16 Mayıs, 2013

PEYNİRLİ TOP BÖREK ( TOP TOP BÖREK)



Top börek, bundan birkaç ay önce Yasemin'in oğlu Sencer için hazırladığı doğumgünü partisinin lezzetlerinden biriydi. Böreğin nasıl yapıldığı hepimiz için merak konusu oldu, ben de biraz araştırma yapınca, "altın top" ve "top top börek" adlarıyla da bilinen bu böreğin tarifine ulaştım. Sofra Dergisi'nde yayınlanmış olan tarifin önemli olan kısmı, böreğin şeklinin verilmesi ve yufkaların yumuşatılması, bunun dışında istediğiniz iç malzeme ile yapabileceğimiz lezzetli bir börek. Bizim yediğimiz kıymalı idi. Ben peynirli yapmayı tercih ettim. Yaptığım böreği de bir sonraki buluşmamız olan Esra'nın kızı Elif Su'nun doğumgünü partisine götürdüm. Kıymalı, peynirli seçeneklerin yanısıra, patatesli, ıspanaklı, patlıcanlı yapılabileceği gibi bu malzemeler karıştırılarak da yapılabilir, kıymalı-patatesli, kaşarlı-patatesli, ıspanaklı-peynirli gibi.


Yukardaki fotoğrafta Esra'nın hazırladığı, Elif Su'nun çok sevdiği Dora ve dantel konseptli soframız yeralıyor. Danteller ve inci boncuklarla çok zarif görünen bu masayı sizlere de fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum.
 
Malzemeler: (24 adet börek için)

- 3 adet yufka
- 200 ml krema (1 kutu)

Üzerine:
- 2 yumurta
- 1 su bardağı galeta unu

İçine:
- 400 gr beyaz peynir
- 6-7 dal ince kıyılmış maydanoz

Yapılışı:

Yufkalarımızı tek tek açarak aralarına birşey sürmeksizin üst üste diziyoruz ve bir paket kremayı fırça yardımıyla en üstteki yufkanın üzerine sürüyoruz. Bir kaç dakika yufkanın yumuşamasını bekledikten sonra, önce yufkamızı 4 eşit parçaya kesiyoruz. Her bir bölümü de tekrar 6 dilime kesiyoruz. İnce uzun üçgen parçalar elde etmiş olacağız. Her bir üçgenin geniş tarafına, ezdiğimiz ve maydanoz eklediğimiz peynirimizden 1 tatlı kaşığı kadar koyuyoruz. Yufka dilimini kenarlarını kapatarak, çeviriyoruz ve yuvarlak bir top elde ediyoruz. Tüm yufkayı bu şekilde hazırladıktan sonra, dinlenmeye bırakıyoruz.  (Böreğin püf noktası, hazırlandıktan sonra bir kaç saat dinlendirilmesi, bu süreçte, yufkalar kremayı iyice çekmiş oluyor. Ben 1 gün beklettim, ertesi gün galeta unu, yumurta karışımına buladım. Hatta ilk seferinde fazla hazırladığım börekleri buzluğa kaldırdım ve bir hafta sonra çıkarıp, donmuş haldeyken yumurta, galeta unu yapıp fırınladım.) Daha sonra her bir topu önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa buluyoruz ve yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzerleri kızarana kadar 40-45 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

14 Mayıs, 2013

TAHİNLİ KEK


Tahin benim çok sevdiğim lezzetlerden biri, tahinli kurabiye, tahin pekmezli cheesecake, humus, tahinli kabak tatlısı blogda yeralan tahinli tariflerden.... Tahinli kek ise, geçen yıl doğum izni günlerimde yaptığım Ankara seyahatlerinden birinde, çocukluk arkadaşım Sema'nın bizim için yaptığı lezzetlerden biriydi. Sema da benim gibi mutfağa meraklı, eli lezzetli biri, biraraya gelince  de eski günleri anmanın yanısıra tarifler de konuşuldu ve ben de bu kekin tarifini aldım. Çok beğendiğim bu keki sıklıkla yapar oldum. Yağmur da kek yemeyi sevdiği için, besin değerini arttırmak için şeker oranını azaltarak ve/veya bal-pekmez ikamesi yaparak yapıyorum aynı tarifi. Un olarak ise biraz kabarma sorunu olmakla birlikte tam buğday unu, beyaz un karışık kullanmayı tercih ediyorum. Yağmur için oluşturduğum 1-2 kek tarifini "çocuk yemekleri" bölümüne eklemeyi planlıyorum. Çay saatine çok güzel eşlik edecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 4 yumurta
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı yoğurt
- 3/4 su bardağı sıvıyağ
- 7 yemek kaşığı tahin
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı karbonat
- 2,5 su bardağı un

Üzerine:

- 3 yemek kaşığı tahin
- İsteğe göre susam

Yapılışı:

Yumurta ve şekerimizi kabarana kadar çırpıyoruz ve sıvıyağ, yoğurt ve tahinimizi ekleyerek terar çırpıyoruz. Daha sonra unumuzu 3-4 parçada ekliyoruz ve yine çırpmaya devam ediyoruz. En son kabartma tozu ve karbonatı da koyup, karıştırdıktan sonra kekimizi pişmeye hazırlıyoruz. Pişirme için orta boy bir kalıp (fotoğrafda kullandığım gibi) veya klasik fırın tepsisini veya küçük fotoğraftaki gibi muffin kalıplarını tercih edebilirsiniz. Kullanacağımız pişirme kalıbını yağladıktan sonra, kalıptan kolay çıkarmak ve kabarma sırasında tutunmasını sağlamak için biraz un serpiştiriyoruz. İsteğe bağlı olarak susam serpiştirdikten sonra, kek harcımızı kalıbımıza boşaltıyoruz. Üzerine 3 yemek kaşığı tahini sürdükten sonra,  önceden ısıttığımız 180 derece fırında 45-50 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Not 1: Ters çevrilen bir kalıp tercih ederseniz benim yaptığım gibi, tahinli kısım ters tarafında kalacaktır, kalıbın içine sürmenin de pek paydası olmuyor, kek pişme sırasında tahini çekiyor. Bu nedenle muffin kalıpları veya düz tepsi veya kelepçeli kalıp tercih edilebilir tahinin yarattığı hareli görüntünün üst yüzeyde kalması için.

Not 2: Fırın ısısı ve pişirme süresini kendi fırınınızdaki kek pişirme deneyimlerinize göre ayarlamanızı tavsiye ederim. Kek kabarma ve sönme konusunda hashas bir yiyecek, kürdanla test (kürdanı keke batırıp, çıkardığımızda hamur bulaşmaması)  erken yapılırsa kekin sönmesine neden olabilir.

Not 3: Bu keke ceviz ve fındık da çok yakışıyor, bir de haşlanmış kestane ile denemeyi planlıyorum, lezzet olarak uyumlu olacağını düşünüyorum. Tahin nedeniyle rengi esmer bir kek oluyor.

Devamını Oku...

10 Mayıs, 2013

PIRASA KÖFTESİ


Pırasa köftesi son iki yılın mutfağımdaki gözdelerinden biri. İlk defa Münevver Abla'da yemiştim. Eve dönerken yanıma da bir kaç tane vermişti, böylece lezzetini iyice anlamış oldum. O günden beri de defalarca evde yapılır oldu. Yerken pırasa tadını pek hissetmediğiniz lezzetli bir köfte çeşidi, ayırca sebze ve et birlikteliğine iyi örneklerden biri bence.

Pırasa köftesi Seferad Mutfağı'ndan bir tarif, köfteler bu şekilde hazırlandığı gibi, salçalı, ekşili bir sosla yemek gibi de yapılabiliyormuş. Bunları tarifi aldığım Münevver Abla'nın sayfasındaki yorumlardan öğrendim. Bizde de pişince hızla tükeniyor o nedenle sosla deneme fırsatım olmadı, bir daha ki yapışımda bu şekilde de deneyeceğim. Gerçi pırasanın vakti geçiyor ama bizim buzluğa sırf bu tarif için haşlanmış pırasalar yerleşti bile. Çünkü kızım Yağmur'da severek tüketiyor. Malum çocuklara sebze, et yedirmek zor, bu vesile ile bloga yeni bir etiket ekliyorum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak "Çocuk Yemekleri" bölümünü açıyorum. Bu bölümde Yağmur'a yaptığımız yemeklerin tariflerini ve onun sevdiği yiyeceklerin tariflerini yazacağım. Bu kadar sözün üzerine, son dönem davet sofralarımın da menüsünde yeralan pırsa köftesinin tarifi şöyle;

Malzemeler: (30-35 adet köfte için)

-1/2 kg pırasa
-300 gr kıyma
-1 demet maydanoz
-3 adet yumurta
-1 büyük haşlanmış patates
- Galeta unu
- Tuz ve karabiber
-Sıvıyağ (kızartmak için)

Yapılışı:
Pırasaları yeşil ve beyaz kısımlar dahil, küçük küçük doğrayıp kendi suyu ve tuz ile haşlıyoruz. Haşlama sırasında bıraktığı suyu iyice çektiriyoruz. Çektirme işlemi uzun gelirse, fazla suyu süzüp, çorba yapımında da kullanabiliriz. Pırsaları bu şekilde hazırladıktan sonra, haşlanmış patates ile birlikte, rondo veya blender yardımıyla püre haline getiriyoruz. Bir karıştırma kabının içinde, pırasa patates karışımı, 1 yumurta, kıyma, ince kıyılmış maydanoz, tuz, karabiber ve köfte kıvamına getirecek miktarda galeta ununu (1 ufak çay bardağı kadar) ekleyip yoğuruyoruz ve elimizle fotoğraftaki gibi şekillendiriyoruz. Hazırladığımız köftelerimizi önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa bulayarak, ısıttığımız sıvıyağda kızartıyoruz. Köfteler ılık ve soğuk olarak yenebilir, afiyet olsun....
Devamını Oku...

07 Mayıs, 2013

SARAY USULÜ LOHUSA ŞERBETİ


Blogu güncelleme hızımın devam etmesini dileyerek, blogda daha önce de yer alan lohusa şerbetinin farklı ve daha baharatlı bir tarifini paylaşıyorum. Lohusa Şerbetinin bugün yazılmasının özel bir nedeni var, sevgili arkadaşım Selen bu hafta 2. bebeğini doğuracak hayırlısıyla, ben de onun lohusa şerbetini kaynatacağım. Bu tarif benim doğumumda da kullandığımız tarif ve ayrıca geçen sene Sofra Dergisi'nin "Doğum Gelenekleri" konusuyla Yağmur ile birlikte yer aldığımız Şubat 2012 sayısında yayınlanmıştı.

Tarife geçmeden önce, bundan 5 yıl önce yazdığım tarifte de yazdığım geleneksel özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Lohusa şerbeti, yeni doğan bebek için gözü aydın ziyaretine gelenlere ikram edilen bir içecek, anne için süt arttırıcı özelliğe sahip ve aynı zamanda da içindeki baharatlar nedeniyle bağışıklık sistemini de güçlendirir. Sıcak veya soğuk olarak ikram edilebilen şerbetin üzerine servis yapılırken, (daha yaygın olarak badem olmak üzere) dövülmüş veya file badem, fındık ve ceviz serpiştirilir. Eskiden eve gelen misafirler dışında akraba ve tanıdıkların evlerine de gönderilirmiş. Ayrıca şerbetin ikram edildiği sürahiye kırmızı tülbent bağlanırmış, tülbentin bağlama yeri bebeğin cinsiyeti kız ise kapağı, erkek ise boğaz kısmı olurmuş, günümüzde bu adet, sürahiye pembe veya mavi kurdele bağlanarak uygulanmakta. Ayrıca tatlı olan bu şerbetin yanında peksimet ikram edilirmiş. Benim doğumumda ise şerbetin yanında şurada tarifi yeralan kızım Yağmur'un isim harflerinden oluşan tuzlu kurabiyeyi ikram etmiştik.

Lohusa şerbetinin temel malzemeleri tarçın, karanfil, su, şeker ve lohusa şekeri denilen kızamık şekeri, benim tarifim ise daha çok baharatın kullanıldığı saray usulü lohusa şerbeti,  tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler: (15-20 kişilik)

- 3 adet çubuk tarçın
- 12 adet karanfil
- 3 kök zencefil
- 2 kök havlucan
- 2 kök zerdeçal
- 2 adet muskat
- 5-6 adet karabiber
- 5-6 adet yenibahar
- Kibrit kutusu büyüklüğünde kızamık şekeri
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 litre su
- Servis için dövülmüş badem

Yapılışı:

Tüm baharatları tozu gidecek şekilde yıkadıktan sonra, bir tülbent parçasına bağlayarak, derin bir tenceredeki 2 litre suyun içine atıp, 30-40 dakika kaynatıyoruz. Daha sonra toz şeker ve kızamık şekerini ilave ediyoruz. Şekerler eriyince ocaktan alıyoruz ve baharatları içinden çıkarıyoruz. Şerbetimizin içine baharat parçaları kaçmışsa süzüyoruz. Lohusa Şerbetini sıcak veya soğuk olarak, dövülmüş badem ile birlikte servis ediyoruz. Afiyet olsun…

Devamını Oku...

03 Mayıs, 2013

RUDOLPH VAN VEEN'İN MUHTEŞEM HAMURUYLA MERCİMEKLİ BÖREK


Mart ayının ilk günlerinde harika bir etkinliğe davetliydim. Kitchen24 kanalının dünyaca ünlü şefi Rudolph Van Veen konuk ettiği Gaggenau'nun muhteşem showroomunda çok keyifli bir deneyim yaşadım. Hollandalı şef Rudolph son derece sıcak, içten, eğlenceli ve tevazu sahibi bir insan. Benimle birlikte davetli olan blogger arkadaşlarıma kendi deneyimlerini paylaşırken anlattıkları keyifli olmanın yanısıra, eğiticiydi.
Rudolph mesleğini aşkla yapan bir insan, konuşması sırasında hayatta mutluluğu sağlayan 3 şeyi müzik, sevgi ve yiyecek olarak sıraladı. Buna katılmamak mümkün değil sanırım. O gün Rudolph Vaan Veen'in sıcak sohbeti eşliğinde Gaggenau'nun hayranlık veren(mümkün olsa tüm mutfağı değiştirecek kadar) fırınıyla, tek hamurla hem tatlı hem tuzlu pişirdik, yedik ve eğlendik. Ben de çok beğendiğim bu hamuru hemen haftasonu misafirlerim için hazırladığım börek için kullandım.


Bu böreği normalde milföy hamuru ile yapıyorum ama bu defa bu hamuru kullandım ve yiyenlerden tam not aldı. Milföye alternatif olacak lezzetteki hamurun ve böreğin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 285 gr un
- 130 gr krem peynir
- 170 gr soğuk tereyağı
- 3 yemek kaşığı soğuk su
- 1,5 yemek kaşığı sirke
- 1 çay kaşığı kabartma tozu
- Az tuz

İç Harcı İçin:

- 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
- 1 orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı salça
- Tuz, karabiber

Üzeri İçin:

- 1 yumurta sarısı
- Haşhaş tohumu

Yapılışı:

Hamurumuz için, unumuzu derin bir kaba alıp, ortasını havuz gibi açarak tüm malzemelerimizi ekliyoruz ve yoguruyoruz. Hamur bütünleştiği zaman streç filme sarıp, buzdolabında 1 saat dinlenmeye bırakıyoruz. (Ben hamuru akşam hazırlayıp, sabah kullandım)

Böreğin iç harcı için; ufak küp şeklinde doğradığımız soğanı zeytinyağında soteliyoruz, sonra salçamızı ekleyip, daha sonra da haşlanmış mercimeğimizi ilave ediyoruz. Son olarak tuz ve karabiberle lezzetlendirdiğimiz harcımızı ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.

Dinlendirdiğimiz hamurumuzu, merdane yardımıyla, 1cm kalınlığında açıyoruz. Yuvarlak bir kalıp veya büyük bir su bardağını kullanarak hamurdan yuvarlaklar kesiyoruz. Her bir hamur parçasının bir kenarına, mercimekli harcımızdan koyuyoruz ve hamurun boş kalan kısmını harcın üzerine kapatarak, kenarlarını elimizle bastırıyoruz. Fırın tepsisine aldığımız minik böreklerimizin üzerine, yumurta sarısı sürüp, haşhaş tohumu serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

08 Mart, 2013

ALACARTE 6 YAŞINDA!!!!!!!!!!!!

Alacarte 6. yaşına girdi, şaka gibi geliyor düşününce ama gerçek, blogum büyüyor, gelişiyor. Yazılarımın sıklığı azalsa da, hayatımdaki yeri artıyor.


Blogumun doğumgününü kutlarken sizlerle kızımın 1. yaşgünü kutlamasından 2 fotoğrafı paylaşıyorum. İlki doğumgünü pastamızı keserken, 2.si menümüzün göründüğü masamız. Doğumgünü detaylarını yakında yazmayı planlarken, 6 senedir beni takip ettiğiniz, hobimi benimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

Nice yıldönümünü keyifle, birlikte kutlamak dileğiyle.....

Neslihan

 
Devamını Oku...

21 Aralık, 2012

YILBAŞI SOFRALARINA BİR ALTERNATİF; YENİ YIL KAHVALTISI

2012 yılı biterken Maya takvimin gösterdiği son günde bloga yeni yazı yazıyorum. Yazıyı okuyorsanız kimseye bir şey olmadı demektir:) Bence bugün başka yeniliklerin başlangıcı olacak. Dünyanın daha çok iyilikle dolu bir yer olacağına inanmak istiyorum, mevcut durumda buna inanmak zor olsada...

Bir yemek blogu sahibi olarak 2013'de başlayan bu yeni dönemde kendi adıma daha çok mutfağa girmeyi ve deneyimlerimi burada daha çok paylaşmayı diliyorum.
Bu sofrayı geçen yılı karşılama yazımdan hatırlayanlar olabilir. Adet edindiğim üzere 1 yıl geçmeden davet sofralarımı buraya yazamıyorum:)
Yandaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi 2012'ye merhaba kahvaltısı yapmıştım geçen sene blogger arkadaşlarım için. Yeni anne olmanın heyecanı hala üzerimdeyken, doğum izninde olmanın avantajıyla böyle bir sofraya cesaret etmiştim. Vaktinde yazamayınca bu yıla kaldı.



Yılbaşı sofralarını hep akşam yemeği olarak düşünürüz, oysa bizim yaptığımız gibi yeni yıl kahvaltısı da, kutlamak için bir seçenek. Ayrıca yaptığım hazırlıkların bir kısmı akşam sofralarına da uygun. Sofra düzeni  önerileri, ortamdaki aksesuarlar ve meze tarzı yiyecekler akşam sofraları için de alternatif oluşturabilir. 

2011 yılındaki yılbaşı sofram gibi yine kırmızılı bir masa kurmuştum geçen yılda, yine çam ağacı mumluğumu kullandım bu defa masa yerine dekor olarak, kırmızı beyaz karanfilleri çiçekliğime gördüğünüz gibi yerleştirdim.




Çam ağacım evdeki klasik yerinde kurulmuştu. Bu yıl ise Yağmur büyüdüğü için daha zor ulaşacağı bir köşeye yerleşti ağacımız.




Minik ışıklı geyiğim çam ağacının altındaki yerini alırken, hediyelerimizde ağacın ayaklarını kapatıyor.




Geçen yıl yenilediğim çorap, salon kapısını süslüyor. İçine çocuklar için şekerler koymuştum.








Yağmur'un doğumundan önce alıp, hem baby shower partilerimde, hem de hastanede kullandığım ferforje ağaç bu defa süslenerek masamızın ortasına yerleşti. 


Bir önceki yıl kullandığım cam melekler yine masadaydı. İsim kartlarım geyikli kartlıklarımdaydı. Bu defa Selenciğimin bastırıp getirdiği kırmızılı desenli kartlarla.... Masa örtüme minik melekleri serpiştirip, peçeteler için de melekli ve yıldızlı peçete halkalarımı kullandım.


Servisleri hazırlarken gümüşlü suplalarımı kullandım, gri ve gümüş desenli tabaklarımı tercih ettim ve her tabağın içine kırmızı tüllerle kese yaparak ufak çikolata drajeleri yerleştirdim.

Masamızın Yasemin bakışı halini de bu fotoğraftan görebilirsiniz. Malum kendisinin boyu yetmediği için bazen sandalye veya tabure tepesinde böyle güzel görüntüleri yakalıyor:)


Misafirlerimin katkılarıyla hazırladığım yiyecek büfesinin genel görüntüsü aşağıdaki fotoğrafta. Kahvaltılık çeşitlerden, poğaça ve mücvere, ekmek çeşitlerinden kurabiyelere ve o günlerin aşure ayına denk gelmesiyle pişirdiğim aşureye kadar menümüz oldukça zengindi.


Blogumun en çok tıklanan sayfalarından biri kahvaltı için pratik tarifler yazım. Sanırım bu yazı ve soframızdaki yiyecekler için yazacağım gelecek yazımda kahvahtı dosyasını zenginleştirecek.


Büfenin farklı açılardan görüntüleri... Peynir tabağı, aromalı tereyağlar, reçeller, zeytinler, salçalı ve zeytin ezmeli pratik sürmelikler, süt reçeli, kimyonlu domates.... Bazılarının tarifleri blogda mevcut, gelecek yazıda hepsi detaylı olarak yeralacaklar.


Bu da yılbaşı ruhuna uygun olarak yaptığım çam ağacı şeklinde kabak mücver. Fırında pişirdiğim mücver tarifini de yakında yazacağım.


Menüdeki benim açımdan en yeni olan tarif, fırınlanmış peynirle hazırladığım bu lezzet... O gün tam not almıştı, kenarda ise peynir dolgulu kızarmış biberler var.


Bu günden son fotoğraf ise masamızın ilerleyen saatlerdeki halini gösteriyor.

Yeni yıl öncesi sayfama tekrar yazmayı hedeflemekle birlikte, hepinize şimdiden keyifli sofralarla dolu, sağlıkla geçen güzel bir yıl diliyorum....

Devamını Oku...

17 Ekim, 2012

ÇÖREKOTLU KURABİYE


Çörekotlu kurabiye Yağmur'un Diş Buğdayı menüsünden. Bu kurabiyenin tarifi Hatsum'dan daha doğrusu yardımcısı Hatice'den, doğum iznimin sürdüğü günlerdeki Ankara seyahatimizde bizim için hazırlamışlardı. Ağızda dağılan, çerez niyetine yenebilecek lezzetli kurabiyenin tarifini hemen almıştım tabi ki.
Daha sonrasında blog grubu buluşmasına bu kurabiyelerle gitmiş tüm ekipten de tam not almıştım:)

Bol yağ içeren lezzeti de buradan gelen un kurabiyesi tadındaki yapımı pratik, bu tuzlu kurabiyeyi de Yağmur'un diş buğdayı menüsüne eklemiştim. Blogger grubumda tadını çok beğendiğimiz için geçen haftasonu olan buluşmanın menüsünde de yeraldı, bu defa kurabiyeyi çok beğenerek benden tarifini alan Pınar'ın elinden.

Gelelim kolay tarifimize;

Malzemeler:

- 250 gr tereyağ
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 3 yemek kaşığı çörekotu
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 1 yumurta (akı hamurun içine, sarısı üzerine)
- 1 paket kabartma tozu
-  5-6 su bardağı un

Yapılışı:

Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını, sıvıyağı ve yumurta akını karıştırdıktan sonra, un hariç diğer malzemelerimizi de ekleyerek hamurumuzu yoğurmaya başlıyoruz. Unu parça parça ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyoruz. Hamurumuzu 3-4 parçaya ayırarak, her parçayı ince bir rulo olacak şekilde yuvarlıyoruz ve verev şekilde keserek fırın tepsimize diziyoruz. Tüm hamuru hazırlayınca yumurta sarısını sürüyoruz ve önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...



Devamını Oku...

08 Ekim, 2012

TUZLU KURABİYE (HARF KURABİYE)



Birdenbire  hadi yazayım dedim. Eski fotoğarfların arasında karşıma çıktı "YAĞMUR"un harflerinden oluşan kurabiye, baktım tarifini de yazmışım.... Bloga yazmama engel hiç birşey yok, başladım yazmaya. 

Gelip geçenleri anlatıp, bahanelerimi yazmayacağım. Pek çoğumuzun olduğu gibi hayat yoğun tempolu. Yağmur 13 aylık oldu.

Bu kurabiyeleri Yağmur'un doğumunda lohusa şerbetimizle birlikte ikram etmek için, isteğim üzerine Münevver Abla yapmıştı, tarif ondan. Hastane misafirlerimizden sonra, evde de gelenlere ikram ettik yine şerbetle. Şerbetin tatlılığını bastıran güzel bir tuzlu olmuştu. Daha sonra evde de tekrar pişti, en son Yağmur'un doğumgünü partisinde, yine Münevver Abla'nın elinden, menümüzdeydi. Bu fotoğraf ise Ocak ayından, Sofra dergisi çekiminden, tarifi de dergiye gönderdiğim için hazırdı. Dergi doğum geleneklerini ben ve Yağmur'la çekmek isteyince, kendi hastane hazırlıklarımı da tekrarlamıştım. Lohusa şerbeti, tuzlu kurabiye, makaronun yanısıra, diş buğdayı ve şeker hamurlu bebek kurabiyeleri yeniden pişmişti mutfağımda.

Hem hastanede, hem evde, hem partimizde tadan herkesten tam puan alan lezzetli ve kolay bayatlamayan kurabiyenin tarifi şöyle;

Malzemeler: (24 adet)

- 250 gr un

- 150 gr tereyağ

- 150 gr eski kaşar peyniri rendesi

- 2 yumurta sarısı

- 1 çorba kaşığı yoğurt


Üzeri için:

- 1 yumurta sarısı

- 1’er çorba kaşığı çörek otu, susam ve haşhaş tohumu


Yapılışı:

Tereyağımızı soğuk olarak ufak parçalara kıyıp, un ile birlikte fazla yumuşamasına izin vermeden ufak kırıntılar olana kadar karıştırıyoruz. Daha sonra kaşar peyniri rendesi, yoğurt ve yumurta sarılarını ekleyerek yoğuruyoruz. Hamurumuzun üzerini kapatarak buzdolabında veya serin bir yerde 30 dakika kadar dinlendiriyoruz. Daha sonra hamurumuzu 3’e bölerek merdane ile 1 cm kalınlığında açıp, kalıplarla keserek tepsiye diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürdükten sonra çörekotu, susam ve haşhaş tohumu karışımından serpiştirip, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 25-30 dakika üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

Not: Fotoğraf Sofra Dergisi'nden Erkin Ön tarafından çekilmiştir.

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...