22 Mayıs, 2018

KUŞKONMAZ TART


Kuşkonmazlı tart uzun süredir yapmak istediğim bir tarifti. Son 4-5 yıldır mutfağıma girmiş olan bu şifalı sebzeyi bir de tart olarak yapmış oldum. Artık marketlerde de, pazarlarda da çoğaldı ve daha kolay bulunur oldu. 

Kuşkonmaz bahar aylarında yetişiyor, yaz aylarında da bulunabiliyor, sonrasında daha çok konserve halde mevcut oluyor. Kuşkonmazın tilkişen, kedirgen gibi yöresel ve yabani çeşitleri için isimleri var. Böbrekler için faydalı olan kuşkonmazın beyaz, yeşil ve mor renkli türleri de bulunuyor. 

Ben kuşkonmazı genelde fırında az zeytinyağı, tuz ve karabiber ilavesi ile  pişiriyorum ve fırından alınca parmesan rendeliyorum. Bu şekilde çok lezzetli bir yemek eşlikçisi oluyor, yandaki fotoğrafta bir öerneğini görebilirsiniz. Kuşkonmazı bu şekilde veya eğer körpe halde bulmuşsanız çiğ olarak salatalara da ekleyebilirsiniz. Ben bir de omlet yapıyorum. Bugünkü tarif ise tart, bu tart bazını pek çok sebze için kullanabilirsiniz. Tabanda milföy hamuru veya başka bir kiş hamuru, üzerinde peynirli harç ve en son sebze katı. Kuşkonmazın yanı sıra, enginar, kabak, brokoli benim önerilerim.

Kuşkonmazları temizlerken kalın saplarının bir kırılma noktası oluyor oradan elinizle koparabilirsiniz, sonrasında sapı kalın ise soyucu aparat yardımı ile kenar kısımlarından hafifçe soyabilirsiniz. Taze ve körpe bir kuşkonmaz için ise bu işleme gerek kalmaz sap kısmı da diri ve incedir, bu kuşkonmazları doğrudan kullanabilirsiniz.
Tarifimiz şöyle;


Malzemeler:

-6 parça kare milföy (ben bir de ufak tart yaptığım için 8 parça kullandım, siz malzeme oranını koruyarak tek veya çift veya büyük küçük tart yapabilirsiniz. Ölçü 6 kare içindir)
-1 yumurta
- 100 ml krema
- 1 su bardağı eski kaşar peyniri rendesi
- 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Az limon kabuğu rendesi
- 2 yemek kaşığı pişmiş pırasa (3-4 dal ince doğranmış pırasayı zeytinyağında kavuruyoruz)
- Tuz, karabiber 
- 10-12 dal kuşkonmaz

Yapılışı:

Öncelikle milföy tabanımızı hazırlıyoruz. Bunun için işlem öncesi yarım saat kadar oda sıcaklığında beklettiğimiz milföy karelerini bir araya getiriyoruz. Bunun için yağlı kağıt üzerinde merdane yardımı ile hafifçe birleşmelerini sağlayarak üzerinden geçiyoruz. (Aynı yağlı kağıt ile pişirmeyi de yaptım, bu şekilde daha kolay çalışılıyor.) Milföyün soğuk ve hafif donuk halde olması gerekiyor aksi halde üzerine bastırıp çok açılabilir ve bu durumda kabarmaz. Bir araya getirdikten sonra, hamura bir çerçeve belirleyip çatal yardımıyla delik açıyoruz. çerçevenin iç kısmını da çatal ile delip, çerçeve dışına yumurtamızın sarısını sürüyoruz ve önceden ısttığımız 180 derece fırında 30 dakika kadar pişiryoruz. Orta kısmı delmemizin sebebi sonrasında bu bölüme iç malzemelerimizi koyacağız ve bunun için hafif bir çukur oluşturmak istiyoruz. Ortasındaki deliklere rağmen milföy yine de kabaracaktır, kabaran yerleri çatal ile bastırarak kenar yüksekliğini koruyoruz. 


Milföy taban soğurken, taban harcımızı hazırlıyoruz. Bir kase içinde, kalan yumurta sarısı ve beyazını, kremayı, peynir rendesini, tuz, karabiber ve limon kabuğu rendesini karıştıryoruz.( Limon kabuğu rendesi yerine kişlere ve kremalı karışımlara yakışan muskat rendesi de kullanabilirsiniz.) Ben karışıma biraz daha lezzet vermek için önceden pişirdiğim pırasayı da ekledim. Pırasa yerine aynı şekilde pişirdiğiniz kuru soğan veya pişmeden ekleyeceğiniz 2-3 dal taze soğan veya frenk soğanı da kullanabilirsiniz. Dilerseniz sadece peynirli karışımın üzerine de koysanız yine çok lezzetli bir tart olacaktır.


Tart taban harcı hazır olunca milföy tabanın içine kaşık yardımıyla yayıyoruz. Sonrasında ise kuşkonmazlarımızı ekleyip, fırça yardımıyla kuşkonmazların üzerine zeytinyağı sürüyoruz ve yine ısınmış olan fırına veriyoruz. 25-30 dakika 170 derecede pişmesi yeterli olacaktır. Eğer kuşkonmazların çok pişmesini istemezseniz, iç harcı 15 dakika pişirip sonrasında ekleyebilirsiniz. 


Not: Tart tabanı olarak sayfamda yer alan kiş tabanlarını da kullanabilirsiniz. Diğer kiş tariflerime buradan ulaşabilirsiniz.





Devamını Oku...

20 Nisan, 2018

ZEYTİN PİYAZI






Zeytin piyazı son dönemdeki kahvaltı sofralarımın vazgeçilmez tariflerimden biri. Kolay ve lezzetli bir tarif, kahvaltıyla sınırlamak da doğru olmaz, salata veya meze olarak pek çok sofraya yakışır. 
Tarifin tek zor tarafı zeytinlerin çekirdeklerini çıkartmak, bunun için vişne çekirdeği çıkarılan aleti kullanabilirsiniz. Tüm zeytinlerde başarılı olamasamda büyük kısmını ben bu şekilde çıkardım, kalanları ise mecburen elimle çıkardım. Piyazı önceden hazırlama isterseniz sadece soğanı eklemeyin, hatta sosuyla beklediği zaman daha güzel oluyor. Taze soğan veya frenk soğanı servis öncesi eklenebilir. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (6 kişilik)

- 300 gr çekirdeği çıkarılmış kırma yeşil zeytin
- 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz içi
- 1 çay bardağı ayıklanmış nar
- 9-10 dal maydanoz
- 1 adet kapya biber
- 1 adet sarı biber
- 1-2 dal taze soğan veya frenk soğanı (kullanılmayabilirsiniz)

Sosu için:

- 2/3 çay bardağı zeytinyağı
- 1/3 çay bardağı nar ekşisi
- Tuz

Yapılışı:

Zeytinleri irice doğruyoruz. Ufak ufak doğradığımız biberleri ve ince doğradığımız maydanozları ekliyoruz. Nar tanelerini ve ceviz içini de ekliyoruz. Sosunu da ekleyip iyice karışmasını sağlıyoruz. Ben bir gece önceden hazırlıyorum ki, sos malzemelere iyice geçsin. Eğer soğan kullanacaksanız, servise yakın bir zamanda eklemenizi tavsiye ederim, böylece soğan kokusu sinmez. Ben hem soğanlı hem de soğansız yaptım tarifi, açıkcası, zeytin, ceviz, nar, nar ekşisi ve bol zeytinyağı ile o kadar leziz oluyor ki, taze soğan tamamen damak tadınız arıyorsa eklenebilir. Afiyet olsun...




Devamını Oku...

17 Nisan, 2018

SÜT REÇELLİ CHEESECAKE - DULCE DE LECHE CHEESECAKE

Dulce de Leche Cheesecake...Yani süt reçelli peynirkeki. Sayfamın sıkı takipçileri bilirler, ben cheesecake seven ve çeşit çeşit yapan biriyim. Blogdaki cheesecake dosyasını inceleyip, beğendiğinizi deneyebilirsiniz. Hepsi evimde defalarca yaptığım lezzetler. zaten bir kez bir cheesecake deneyip, kendi ortamınızda tutturduysanız korkmayın, yeni çeşitlerini deneyin. 

Benim cheesecake hikayem böyle, limonlu ve tahin pekmezli ile başlayan yolculuğum, süt reçelli, güllüye çeşitlendi ve brownie ve tiramisu ile de bir araya geldi. son günlerde ise orjınal bir yanık cheesecake reçetesi denemeleri yapıyorum, bakalım tam kıvamı yakalayabilecekmiyim:)

Bugünün tarifine dönersek, blog kızları toplantılarımızı biliyorsunuz. bu fotoğraflar o günlerden birinden, masadaki herkesten tam not aldığı yetmezmiş gibi, birimizin şeker diyetini de bozmuş bir lezzet. Kaynağı da adında saklı olan dulce de leche, bu tarifi yani süt reçelini daha önce bloga yazmıştım, (buradan ulaşabilirsiniz) Karamel bildiğiniz gibi bir lezzet bombası, cheesecake ile bir araya gelince nefis bir tatlı oluyor. Klasik cheesecakelerde olan peynir biraz daha kaybolup yerini bu karamele bırakıyor. 

Tarifimiz şöyle;


Malzemeler: (20-22cm'lik kalıp için)

- 600 gr krem peynir
- 200 ml krema
- 4 adet yumurta
- 3/4 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı süt reçeli
- 75 gr tereyağ
- 1 paket yulaflı bisküvi (taban için)
- 4 tatlı kaşığı mısır nişastası (taban için)

üzeri için:

- 3 yemek kaşığı süt reçeli
- Ceviz içi ve bulabiliyorsanız Hollanda'nın ünlü waffle'larının miniklerinden:)




Chhesecake'in başında bekleyen sabırsız minik de Yağmur'cum:)

Yapılışı:

Öncelikle cheesecake'in bisküvi tabanını hazırlıyoruz. Bisküvileri mutfak robotunda ya da döverek kırıntı haline getiriyoruz ve erittiğimiz tereyağı ile iyice karıştırıyoruz. Kalıbının kenarlarını fırça yardımıyla yağlayıp, tabanına pişirme kağıdı yerleştiriyoruz. Bisküvi karışımını kek kalıbının tabanına boşaltıp, her tarafta eşit yüksekliğe gelecek şekilde bastırıyoruz ve buzdolabına kaldırıyoruz.Karıştırma kabımıza krem peyniri, mısır nişastası ve toz şekeri ekleyip mikser ile çırparak kalın bir krema kıvamına getiriyoruz. Yumurtaları birer birer bu karışımın içine kırarak çırpmaya devam ediyoruz. Bu aşamada dikkat etmemiz gereken şey, yumurtaları çok fazla çırpmamak, aksi halde kekimizin üstünde pişerken çatlaklar oluşabilir. Son olarak kremayı ve süt reçelini de bu karışıma ekleyip karıştırdıktan sonra kek kalıbının içindeki bisküvi tabanının üzerine döküyoruz.

Önceden 175 derece ısıya getirdiğimiz fırında yaklaşık 10 dakika kadar pişirip, 10 dakika dolunca fırının ısısını 90 dereceye düşürüyoruz ve bu düşük ısıda yaklaşık 60-70 dakika daha pişirmeye devam ediyoruz. Kekin tam ortası ıslak veya parlak değilse pişmiş demektir. Cheesecake'miz oda ısısına gelince buzdolabına koyup, üstünü kapatmaksızın bir gece bekletiyoruz. Ben pişirdiğim cheesecake'i sabah buzdolabına kaldırıp, öğlen süslemelerini yapıp, arkadaşlarıma götürmüştüm. Üzerini süslemek için ayırdığımız süt reçeli çok katı kıvamda ise biraz ılıtmak gerekebilir, hafif ısınınca daha akışkan olacak ve kekimizin üzerini kaplayacaktır. Son olarak waffle ve ceviz içi ile süsleyip servis yapabiliriz. afiyet olsun...




Devamını Oku...

17 Ocak, 2018

KESTANELİ VE ARMUTLU TART




Bu yıla tatlılarla başlıyoruz, öyle de devam etsin diyelim. Kestaneli armutlu tart blog kızları toplantılarımızın bizim evde olan buluşmasında yaptığım tatlı idi. Tarifi hem davetlilerimden, hem de sosyal medyada görenlerden çok istek aldı, tadıda yiyenlerden tam not alınca yazmak şart oldu. 


Buluşmalarımızı takip edenler hatırlar belki, biz yıllardır kime davetli isek, her birimiz menüye bir yiyecek ile katkıda bulunuyorduk, bu yıl ise bu uygulamamızı değiştirdik ve ev sahibi kendi yaptığı lezzetler ile misafirlerini ağırlar hale geldi. İlk uygulama ise bendeki davette oldu. Hal böyle olunca menüye önceden karar verip, plan yapmış olsam da işler tersliklerle aksayınca plandan geri kaldım ve tartın yapımına cuma gecesi sıra geldi ve pişirip yattığımda saat gece 2'yi geçmişti. Ben acaba kötü mü oldu derken, tart gerçekten güzel olmuştu, tabi beraberinde ikram ettiğim tuzlu karamel sosun da etkisi oldu sanıyorum:)

Tartlar bildiğiniz gibi farklı şekillerde hazırlanabilen hamur işleri, tatlı ve tuzlu olabileceği, üzerinde sadece krema ve meyve veya hamur parçaları olabiliyor, bazıları da benim yaptığım gibi üstü de kapalı (kısmen veya tamamen) olarak hazırlanıyor. Kare, yuvarlak, dikdörtgen ve porsiyonluk kalıplar kullanarak yapmak mümkün. 


Çok sevdiğim tart desenim, instagramda gördüğüm bir tarta aitti. @madamejuju hesabında gördüğüm şekli çok beğenmiştim, elimde minik kalp kalıp da olunca tartımı bu şekilde hazırlamaya karar verdim. Tartımı kare bir kalıbın yanı sıra, ekranda gördüğünüz iki kişilik yuvarlak kalıp ile de hazırladım ve sabah ev halkı tarafından hemen bitirildi.Tarife geçmeden önce beraberindeki tuzlu karamel sos ile ilgili ayrı bir yazı hazırlayacağım, çünkü kullandığım tuzdan da bahsetmek istiyorum. Tart tek başına servis edilebilecek bir lezzet taşıyor ama dilerseniz, süt karameli veya tuzlu karamel sosları ile ikram edebilirsiniz.    

Malzemeler:

Hamuru için:

- 400 gr un
- 250 gr soğuk tereyağ
- 1 yemek kaşığı pudra şekeri
- 1 çimdik tuz
- 2-3 yemek kaşığı soğuk su veya süt


Harcı için:

- 3 adet orta boy armut
- 200 gr haşlanmış kestane
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı tarçın

Yapılışı:

İyi bir tartın sırrı hamurundadır, bu nedenle tüm malzemeleri soğuk olarak kullanmalıyız. Öncelikle un, tuz ve şekeri karıştırıyoruz ve ufak küplere kestiğimiz soğuk tereyağımızı unlu karışıma ilave ediyoruz. Hamurumuzu el değmeden hazırlamak bir diğer kritik nokta, çünkü el ısısı ile yağın yumuşamasını istemiyoruz. Bu nedenle mutfak robotu, rondo, el değmeden kullanılabilen hamur karıştırıcı veya bıçaktan faydalanabiliriz. Malzemeler bu şekilde karıştırılırken kum taneleri gibi olacaklar. Kum taneleri biraz irileşince soğuk su veya sütümüzü ekliyoruz  (ben genelde su kullanırdım ama bu tart için süt kullandım) ve yine el değmeden karıştırmaya devam ediyoruz. Sıvı eklemesi ile hamurumuz toparlanmaya başlayacak ve son aşamada çok el ısımızı vermeden, parmak uçlarımızı kullanarak hamuru bütün hale getiriyoruz ve streç fime sarıp buzdolabında 1-2 saat bekletiyoruz, vaktiniz yoksa buzlukta 20-25 dakika tekrar soğumasını ve dinlenmesini sağlıyoruz. Bu hamuru 1 gün önceden de hazırlayıp, buzdolabında bekletebiliriz.

İç harcı için; armutlarımızı iri küpler halinde doğruyoruz ve üzerine şeker ve tarçını ekleyip, ocağa alıyoruz. Pişirme sırasında şekerler eriyip, armutlar yumuşayacaklar ama tamamen erimesine izin vermeyeceğiz. Ocaktan aldıktan sonra önceden haşlayıp, soyduğumuz ve iri parçalı ezdiğimiz kestanemizi de ilave edip, hepsini karıştırıyoruz ve soğuması için bırakıyoruz. 
Soğumuş ve dinlenmiş olan hamurumuzu buzdolabından alıyoruz ve iki parçaya ayırıp, ilk parçasını unladığımız düz zeminde, yine unladığımız merdane ile açıyoruz. (ilk parçayı hazırlarken diğer parçayı buzdolabında bekletelim) Bir diğer yöntem olarak unladığımız yağlı kağıdın arasında da açabiliriz ki ben bu şekilde çalıştım. Hamuru açarken, büyüklüğünü ve şeklini pişireceğimiz kalıba göre ayarlıyoruz.(Ben kare bir kalıp kulandığım için bu şekilde açmaya çalıştım) Hamur 1 cm kadar incelince kalıbımızın tabanına merdaneye sararak dikkatlice yerleştiriyoruz ve kenar fazlalıklarını bıçak veya el ile alıyoruz. Hamurumuzun diğer parçasını da aynı şekilde açıyoruz ve üzerinde yapmak istediğimiz desene göre kalıplar yardımıyla ve bıçak ile şeritler keserek şekillendiriyoruz. Tart kalıbındaki birinci katın üzerine iç harcımızı yaydıktan sonra ikinci kat hamurumuzu dikkatlice üzerine yerleştiriyoruz ve yine fazlalıkları alıyoruz. Tartımızı önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz ve fırından alıyoruz.  Soğuduktan sonra çok az pudra şekeri serpiştirerek servis ediyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

10 Ocak, 2018

CREME BRULEE - BURNT CREAM - KREM BRULE

2018 yılının ilk yazısı güzel bir tatlı ve keyifli bir film ile olsun...

Geçtiğimiz cuma akşamı eşim birlikte izlememiz için güzel bir film seçmişti, bu film "Paris Can Wait" (Paris Bekleyebilir) isimli başrolünde Diane Lane'in olduğu bolca gastronomik sahne içeren çok güzel bir filmdi. Diane Lane "Under The Tuscan Sun" filmi ile hali hazırda çok beğendiğim bir oyuncudur bu film ile sevgimi daha da pekiştirdi. Fransa'da geçen, oldukça güzel görüntüler eşliğinde ilerleyen, bolca yemek yenilen, tarih ve doğanın buluştuğu sahneleri ile bu keyifli filmi izlemenizi tavsiye ederim. 

Neyse asıl konumuza gelelim. Filmde kahramanlarımız sıkça çok iyi ve ünlü restoranlarda yemek yiyorlar ve bu yiyeceklerin hepsi nefis görünüyor. Filmi izlerken hissettiğim duygu hadi Neslihan kalk mutfağa gir ve güzel bir şeyler pişir oldu. Film geç saatte bitince arzumu sabaha bırakıp uyudum. Sabah ise ilk işim kahvaltı öncesi creme brulee (krem brule) veya diğer bilinen adıyla "burnt cream" yani yanık krema diye bilinen aslında son derece pratik ve lezzetli olan bu tatlıyı yapmak oldu. 


Blogda daha önceden yazdığım bir krem brule tarifi mevcut ama cup ölçüsü ile yazdığım bu tarifi, bu güzel film eşliğinde güncellemek ve önceki yazımda yer alan ilginç bir bilgiyi biraz daha genişleterek tekrar paylaşayım istedim. Krem brulenin kökeni neresidir konusunun tartışmalı olduğunu, Fransız Mutfağı'ndan bir tarif olarak bilinmekle birlikte aslında İngiliz ve İspanyol olduğuna dair yerinde iddialar bulunduğunu söyleyebilirim. İspanya'ya gidenleriniz crema catalana diye nam salmış olan tatlının aslında krem bruleye çok yakın bir tarif olduğunu farketmişlerdir. 



Creme Catalana da krem brule gibi aslında "custard cream" diye geçen, temel olarak süt ve yumurtadan yapılan muhallebi, krema  gibi düşünebileceğimiz bir baz taban üzerinde şekerin karamelize edilmesiyle yapılan bir tatlı. Aralarında malzeme ve yöntem açısından ufak farklar mevcut. Creme Catalana toprak kaplarda, süt ve krema karışımı ile nişasta eklenerek yapılıyor ve geleneksel olarak üzerindeki şeker pürmüz yerine kızgın demirler ile yakılıyor. Genellikle portakal kabuğu rendesi ve tarçın ile aromalandırılıyor.   



Krem bruleyi de farklı aromalar ile hazırlamak mümkün ama klasik olarak vanilya ile aromalandırılıp, krema ile hazırlanıyor. Krem brule için de sütün eklendiği tariflere rastlayabilirsiniz ama krema ile yapıyorum. Aromaya gelince bize özel olarak damla sakızlı olabilir, meyve kabukları rendesi ve tarçın, karanfil gibi baharatlar olabilir ama bu tatlı için en klasik hali en lezzetli hali diyebilirim. 



Fotoğraflarda yapım sürecine ilişkin aşamalar var, bir kaç püf noktasına dikkat ederek bu lezzetli tatlıyı kolayca evde yapabilirsiniz. Ayrıca bu tarifin videolu hali uzman tv'deki hesabımda mevcut verdiğim linkden izleyebilirsiniz. Ölçüler kişi bazında olduğu için farklı gelebilir, oradaki tarif 4 kişilik, burada yazdığım 6 kişilik, porsiyonlamayı kendinize göre ayarlayabilirsiniz. 


Malzemeler: (6 Kişilik)

- 600 ml krema
- 2/3 su bardağı şeker
- 6 yumurta sarısı
-1,5 çay kaşığı doğal vanilya özü (bir vanilya çubuğunun taneleri)
- Üzeri için 6 çay kaşığı esmer veya beyaz şeker

Yapılışı:


Kremamızın içine vanilya özütünü veya bıçakla kesip içini çıkardığımız vanilya çubuğunun tanelerini koyup, aromanın kremaya geçmesi için ısıtıyoruz. Kaynama noktasına gelmeden ocaktan alıyoruz. Ayrı bir karıştırma kabında, yumurta sarısı ve beyaz şekerimizi çırpıyoruz. Ilınmış olan kremamızın içine ekleyip iyice çırpıyoruz. Vanilya taneciklerini almak için süzgeçten geçiriyoruz. Karışımımızı ufak fırın kaplarına boşaltıyoruz ve karışımın üzerinde oluşan kabarcıkları, söndürüyoruz. Fırın kaplarını içine koyacağımız tepsimizin tabanına ıslak bir havlu yerleştiriyoruz ve fırın kaplarını koyuyoruz. (Krem brule için en uygun fırın kabı fotoğrafda gördüğünüz daha yayvan olan yuvarlak kaptır, kremanın daha kolay pişmesini sağlamak için tercih edilir, ama benim yaptığım gibi farklı kaplarda da çok kalın olmayacak şekilde pişirebilirsiniz.) Tepsimizin içine kapların yarısına kadar gelecek şekilde kaynamış su koyup, önceden 160 dereceye ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişiriyoruz. Fırından alırken kremamız hala jöle gibi sallanıyor olacaktır. Tepsiden aldığımız fırın kaplarımız soğuyunca buzdolabında iyice soğuyup kıvamı katılaşana kadar 3-4 saat  dinlendiriyoruz. Sonra üzerlerine 1’er çay kaşığı toz şekeri serpiştirip pürmüz ile yakıyoruz. Şekeri daha fazla veya daha az yapmak mümkün, arttırırsanız üzerindeki tabaka kalınlaşacaktır, ben daha ince kıvamda tercih ettiğim için 1 çay kaşığını yeterli buluyorum. Eğer pürmüzünüz yoksa aynı şekilde şekeri serpiştip, ısıntılmış 180 derece fırınınızın üst ızgarasanı yakın olarak yerleştirip sadece üstten pişirme yaparak, şeker eriyip, karamelleşene kadar pişirebilirsiniz. Bu aşamada çok dikkatli olun, çok çabuk pişebilir, yanmaması için kontrollü olamakta fayda var. Sonrasında tatlımızı buzdolabında tekrar soğutup, servis yapıyoruz. Tatlımızın en iyi servis zamanı da şeker karemalizasyonu sonrası tekrar soğutma yaptığımız zaman oluyor, çünkü eğer uzun süre beklerse üzerindeki şeker yumuşamaya başlıyor ve üst tabakada olması gereken çıkırtı kayboluyor. Afiyet olsun…

Devamını Oku...

31 Aralık, 2017

YENİ YILA ERKEN MERHABA - HOŞGELESİN 2018


Nereden başlasam nasıl anlatsam bilemedim ama yeni yıla girmeden önce paylaşmalıyım diye geçtim bilgisayar başına. Instagram takipçilerimin bildiği gibi geçtiğimiz cumartesi evimizde erken yeni yıl yemeği vardı, aile büyüklerimiz ile birlikte 2 de çocuk toplam 10 kişi güzel, huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir 2018 temennisi ile soframın etrafında buluştuk. 

Davet tarihimiz kesinleşince hep yaptığım gibi önce menümüze karar verdim ve böylece ilk defa bütün hindi pişirmek gibi iddialı bir işe de soyunmuş oldum:) Menü netleşince, sofra düzenine karar verdim, daha önceki yılbaşı sofralarımda kırmızı ve toprak rengi üzeri yeşil tercih etmiştim. Bu defa beyaz üzerine çoban püskülü (yeşil yaprak kırmızı meyveli olan çalı türü bir bitkiden adını alan desen) nakışlı örtü ve peçetelerimi tercih ettim. Yılbaşının vazgeçilmezi kokinalar, kırmızı karanfiller ve yeşil ponpon çiçekler ve nar masamızı süsledi, minik bir zincir ışık ve tealightlar  aydınlattı.

Yemek takımımın tatlı için olan tabağı yılbaşı konseptine uygun olarak çam ağacı desenliydi ve suplaların üzerinde tabaklar 3 farklı boy olarak sıralandı. 



Mezeler ve anayemek olduğu için çift çatal bıçak servisi hazırladım ve bıçaklarımı narlı bıçaklığımın üzerine yerleştirdim.


Beni takip edenler bilir, peçete katlamalarım ünlüdür ama bu defa peçetelerim desenli olduğu için kırmızı çelenk formundaki peçete halkalarını kullandım. 

Kokina, karanfil ve yeşil ponponlar ve minik ışıklı zincir...

Yine ışıklar, kokinalar ve nar...

Aşağıda ise masadaki yerlerimizi belirlediğim isimlikler. Bunlar da yeni yıla çok uygun bir formdaydı. 

Konsepte uyumu peçetelerde de atlamadım:)

Menumüze gelince; önden çilek likörü ve çikolata ikram ettim. 


Masada ise bizleri bekleyen mezeler sırasıyla; Ayvalı ve portakallı zeytinyağlı kereviz,






Pancarlı humus



Kestaneli lahana sarması


Peynir (isli cevizli peynir, cheddar peyniri, provolone-füme italyan peyniri-burrata ve minik mozarella), zeytin (siyah, yeşil ve ızgara) çeşitleri, turşu ve biberiye ile yaptığım çelenk


Kardan adam şeklindeki kalıpta hazırladığım tarifini linkte bulabileceğiniz patates salatası. Süslemeye çok vakit kalmadığı için biraz az oldu ama sizler siyah zeytin, havuç, kırmızı biber ve yeşillikler ile daha farklı bir kardan adam yapabilirsiniz.

Mezelerimizin toplu görünüşü:)



Mezeler sonrası ve hindi öncesi biraz damak tadı değişsin ve ferahlasın diye yaptığım nar sorbe.




Minik shot bardaklarında  ve nar taneleri ile servis yaptım, nane yaprakları koyacaktım ama o yoğunlukta unutmuşum.




Ana yemek olarak yılbaşı menülerinin vazgeçilmezi hindi, bademli, antep fıstıklı pilav ve içinde yer elması, bebek kabak, brüksel lahanasının da bulunduğu fırın sebze vardı.


Pilav için yasemin pirincini tercih ettim aroması nedeniyle, pilavın içinde badem, antep fıstığı haricinde kuş üzümü de vardı ve tabi ki yeni bahar.


Gelelim hindiye; bütün hindi pişirmek biraz maceralı oldu benim için, çünkü ilk defa pişirdim ve sipariş ettiğim daha küçük olmasına rağmen hindi 7.5 kiloydu. Hinditemizlenmiş ve tüyleri ütülenmiş olarak geldi, ben ilk olarak son yıkamasını yaptım ve sonrasında pişirme sırasında kullanacağım yağını hazırladım. Tereyağını tuz, limon ve portakal kabuğu rendesi, sarmısak, taze kekik ve 1-2 dal adaçayı yaprağı ile karıştırdım ve hindinin üzerine ve göğüs kısmında dersinin altına girerek iç kısımlarına iyice yedirdim. Sonra hindinin içine de bu yağdan koyabildiğim kadar, 2-3 parçaya kesilmiş portakal, soğan ve sarmısak ile biberiye koydum. Pişirmek için döküm bir tepsiye koydum, 1 litre su-portakal suyu ve tavuk suyu karışımını döküp, üzerini akıllı folyo (iç kısmı yağlı kağıt dışı alümünyum folyo olanlardan) ile iyice kapattım. Bu şekilde 180 derece fırına koydum ve ilk 5 saat hiç dokunmadım. Sonrasında üzerindeki folyoyu aldım ve dış yüzeyin kızarmasını sağladım. Ama 7.5 kilo hindi için minimum 6-7 saat gerekecektir, bunu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.



Servis telaşı olduğu için güzel bir fotoğraf çekememişim ama fikir verebilir sanırım. Fırından çıkarınca hindiyi ızgara ile tepsiye aldım. Fırın kabında kalan suyu bir derin tavaya alıp, biraz nişasta ve krema ekleyerek gravy sos haline getirdim. Hindiyi ise aşağıda gördüğünüz gibi dilimleyip (misafirlerimden birinin yardımıyla) hazırladığım sos ile servis ettim.


Ana yemeklerin yanında roka, nar, ceviz ve avokadodan oluşan hardal soslu salatam vardı ama maalesef hindinin  servis telaşı sırasında unutmuşum ve büfede kalmış, misafirlerimiz evden ayrılınca farkettim:(

Finalde tatlı olarak pavlova ve makaron vardı, klasik pavlova tabanının üzerine kestaneli bir krema hazırladım ve Münevver Ablamın yaptığı nefis makaronlar ile birlikte, kestane şekeri, frenk üzümü ve biberiye dalları ile süsledim. Makaronlarımızın ise kardan adam olanı kestaneli, çam ağacı şeklinde olanı ise antep fıstıklıydı. Tatlımızın yanında çayımız vardı.



Bu da yemek sonrası biz, Yağmur masanın altına saklandığı için fotoğrafta yok:)


Evdeki yılbaşı köşelerinden ve masamızdan görüntüler. Herkese sağlıkla, keyifle geçen mutlu bir 2018 diliyorum.



Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...