26 Mart, 2009

FARKLI BİR BULGUR PİLAVI

Bulgur pilavını çok severim. Hatta bulgurdan yapılan yiyeceklerin hepsini severim desem yeridir. Pirinç pilavından daha çok tercih ederim ancak her iki pilavda eşit miktarda pişer evimizde.

Bulgur pilavını genelde, yaz domatesi, yeşil biber, patates veya mercimek ile pişiririm. Daha çok da patates ile, yanında mis gibi bir ayranla çok güzel bir ikili oluştururlar. Ancak yakın zamanda denediğim bu pilavı çok sevdim. Yanına pişirdiğim, Hatsum'un gönderdiği nefis mantarla yaptığım sote ile son derece lezzetli bir öğün oldu bize. Biz pilavı mantar ile yediğimiz için sucuk veya et pişirmedim, açıkcası pilavın çok da ihtiyacı olduğunu düşünmedim, ancak tadına zenginlik katmak isterseniz, et ve sucukla da harika olacağından eminim. Ayrıca benim yaptığım gibi, pilavın yanında, karamel kıvamında pişirilmiş kuru soğana "çıntar mantarı" ekleyerek soteleyebilir ve bu şekilde servis yapabilirsiniz. Gelelim tarifimize;


Malzemeler: (4 kişilik)

- 1 su bardağı bulgur
- 1 adet soğan
- 1 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı biber
- 2-3 diş sarmısak
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- 6-7 dal dereotu
- 1,5 çay kaşığı tuz
- 1/2 çay kaşığı karabiber
- Kekik, nane, kimyon ve zerdeçal (istediğiniz miktarlarda)
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1/2 halka sucuk veya 20 gr küçük doğranmış et (isteğe bağlı)
- 1 tatlı kaşığı tereyağ
- 1 çay bardağı bezelye

Yapılışı:

Pilavımızı pişireceğimiz tencerede öncelikle 1 yemek kaşığı zeytinyağımız ile irice doğranmış soğanımızı kavuruyoruz. Kırmızı ve yeşil biberlerimizi de doğrayıp, onları da hafifçe kavuruyoruz. Sonra biber salçamızı ve doğranmış sarmısakları ekleyip, hemen arkasından bulgurumuzu koyuyoruz. Hepsi biraz kavrulduktan sonra 2 su bardağı kaynamış suyu ilave edip, pişmeye bırakıyoruz. İstersek, et veya sebze suyu da kullanabiliriz. Ocaktan almamıza yakın tuz ve baharatlarımız ile doğranmış dereotumuzu ekliyoruz son olarak tereyağını da ilave edip, ocaktan alıyoruz. Ayrı bir tavada pişirdiğimiz et veya sucuğu da servis öncesi pilav tenceremize ekliyoruz. Servis sırasında ise pilavın üstüne, hafifçe sotelediğimiz haşlanmış bezelyeleri döküyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

20 Mart, 2009

SEBZELİ KAPALI OMLET

Kahvaltı daveti soframızdan bir lezzet. Kapalı omleti çok severek yapıyor ve yiyorum:) Hele içinde erimiş peynirler ve sebzeler olunca son derece de doyurucu oluyor. Haftasonu gelirken, kahvaltı sofralarınızı şenlendirecek olan bu tarifi yazmak istedim. Daha öncede kapalı omlet yapmıştım kahvaltı davetlerinde ama tarif yazmaya gerek duymamışım. (Geçen yıl ratatuy filminden sonra, oradaki aşçı fare Remi'nin nefis omletinden etkilenerek-o zaman sade omleti kapalı yapmıştım) Ama bu omlet yiyen herkesten tam puan alınca sayfama eklenmiş oldu. Ben evdeki ve sevdiğimiz sebzelerle hazırladım. Yumurtaya sevdiğimiz için dereotu ve maydanoz ekledim. Aynı şekilde ıspanak ve roka da kullanılabilir. İçine konulacaklar ise sınırsız bence; mantar, havuç, kabak, zeytin, domates, her çeşit peynir...Omletimizin tarifi şöyle;

Malzemeler: (5 kişilik)

- 1 çay kaşığı tereyağ
- 5 yumurta
- 1/2 çay bardağı süt
- 1 çay kaşığı tuz
- 1/2 çay kaşığı karabiber
- 7-8 dal dereotu
- 7-8 dal maydonoz
- 1 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı biber
- Yarım sarı ve turuncu amerikan biberi
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
- 1-2 dal biberiye

Yapılışı:

Omletimizi hazırlamak için öncelikle içine koyacağımız biberlerimizi pişiriyoruz. Bunun için jülyen doğradığımız yeşil, kırmızı, sarı ve turuncu biberlerimizi, 1 kaşık zeytinyağımızda, hafifçe pişiriyoruz. Biberlerimiz yumuşayınca ocaktan alabiliriz. Biberlerimiz ılınırken, maydonoz ve dereotlarımızı ince ince kıyıyoruz. Yumurtalarımızı, sütümüzü, tuz ve karabiberimizi iyice çırptıktan sonra, maydanoz ve dereotumuzu ekleyip, tekrar karıştırıyoruz. 1 çay kaşığı tereyağımızı erittiğimiz büyükçe bir tavaya, omlet karışımımızı döküyoruz ve her iki tarafını çevirerek yumuşak kalacak şekilde pişiriyoruz. Son olarak, biberlerimizi ve kaşar peyniri rendemizi omletin yarısına koyup, diğer yarısını üzerine kapatıyoruz ve ocaktan alıyoruz. Omletin ve tavanın sıcaklığı ile kaşarlarımız eriyecek. Sıcakken dilimleyerek biberiye ile süsleyip servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

18 Mart, 2009

MISIR UNLU ÇÖREKLER


Dünyanın En Güzel Kurabiyeleri kitabından uyralanmış bir tarif... Son derece lezzetli, ekmek yerine, tuzlu kek, muffin yerine geçebilecek, kahvaltılara, çay saatlerine keyif verecek bir çörek. Temel hamur kitaptaki ile aynı ama oradaki çörekler pastırmalı yapılmıştı, ben farklı bir uygulama yapmış oldum. Eklediğim malzemeler doğaçlama oldu, siz benim tarifimle veya zeytin, kekik, peynir, fesleğen çeşitlemeleriyle yapabilirsiniz. Tarifin orjinal hali için hafifçe pişirilmiş pastırmaları da kullanabilirsiniz. Eğer pastırmalı yaparsanız benim tavsiyem biraz da kaşar peyniri eklemeniz. Mısır ununun verdiği lezzetle yaptığım bu pratik çöreğin tarifi şöyle;
Malzemeler: (12-14 adet)

- 100 gr tereyağ (eritilip soğutulmuş)
- 2 yumurta
- 1 su bardağı süt
- 1 tatlı kaşığı şeker
- 1/2 çay kaşığı tuz
- 1,5 su bardağı mısır unu
- 1 su bardağı beyaz un
- 1 paket kabartma tozu
- 2 yemek kaşığı ince doğranmış kurutulmuş domates
- 1,5 su bardağı küp şeklinde doğranmış beyaz peynir ve kaşar peyniri karışımı
- 3-4 dal ince kıyılmış dereotu

Yapılışı:

Un, kabartma tozu, şeker ve tuzu geniş bir kasede karıştırıp, mısır ununu da ekleyip, kabımızın ortasına havuz yapıyoruz. Sütümüzü ılık olana kadar ısıttıktan sonra, ayrı bir kasede hafifçe çırptığımız yumurtaların üzerine ilave ediyoruz. Daha sonra eritilmiş tereyağımızı ekleyip, karıştırıyoruz. Sıvı karışımımızı un kabımızın ortasındaki havuza döküp, tüm malzemeler iyice karışana kadar harmanlıyoruz. (Mikser kullanmıyoruz) Son olarak kurutulmuş domates, dereotu ve peynir karışımımızı ekleyip, karıştırıyoruz ve muffin kaplarına boşaltıyoruz. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20 dakika kadar, sarı bir renk alana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

11 Mart, 2009

KAHVALTI DAVETİ

Blogumun 2. yaş açılış yazısını keyifli bir sofranın görüntüleri ile yapıyorum. Bir süre önce evimizde 5 kişilik bir kahvaltı davetinde buluştuk sevdiklerimizle. Soframızın hem göze hem de midelerimize hitap etmesi için gerekli hazırlıkları yapmaya çalıştım. Güzel bir günün resmini de sizlerle paylaşmak istedim, hepimizin işine yarayabilecek minik öneriler eşliğinde. Bu nedenle mısır unlu çöreklerim bir süre daha kenardan seyredecekler.
Kahvaltı soframızda yeralan lezzetler;
-Peynir tabağı (Çörekotlu, kekikli, biberli ve eski kaşar çeşitleri, rokfor, gouda, tulum, dil, isli peynir ve beyaz peynir)
-Siyah, yeşil ve biberli zeytin
-Kimyonlu domates
-Salam ve jambon ruloları
-Bal ve kaymaktan oluşan ayrılmaz ikili
-Kayısı marmelatı, vişne reçeli, üzüm reçeli, çilek reçeli, incir reçeli ve domates reçeli
-Nutella ve beyaz çikolata
-Ceviz, fındık ve bademden oluşan sağlık 3'lüsü
-Kiraz domates, badem salatalık ve yeşil biber tabağı
-Biberiyeli patates ve fırınlanmış sucuk
-Vişneli ve damla çikolatalı kurabiye
-Briyoş ekmeği, kepekli ekmek ve simit
Kahvaltı soframızda yeralan lezzetlerin çoğunun tarife ihtiyacı yok, limonlu haşhaşlı kek, üzüm, çilek ve domates reçelleri, kimyonlu domates ve taze biberiyeli fırın patatesin tarif linklerini ekledim. Fırın sucuğu kesinlikle tavsiye edeceğim çünkü, sucuğun tüm fazla yağı akarak piştiler ve çok lezzetli oldular. Sucukları yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine 8'e böldüğüm 1 kangalın iç taraflarına bıçakla hafif bir çizik atarak ısınmış fırında pişirdim.
Ekmeklerimin ve sebzeli kapalı omletin tariflerini yakın zamanda sayfamda yayınlayacağım. Kahvaltı lezzetlerimizden vişneli damla çikolatalı kurabiyenin tarifi ise kolayca yapılacak olması nedeniyle yazılmayacak. Bu kurabiye için pudingli kurabiye tarifimi kullanarak, damla çikolatası, kurutulmuş vişne ve kakaolu puding ile yapabilir veya benim yaptığım gibi Dr.Oetker'ın gurme pudingi ile tarifi direkt uygulayabilirsiniz. Afiyet olsun...
Benzer tarifler için aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz.

Devamını Oku...

01 Mart, 2009

ALACARTE 2 YAŞINDA

Blogum 2 yaşında, büyüyor.....

Devamını Oku...

27 Şubat, 2009

PORTAKALLI MERCİMEK ÇORBASI


Portakallı mercimek çorbası da eski tariflerimden biridir. Bu tarifi de herkesin uyguladığı bir tarif olması nedeniyle yazmamıştım ama son zamanlarda konuştuğum bir kaç kişi portakal suyu kullanmadıklarını, tarifi yazmamın güzel olacağını söyleyince paylaşmaya karar verdim. Tarif aslında annemin klasik mercimek çorbası, ben sadece eski iş arkadaşlarımdan birinin önerisi üzerine portakal suyu eklemeye başladım ve en sevdiğim çorbalardan birini elde etmiş oldum. Bu çorbanın lezzet olarak farkı hafif tatlı olması ve portakal aromasını hissettirmesi, eğer sizlere hitap edeceğini düşünüyorsanız mutlaka denemizi öneririm, yoksa da çorbanın bazını normal mercimek çorbası olarak hazırlayabilirsiniz. Sonrasında salça ve nane koymadan blenderdan geçirirseniz "süzme mercimek çorbası" elde etmiş olursunuz. Kısaca aynı tarifle 3 farklı çorba hazırlamak mümkün. Havaların oldukça soğuk geçtiği şu günlerde sanırım hepimiz mutfağında bir tencere çorba kaynıyordur. 1-2 ufak farkla yeni çorbalar için pratik tariflerimiz şöyle;

Malzemeler: (6 kişilik)

- 1 su bardağı kırmızı mercimek
- 1 orta boy soğan
- 1 büyük veya 2 küçük havuç
- 1 orta boy patates
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı nane
- 2 çay kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- 1 çay kaşığı pul biber
- 1 portakalın suyu (1 çay bardağı)

Yapılışı:


Düdüklü tencerimizde veya normal bir tencerede ayıklanıp, yıkanmış kırmızı mercimeğimizi, doğranmış soğanımızı, dilimlenmiş patates ve havucumuzu üzerlerini geçecek kadar su ilave ederek haşlıyoruz. Tüm malzememiz yumuşayınca blenderdan geçiriyoruz. (Bu aşamada çorbamızı yağ ve tuz ilave ederek kaynatıp, gerekiyorsa kaynamış su ilavesi ile kıvamını ayarlayarak, limon ve pul biberle servis edersek süzme mercimek çorbası hazırlamış oluruz.) Ayrı bir tavada zeytinyağımız ile nane ve salçamızı kavuruyoruz ve çorbamızın içine ilave ediyoruz. Tuz ve pul biberi de ekleyip normalden biraz daha yoğun bir kavama gelene kadar kaynamış su ilavesi ile kaynatıyoruz. Çorbamız pişince 1 çay bardağı portakal suyunu ekleyip, karıştırdıktan sonra ocaktan alıyoruz. Servis yaparken portakal dilimleri ve pul biberle süsleyebiliriz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

20 Şubat, 2009

SOYA SOSLU KREMALI TAVUK (EN PRATİK YEMEĞİM)


En pratik yemeğimdir benim "soya soslu kremalı tavuk" aslında. Düşününce de şaşırdım bugüne kadar yazmamış olmama, ablamla konuşurken "senin tavuktan yaptım akşam" dediğinde farkettim ve ilk fırsatta bloga eklemeliyim bu hayat kurtaran pratik yemeği dedim. İşte o gün nihayet geldi:) Eminim bazılarınız benzer tarifler yapıyorsunuzdur ama bilmeyenler için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ben 10 yıldır yaparım bu tarifi, vaktim olduğunda sebzelerle (daha çok mantar, havuç, patates) zenginleştiririm, olmadığında ise aşağıda yeralan tarifle yapıp yanına pilav veya erişte ekleyerek bir öğünü hazırlamış olurum. Ben en pratik hali ile yazdım aynı çerçevede eti baharatlarla zenginleştip pişirerek soya sosu ve krema karışımını eklemek mümkün. Genellikle tavukla hazırladığım tarifi kırmızı etle uygulayabiliriz. Pratik tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (2 kişilik)

- 2 parça tavuk gögüs (kuşbaşı doğranmış)
- 2 yemek kaşığı soya sosu
- 100 ml krema
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ

Yapılışı:

Derin bir tavada eğer varsa wok tavada, kuşbaşı doğranmış tavuk göğsünü sıvıyağda suyunu bırakıp tekrar çekene kadar pişiriyoruz. Sonra soya sosumuzu ekleyip, tavuklarımız sosu çekmeye başlayınca, kremamızı ilave ediyoruz. Kremamız tamamen eriyip, kaynamaya başlar başlamaz tavamızı ocaktan alıyoruz. Yanında benim en çok yakıştırdığım safranlı pilav (yakında tarifini paylaşacağım) veya başka bir pilav veya erişte ile servis yapabiliriz . Afiyet olsun...
Devamını Oku...

12 Şubat, 2009

KURU MEYVELI KURABIYE


Üzerinden zaman geçmiş olsa da tadı hala damağımızda kalan kurabiyelerden biri, malzeme listesi ile sağlıklı bir atıştırmalık olarak kabul etmek de mümkün bu kurabiyeyi. Ayrıca kurabiye malzemeleri ile de oynayabiliriz, kuru meyveleri ve yemişleri çeşitlendirebileceğimiz gibi, normal un yerine kepekli un, pudra şekeri yerine esmer şeker, tereyağ yerine sıvıyağ kullanabiliriz. Kurabiye kavanozlarımızı dolduracak bu güzel atıştırmalığın tarifi ise şöyle;

Malzemeler:

- 250 gr tereyağ (eritilmiş ve soğutulmuş)
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 2 yumurta
- 1 su bardağı iri kırılmış fındık (ceviz veya badem de olabilir)
- 1 limonun kabuğunun rendesi
- 1 su bardağı doğranmış kuru kayısı ve kuru incir karışımı
- 1/2 su bardağı cekirdeksiz kuru üzüm
- 4 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya

Yapılışı:

Un ve kabartma tozu haricindeki tüm malzemelerimiz karıştırıp, kabartma tozumuzu ekledikten sonra unumuzu parça parça ilave edip, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurup, ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, elimizde yuvarlayarak şekil veriyoruz. Önceden ısıtılmış 160 derece fırında üzeri beyaz kalacak şekilde 25-30 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

08 Şubat, 2009

CAY DAVETI SOFRASI


Bir süredir bahsettiğim çay daveti soframıza sıra geldi nihayet, bu defa sofradaki yiyeceklerin tarifi blogda hali hazırda mevcut, bu nedenle denemek istediklerinizin tariflerine hemen ulaşabileceksiniz.

6 kişilik davet masamızı yine elimden geldiğince süslü hazırladım, ben yiyeceklerin önce göze hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum, tabi lezzeti yerindeyken. Lezzetsiz bir şey muhteşem görünsede yediğimiz zaman bir şey ifade etmez. Lezzet ve görünüm bütünlüğünü sağlamaya çalışarak 5 çayı soframızda şu lezzetlere yerverdim;












-Patatesli Kol Böreği -Ispanaklı Pastırmalı Kiş













(Cevizli kurabiyeleri lorlu kurabiye hamurunun bir kısmının içine ceviz koyarak hazırladım)

- Lorlu Kurabiye -Cevizli Kurabiye












-Havuçlu Lahana Salatası -Kabak Çiçeği Dolması












-Lorlu Biber Sarma -Balkabaklı Kek

Tarifler arasında henüz blogda yeralmayan sadece "lorlu biber sarması", bu tarifte son derce pratik, hem meze hem aperatif olarak hazırlanabilir. Közlenmiş kırmızı biberleri uzunlamasına ikiye kesip, geniş taraflarına hazırladığımız harcı koyup, rulo yapıyoruz ve frenk soğanı veya maydanoz sapı ile bağlıyoruz. İç harcını ise lor peynirini, bol kekik, zeytinyağı, tuz ve pul biber ile tatlandırarak hazırlıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

31 Ocak, 2009

AŞURE


Aşure...Türk mutfağının en eski tatlılarından biridir. Aşure günü ise hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür. Ben maalesef bu günü kaçırdım, aşurem biraz gecikmeli de olsa komşularımın ve sevdiklerimin sofrasında yerini aldı ama tarifim geride kaldı. Ama hala yapmamış olanlar varsa diye ve önümüzdeki yıl için arşivde yerini alması amacıyla aşuremin tarifini yazmak istedim. Ön hazırlıkları nedeniyle zahmetli görünen, aslında çok zor olmayan bu nefis tatlının benim uyguladığım tarifi şöyle;

Malzemeler: (15 kişilik)

- 1,5 su bardağı aşurelik buğday (dövme/yarma)
- 1 su bardağı nohut
- 1 su bardağı fasülye
- 1 çay bardağı pirinç
- 2,5 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı süt
- 8 adet kuru incir
- 1 çay bardağı kuru üzüm
- 1 çay bardağı kuru kayısı
- 1/2 çay bardağı kuş üzümü
- 1/2 çay bardağı dolmalık fıstık
- 1 portakal kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı fındık
- 1 büyük veya 2 küçük parça çubuk tarçın
- 1 adet elma

Üzeri için:

-1/2 narın tanesi
-İri kıyılmış ceviz
-File badem
-File fındık
-File fıstık
-Toz antep fıstığı
-Hindistan cevizi
-Toz tarçın
-Kuş üzümü
-Dolmalık fıstık

Yapılışı:

Aşureyi pişirebilmek için bazı ön hazırlıklar yapıyoruz. Aşurelik buğdayımızı, fasülyemizi ve nohutumuzu ayrı kaplarda önceden 1 gece suda bekletip, sonra düdüklü veya normal tencerede ayrı ayrı haşlıyoruz. Nohut ve fasülyenin fazla sularını süzüyoruz, ancak buğdayın suyu içinde kalıyor ve hazırlıklar tamamlanana kadar iyice şişiyorlar. 2. aşama olarak tahıllarımız beklerken pirincimizi ılık suda bekletiyoruz. Kuru kayısılarımızı ve üzümlerimizi de sıcak suda bekletiyoruz. İncirlerimizi ise hafifçe haşlıyoruz. (Böylece aşuremizin kararmasını önlemiş oluyoruz). İncir ve kayısı ılınırken, portakal kabuğumuzu rendeliyoruz. İncir ve kayısılarımızı da çok ufak olmamak üzere doğradıktan sonra, aşuremizi pişirmeye başlayabiliriz.
Aşure için büyükçe bir tencere içine buğdayımızı ve 2 litre suyumuzu ilave ediyoruz. Tenceremiz kaynamaya başlayınca fasülye ve nohutumuzu, sonra iyice yıkadığımız pirincimizi ilave ederek, karıştırarak pişiriyoruz. Baklagiller nişasta içerdiğinden tenceremizin dibinde yapışma olabilir, bunun için karıştırmayı ihmal etmememiz gerekiyor. Karışımımız kaynamaya başlayınca, kuru üzüm, dilimlenmiş kuru kayısı ve kuru incirimizi ve çubuk tarçınımızı ekliyoruz. Daha sonra sütümüzü ve arkasından şekerimizi ilave ediyoruz ve karıştırarak kaynatıyoruz. Aşuremizin şekerini ve kıvamını, tadına bakarak kontrol ettikten sonra, ufak dilimlenmiş elmamızı, portakal kabuğu rendemizi, kuş üzümlerimizi, fındığımızı (bütün halde), dolmalık fıstığımızı ekleyip, karıştırıyoruz ve tekrar kaynayınca ocaktan alıyoruz. Biraz ılındıktan sonra servis kaselerimize paylaştırıyoruz. Biraz da tabaklarda ılınan aşuremizin üzerini çok soğumadan süslüyoruz. Bunun için olmazsa olmaz nar tanelerimizi, tarçınımızı ve evimizde bulunan öneri olarak yukarıda belirttiğim malzemelerden istediklerimizi kullanıyoruz. Oda sıcaklığına gelince buzdolabına kaldırıyoruz. İsteğe bağlı olarak sıcak veya soğuk olarak servis yapabiliriz. Afiyet olsun...


Not 1 : Aşuremizi pişirirken yanımızda kaynamış su bulundurmamız gerekecek, çünkü karışım kaynadıkça su miktarı azalacak ve azar azar su ilave etmemiz gerekecek.


Not 2 : Nar tanelerinin çıkarılması sırasında etrafa suyunun sıçramasını önlemek için, narı derin bir kabın içinde lavoboda ortadan ikiye kesip, sonra tahta bir kaşığın arkası ile vurarak tanelerin kabımıza düşmesini sağlayabiliriz. Böylece hem nar suyu tanelerin içinde kalacak hem de etrafa çok fazla sıçramayacaktır.
Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...