun itirazlar gelince (onlar ben gelmeden yeterince hazırlık yapmışlardı:) bu lezzeti paylaşmayı başka zamana bıraktık. Ben de bu vesile ile geç de olsa tüm annelerin anneler gününü kutlamak istiyorum.

Lezzetli ve hafif bir tatlı seçeneği olan çilekli pastamızın tarifi şöyle;

Malzemeler:

-20 adet kedidili bisküvi
-250 gr çilek
-5 su bardağı süt
-1 su bardağı toz şeker
-1 yumurta
-3 çorba kaşığı un
-2 tatlı kaşığı nişasta
-1 paket vanilya
-1 çay kaşığı sıvıyağ
-1 tatlı kaşığı pudra şekeri

Yapılışı:

Pastamızın önce kremasını hazırlıyoruz. Bunun için sütü, şekeri, yumurtayı, un ve nişastayı karıştırarak kısık ateşte kıvam alıncaya kadar pişiriyoruz. Ocaktan almadan hemen önce vanilyamızı ekliyoruz. (Tencerimize önce un ve nişastayı koyup, sonra sütü yavaş yavaş eklersek karışımız pürüzlenmesini önlemiş oluruz) Kremamız hazır olunca ılınana kadar bekliyoruz ve bu arada karıştırarak üzerinin kaymak tutmasını engelliyoruz. Kelepçeli veya çember bir kalıbı servis tabağımızın üzerine yerleştiriyoruz. (ben 20 cm'ye ayarladığım çember kalıp kullandım) Kalıbın kenarlarını çok hafif sıvıyağ ile yağlayıp, pudra şekerine buluyoruz ve pudra şekerinin fazlasını kalıbı sallayarak alıyoruz. Ortadan ikiye kestiğimiz çileklerin iç taraflarını kalıbın iç kenarına diziyoruz, tüm iç yüzeyi kaplayınca tabanına biraz kremamızdan döküp, üzerine kedidili bisküvilerimizi ve halka hakla dilimlediğimiz çilekleri diziyoruz ve kremamızdan dökerek bisküvi ve çileklerin üzerini kapatıyoruz. Kalan kedidili bisküvilerimizi de dizip üzerine kalan kremamızla kapatıp 2-3 saat buzdolabında bekletiyoruz. Pastamızın etrafından kalıbımız çıkarıyoruz. Servis yaparken dilimlediğimiz çilek ve çikolata ile süslüyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

07 Mayıs, 2008

FALAFEL - (NOHUT KÖFTESİ) ve HUMUS

Lübnan Mutfağı'na ait bu iki lezzeti yapmamın temel sebebi, Aşçı Yamağı'nın okuduğu bir dergide falafel, tabbule ve humusun fast food kültürünün içine sağlıklı alternatif olarak girdiğinden bahseden yazı oldu. Humusu ikimizde çok seviyoruz, falafeli de evde hiç yapmamıştık, hadi deneyelim dedik. Bunun için hemen interneti karıştırdım ve elimdeki ve kitapevlerindeki kitapları inceledim ve 4-5 farklı tarifin aynı malzemelerinin yanına, kendimce daha uygun gördüğüm malzemeleri seçerek nohut köftemizi hazırladım. Nohut köftesi için pişirme alternatifi olarak fırını kullandım ama tariflerin tamamında yağda kızartılarak pişiriliyordu, sebzeli bir köfte olduğu için çok yağ çekmediği ve hafif olduğu yazılmıştı, siz isterseniz bu şekilde de pişirebilirsiniz. Falafel için farklı tarifleri harmanladım, humusu ise her zaman ki tarifimle yaptım. Bu lezzetli yiyecekleri yapmanın tek zorluğu haşlanan nohutların kabuklarını soymak, bana eziyetli gelen bu işlem için pratik bir çözümünüz varsa bekliyorum:)
Humus ve falafelin yanısıra Lübnan mutfağından bir de tabbule denemesi yaptım, onun tarifi de yakında...
Falafel ve humus tariflerimiz ise şöyle;

FALAFEL

Malzemeler:

-1,5 su bardağı nohut
-1 adet soğan
-2 diş sarmısak
-1/4 demet maydanoz
-3-4 dal taze kişniş (Bulamazsanız olmadan da yapabilirsiniz)
-1 adet yumurta
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-2 yemek kaşığı un veya galeta unu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-1 tatlı kaşığı tuz
-1 çay kaşığı toz kişniş
-1 çay kaşığı pul biber
-1 yemek kaşığı tahin

Yapılışı:

Nohutlarımızı 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Diğer malzemelerimizi unumuzu ve kabartma tozunu sona bırakarak, karıştırma kabımıza ekleyip, hepsi iyice birbirine karışana kadar yoğuruyoruz. Son olarak un ve kabartma tozunu ekleyip, cevizden küçük parçaları yuvarlayarak köftelerimizi hazırlıyoruz. Fırın tepsimize dizerek, üzerlerine fırça ile çok az zeytinyağı sürüyoruz ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyoruz. Pişirme yöntemi olarakkızartmayı tercih ederseniz, kanola yağını kullanmanızı tavsiye ederim. Falafelimizi salatalık, domates, yeşillik ve humus eşliğinde servis yapabiliriz...

HUMUS

Malzemeler:

-1,5 su bardağı nohut
-1 su bardağı tahin
-4 diş sarmısak
-3 limonun suyu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-Tuz, kırmızı biber
-1/2 çay bardağı zeytinyağı
-1/2 çay bardağı su

Yapılışı:

Nohutlarımızı falafelde yaptığımız gibi, 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Daha sonra nohutların üzerine tahini ekliyoruz ve zeytinyağı ile limonunu yavaş yavaş, karıştırarak ekliyoruz . Sonra kimyon ve tuzunu ekleyip, kıvamı çok katı olmuşsa çok az su ekleyerek açıyoruz. Servis yaparken üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağında kızdırdığımız kırmızı biberimizi ekliyoruz. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

04 Mayıs, 2008

WWW.NESLOS.COM, UFAK BİR RİCA VE AĞVA

Bazılarınızın bildiği ve farkettiği gibi bir süredir http://www.neslos.com/ adresinde açılıyor artık blogum. Yılbaşında alınmış olan adresimi, yoğun geçen günler nedeniyle değiştirememiştim. Geçtiğimiz günlerde Aşçı Yamağı'nın da yardımıyla, yeni adresime geçtim. Arkadaşlarımın dediği gibi yeni ev ve yeni dekorasyon yapmış oldum ve alan adımla beraber şablonumu da değiştirdim. Bu da uzun süredir yapmak istediğim bir şeydi ve arada 1-2 kere başka şablonları kullandım ama sonra yine eskiye dönmüştüm. Şimdiki şablonumu beğenerek seçtim ve sizlerden gelen beğenilerle de içime daha bir sindi.

Şablon yenilemesiyle birlikte blogumda bazı yenilikler de yaptım;

-Menüyü yeniden yapılandırdım, daha detaylı bir menü için etiket bulutu oluşurdum.
-Yazılarımı takip etmek için e-mail adresinizi girerek abone olabileceğiniz, abonelik bölümünü oluşturdum.
-Rastgele bölümünü ekledim. Bu bölümdeki bağlantıyı tıklayarak rastgele seçilmiş bir tarifi görüntüleyebilirsiniz, yani biraz oyun oynamak gibi, ufak eğlencelik bir bölüm oldu.
Bu yeniliklerle birlikte Alacarte'ye bağlantı vermiş olan blog sahibi arkadaşlarımdan ricam, adresimi hem bağlantı adreslerinde hem de eğer kullanıyorlarsa Bloglines'da güncellemeleri, sayfamın okuyucularından ise yeni sayfa adresimle takip etmeleri.

Gelelim yukarıdaki fotoğrafa... Geçen hafta 23 Nisan'da bizde çocuk bayramımızı kendimize göre kutlayalım dedik ve Aşçı Yamağı ile Ağva'ya doğru keşfe çıkmaya karar verdik. Aslında daha önce de 1-2 kere niyetlenmiş ama havalar ve başka engeller nedeniyle iptal etmiştik. Bu defa yola çıkınca nihayet gidiyoruz diye çok sevindim.
Ağva aslında çok uzak değil İstanbul'a, 90 km olduğu yazılmış tanıtım sayfalarında ama Şile'den sonra yol kötü olduğu için düşündüğümüzden uzun sürdü Ağva'ya ulaşmak (2 saat kadar), bu nedenle günübirlik gittiğimize biraz üzüldük ama sonuçta tekrar gitmek için ön bilgileri toplamış olduk. Ağva iki nehir arasında kurulmuş köy anlamına geliyormuş, fotoğrafta görülen yer de Göksu Nehri. Göksu Nehri boyunca sıra sıra kurulmuş otellerden sonra özel konutlar yeralıyor. Otellerin kafe ve restoranlarına dışardan da gelebiliyorsunuz. Göksu Nehri'ni dolaşmak için tekne gezilerinin yanısıra, deniz bisikleti veya sandal kiralamanız mümkün. Biz Aşçı Yamağı ile sandal kiralamayı tercih ettik. Sabah saatlerinde kapalı olan hava, biz kahvaltımızı yapıncaya kadar açtı ve güneşin altında kürek çekerek Göksu sefası yapmış olduk, tabi benim şemsiyem, Aşçı Yamağı'nın ise fesi eksikti:)
Ağva doğal güzelliklerle dolu bir yer, gördüğüm kadarıyla çok da güzel oteller kurulmuş, ancak bence hizmet anlayışı çok oturmamış, cafe ve restoranlardaki yiyecekleri de çok beğenmedik maalesef, tabi tatil nedeniyle kalabalıktan kaynaklanıyor olabilir ama herşeye rağmen Ağva görülmesi gereken bir yer, benim tavsiyem, en az 1 gece kalacak şekilde program yapmanız yol yorgunluğu çekmemek için. Yolun uzunluğu, yiyeceklerin lezzetsizliğine rağmen Ağva'yı keşfetmekten çok mutlu olduk ve gezilerimiz yeni keşiflerle devam edecek....

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...