24 Mart, 2020

MUZLU VE BEYAZ ÇİKOLATALI CHEESECAKE / MAGNOLIA PUDDING CHEESECAKE



Korona günlerinde aş…. Sanırım çoğunuz bilir Gabriel Garcia Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk” isimli eserini. Kitap aşk, sabır ve acı üzerine, kolera hastalığı kol gezerken 1900'lü yılların başında yaşananları Marquez’in aykırı dili ile anlatır ve filme de uyarlanmıştır. İçinde bulunduğumuz korona günleri sıklıkla bu kitabı hatırlattı bir çoğumuza, korona günlerinde aş, korona günlerinde iş benzetmeleriyle dilimize dolandı. Benim sıklıkla kullandığım ise tahmin edebileceğiniz gibi aş kısmı. Evde kaldığımız ve tüm ailenin birlikte olduğu şu günler mutfağın mesaisini doğal olarak arttırdı. Her ne kadar sağlıklı beslenme çabasında olsam da, arada iştahımıza yenik düştüğümüz zamanlar oluyor. Geçen haftasonu da bunlardan biri yaşandı ve canım cheesecake istedi. Uzun süredir yapmamıştım ve ev halkı ile birlikte nasıl bir cheesecake olsun diye kitaplarımı karıştırmaya başladık. Ahududu ve beyaz çikolatalı bir tarif ile muzlu ve karamelli bir tarif öne çıkınca ben de ikisinin karışımı ile bir cheesecake uygulamaya karar verdim. Hatta aklıma magnolia tarifim geldi ve o tariften de esinlenerek banana puddingcheesecake uyarlamasını oluşturdum. Evde az miktarda yurt dışından gelmiş orjinal magnoliabisküvilerinden de olunca, işim kolaylaştı. Sonuç hepimizi mutlu etti, beyaz çikolata, süt reçeli ve muzun başka bir sonuç doğurması beklenemezdi.

Beni ve sayfamı takip edenlerin çoğunun bildiği gibi cheesecake konusunda iddialıyımdır. Hem çok severim hem de iyi yaparım, pek çok çeşit yapmış olsam da bugüne kadar muzlu bir cheesecakeyapmamıştım. Ama içine koyacağım malzemeler beni teşvik etti ve bu güzel tarif ortaya çıktı. Kızım Yağmur ile birlikte mutfağa girdik ve tatlımızı pişirdik. Yağmur bisküvi kırma, muz doğrama, çikolatayı parçalama ve peynirleri çırpma konusunda aktif rol alınca işim çok kolaylaştı. Tabi evde beyaz çikolata ve süt reçeli bulunuyor olması kararımızı kolaylaştırdı. 


 Malzemeler: (20 cm’lik kelepçeli kalıp için)

-        800 gr krem peynir
-        3 yumurta
-        ¾ su bardağı toz şeker
-        2 tatlı kaşığı mısır nişastası
-        1 paket yulaflı bisküvi
-        80 gr eritilmiş tereyağ
-        200 ml krema (bir kutu)
-        100 gr beyaz çikolata
-    3 yemek kaşığı süt reçeli (tarifine buradan ulaşabilirsiniz)
-       3 adet muz (orta boy, büyük ise 2 adet yeterli olur)
-   15-20 tane bebe bisküvisi veya bulabiliyorsanız orijinal magnolia bisküvisi
-        100 ml krema (üzerine)
-     1 tatlı kaşığı pudra şekeri (üzerine)
-        1 adet muz (üzerine)



Yapılışı:

Önce cheesecake’in tabanını hazırlıyoruz. Kelepçeli kalıbımızın tabanına yağlı kağıt kesip hafif tereyağ sürüp yerleştiriyoruz Rondodangeçirdiğimiz veya bir poşette ezdiğimiz yulaflı bisküvileri eritilmiş tereyağı ile karıştırıp, kalıbımızın tabanına eşit yükseklikte yayıyoruz ve kek harcımız hazır olana kadar buzdolabında bekletiyoruz. Derin bir karıştırma kabında krem peyniri, nişastayı ve toz şekeri ekleyip mikser yardımıyla iyice karıştırıyoruz. 200 ml olan kremanın yarısını kaynama noktasına gelmeyecek şekilde ısıtıyoruz ve içine kırdığımız beyaz çikolataları ekleyip, sürekli karıştırarak çikolatanın erimesini sağlıyoruz ve süt reçelini de ilave ediyoruz. Bu karışımdan 3-4 yemek kaşığı kadar kısmını sonra kullanmak üzere ayırıyoruz. (cheesecake pişince sos olarak kullanacağız) Kalan kısmını ve kremanın diğer yarısını peynirli karışıma ekliyoruz. Son olarak yumurtaları tek tek karışıma ekliyoruz ve her bir yumurtayı eklediğimizde mümkün olduğunca düşük bir hızla az karıştırıyoruz. Bu şekilde cheesecake pişerken yumurta kabarmayacak ve kekimizde çatlak oluşmayacak. Hazır olan harcımızın 3’de birini buzdolabındaki tabanımızın üzerine döküyoruz. Üzerine dilimlenmiş muz ve bebe bisküvilerini diziyoruz. (Eğer normal bebe bisküvisi kullanırsanız 2-3 parçaya kırarak kullanmanızı öneririm.) Bu aşamada Yağmur cheesecake’e biraz kırılmış beyaz çikolata daha ekleyerek kendi dokunuşunu yaptı.



Cheesecake harcımızın kalan kısmının yarısı ile bisküvilerin ve muzların üzerini kapatıyoruz ve tekrar muz ve bisküvi koyuyoruz. Bu ikinci katta yüzeye yakın olduğumuz için daha az muz ve bisküvi koyuyoruz ki, üzerini kapatmak zor olmasın ve cheesecake üstü düz olsun. Peynir harcının kalan kısmını da kalıba döküyoruz ve kalıbı 2-3 kez hafifçe tezgaha vuruyoruz böylece hava kabarcığı olmuşsa sönmesini sağlıyoruz. Cheesecake’imizi önceden ısıttığımız 180 derece fırında 10 dakika pişiriyoruz ve sonra fırının ısısını 100 dereceye düşürüyoruz ve 60 dakika bu şekilde pişiriyoruz. Fırınımızı kapatıyoruz ama cheesecake’içıkarmıyoruz ve 3-4 saat bekletip oda sıcaklığına gelmesini sağlıyoruz. Fırından aldığımızcheesecake buzdolabında en az 5-6 saat mümkünse bir gece beklemeli, böylece içinin kıvamı tam olacak ve dinlendiği için lezzeti daha da artacak. Bekleyen cheesecake’imizi servis için hazırlamaya geçebiliriz. Üstü için listemizde yer alan 100 ml kremayı mikser ile iyice katı bir kıvam alana kadar çırpıp pudra şekerini ekliyoruz. Kremayı cheesecake’in üzerine sürüyoruz ve dilimlenmiş muz ve bisküviler ile süslüyoruz. Son olarak ayırdığımız süt reçelli karışımı kaşık yardımıyla çizgiler oluşturacak şekildecheesecake’in üzerinden akıtıyoruz. Dilimleyerek servis ediyoruz. Afiyet olsun…


Devamını Oku...

21 Mart, 2020

PIRASA VE PATATES ÇORBASI / VICHYSSOISE SOUP

Vichyssoise (vişesuaz diye okunuyor) soup, yani pırasa ve patates çorbası... Adı uzun, yapması kolay ve lezzetli aynı zamanda da bizim damak tadımıza uygun nefis bir çorba. Bu çorba ilk olarak Newyork'daki Ritz-Carlton otelinin Fransız şefi Louis Diat tarafından 1917 yılı yazında yapılmış. Şef büyükannesinin (Fransa'daki Vichy yakınlarında yaşamış olan) tarifini geliştirerek uygulamış ve bu lezzetli çorbayı ünlü bir hale getirmiş. Daha önce de pırasa ve patates ile çorba yapmıştım ama bu çorbayı araştırırken farklı aromalarla lezzet vererek yeniden yaptım ve mutfağımızın sıkça pişenleri arasına girdi. Çorbanın çıkış hikayesinde bahsettiğim üzere çorba bir yaz günü yapılmış olduğu için soğuk servis edilmiş, internette araştıracak olursanız da soğuk çorba olarak pek çok tarifinin bulunduğunu görebilirsiniz. Ben bizim geleneksel çorba anlayışımıza uygun olarak sıcak veya ılık olarak servis etmeyi tercih ediyorum. Çorbanın ünü doğal olarak lezzetinden kaynaklanıyor, çünkü içinde krema, patates ve tavuk/sebze suyu bulunuyor. Patates ve kremanın çorbaya kattığı lezzeti tahmin edebilirsiniz. Fransız mutfağında yine patates ve pırasa ile yapılan başka bir çorba daha var ve genel olarak farkı diğerinin sıcak servis edilmesi.

Kendi ideal tarifime ulaşabilmek için Fransız Mutfağı'nın büyük şeflerinin tariflerini araştırdım. Paul Bocuse ve Julia Child'ın tariflerine baktım. Zaten pek çok tarif, pırasa, patates, et/sebze/tavuk suyu ve krema ile frenk soğanı içeriyor. Paul Bocuse'nin tarifinde ise taze kekik ve maydanoz gibi aromatik otlar da yer alıyordu. Ben de bunları harmanlayarak kendi tarifimi oluşturdum. 

Malzemeler:

- 7-8 adet kalınca pırasanın beyaz kısımları
- 4 adet orta boy patates
- 1 orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı tereyağ veya 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- 3-4 dal taze kekik
- 1 litre tavuk veya sebze suyu
- 100 ml krema
- 3-4 dal frenk soğanı
- Tuz ve beyaz biber

Yapılışı:

Pırasaların en dış kısımlarını soyup, irice doğruyoruz ve yıkıyoruz, ben hem doğrama öncesi hem de doğrama sonrası yıkama yapıyorum, böylece araya sıkışan kum taneleri de temizleniyor. Patatesleri soyup, iri küpler halinde doğruyoruz. Soğanı da soyup irice doğrayıp, hepsini derin bir tencereye alıyoruz ve tereyağ, sadeyağ veya zeytinyağını ekleyip, hafifçe kavuruyoruz. Sonra kekik dallarını, muskat rendesini, tavuk / sebze suyunu ve aynı miktarda içme suyunu ilave ediyoruz. Son olarak tuzunu ve beyaz biberi ekleyip (çorbanın rengi beyaz kalsın diye tercih ediyorum yoksa az miktarda normal karabiber koyabilirsiniz veya hiç koymayabilirsiniz) kapağını kapatarak kaynamaya bırakıyorum. Kaynama sonrası 15 dakika kadar pişirip ocaktan alıyorum ve kekik dallarını içinden çıkardıktan sonra, blenderdan geçiriyorum. Son olarak kremayı, 2 kaşık kadar ayırdıktan sonra içine ilave edip karıştırıyorum. Çorbayının üzerine ince kıyılmış frenk soğanlarını ve ayırdığım kremayı ekleyip sıcak veya ılık olarak servis yapıyorum. Evde taze krema varsa servis için onu tercih ediyorum. (Taze krema orjinal ismiyle creme fraiche normal kremanın kefir veya yoğurt ile fermente edilmesi ile oluşan nefis bir lezzettir ve yine Fransız Mutfağı'na aittir.) Bu çorba yazın soğuk olarak da servis yapılabilir. 

Not 1: Tavuk veya sebze suyunuz yok ise çorbayı normal su ile de yapabilirsiniz, bu haliyle de çok lezzetli oluyor, evde olmadığı zaman ben de sadece su ile yapıyorum.
Not 2: Çorbayı misafir için hazırlarsam krema konusunda netim, çorbayla dengeli miktarda krema mutlaka olmalı ama sadece kendimiz için pişiriyorsam, krema miktarı azalıyor veya sadece servis sırasında ekliyorum.
Not 3: Frenk soğanı taze soğana benzeyen ama çok daha ince dallara sahip tat olarak da soğan ve sarmısak arası bir yeşillik.
Not 4: Sanırım hepimizin hayatında izler bırakacak bu günler, kendi kendimizi karantinaya aldığımız, korona virüsünün insanlığı yoğun bir şekilde etkildediği tarihi günlerden geçiyoruz. Kayda geçirmek için buraya da ekliyorum.
Not 5: Evde kaldığımız için biraz daha karbonhidrat yüklü gıdalara yönelme oldu hepimizde, o nedenle bağışıklığımızı güçlü tutacak sağlıklı besinler, bolca sebze ve meyve yemeliyiz. Sayfamda pek çok çorba tarifi mevcut, incelemek isteyen buraya tıklayarak bakabilirler.

Afiyet olsun & sağlıklı günler


Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...