09 Kasım, 2016

BALKABAKLI TART, SONBAHARIN GÜZELLİĞİ VE YENİDEN MERHABA / PUMPKIN PIE AND AUTUMN


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.....

Böyle aralar verince klavye başında ne yazacağımı şaşırıyorum:) Aslında yazılacak şey çok ama...
Ben şimdilik kısa yolu seçerek kısa bir güncelleme yaparak yani tarifimi paylaşayım istiyorum.
Takip edenlerin bildiği gibi, geçen yılın sonunda taşındım ve yeni evde düzen tutturmak zaman aldı, bu yıl itibariyle evde bir yardımcımız yok bakıcı olarak, Yağmur ana sınıfına başladı ve bu şekilde bir düzen kurduk.Bizlerin yanı sıra blogum da bir yaş daha büyüdü ve artık 9 yaşında.

Beslenme alışkanlıklarımızı biraz daha sağlıklı hale getirebilmek için çalışıp, çabalıyoruz. İstanbul'da hayat yoğun bir tempoda yaşanıyor bildiğiniz gibi, arada nefes almaya çalışmak, doğaya sığınmak, zevk aldığınız şeyleri yapmak şart; balkabaklı tart ve kahve/çay eşliğinde keyifli bir film izlemek gibi...


Blog kızları toplantılarımız düzenli olarak devam ediyor. Geçen haftasonu Yasemin'in evinde toplandık, bol sohbet ve yemek eşliğinde uzun saatlere rağmen birbirimize doyamadan ayrıldık. Bulışmaya ben balkabaklı tart yapıp götürdüm. Sonbahar olunca aklıma gelen tariflerden biridir ve geçen kış yapamamıştım bu yıl fırsat bulmuş oldum. tartımı hazırlarken Yağmur ile birlikte çalıştık, onun için daha zevkli hale gelsin diye ve sonbaharın hakkını vermek için uygun kalıplarımızı da kullandık.


Sonbahar doğumlu biri olarak, bu mevsimin güzelliklerinden bahsetmek ve geçtiğimiz günlerde beni mutlu eden bir ortamın fotoğraflarından da paylaşmak istiyorum. 
"Bütün sanat doğanın taklididir" demiş Seneca, tüm sanat için geçerliliği tartışılır mutlaka ancak, insanın pek çok üretiminde doğayı ve renklerini yakalamaya çalışıyor bence de. Sonbaharın renklerinin güzelliği ve çeşitliliği tartışılabilir mi? 


Bu güzel görüntüleri bir kaç hafta önce yaptığımız memleket ziyaretinde çekmiştim. Burası Kırşehir Kaman'da bulunan Japon Bahçesi, yıllar önce bahçenin yakınındaki tepelik bir alanda kalıntı bulunduğunu tespit etmiş olan Japonlar kazı başlattılar, geçen yıllar içinde kazı alanından çıkanlarla ufak bir müze bile kurulmuş durumda. Bu güzel bahçe de Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Kurucusu Japon Prensi Mikasa adına yapılmış. Biz müzeyi gezdikten sonra bahçede sonbaharın tadını çıkarıp bolca fotoğraf çektik.


Gelelim tarifimize; tarif blogda yer alan balkabaklı tart tarifine çok yakın, hatta tabanı tamamen aynı, balkabaklı harç için mevcut tarifte yer alan dondurmayı kullanmak yerine farklı iki harç yaptım, her ikisinin de çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Birinde krem peynir ve az miktarda yoğunlaştırılmış süt (condensened milk) kullandım, diğerinde ise balkabağı tadı daha yoğun kalsın diye sadece krema kullandım, tercih damak zevkinize kalmış. 

 Malzemeler:

Taban İçin:

- 125 gr tereyağ
- 1 yumurta sarısı
- 50 gr pudra şekeri
- 150 gr un
- 150 gr ince çekilmiş ceviz


Balkabaklı Harç İçin:

-250 gr balkabağı püresi (haşlanıp, ezilmiş)
-2 yumurta
-200 ml krem peynir
-200 ml krema
-75 ml condensened milk
-150 gr şeker
-1/4 çay kaşığı zencefil
-1/4 çay kaşığı toz karanfil
-1/4 çay kaşığı muskat
-1 tatlı kaşığı tarçın
- Üzeri için bütün ceviz

Malzemeler için Not: ön yazımda belirttiğim gibi krem peynir ve condensened milk olmadan da yapabilirsiniz bu tartı, balkabağı tadı daha yoğun olacaktır, dilerseniz sadece krem peynir ile yapabilirsiniz bu durumda şeker miktarını biraz arttırmak gerekebilir.


Yapılışı:

Öncelikle hamurumuzu, yumurta sarısı, tereyağ, pudra şekeri, çekilmiş ceviz ve unla yoğurarak, buzadolabında 1 gece dinlendiriyoruz. (Ben 24 saat beklettim) Hamur yoğurma aşamasında zor toparlanırsa 1-2 yemek kaşığı süt koyabilirsiniz, hamurun kıtırlığını engellemeyecektir. Dinlenmiş olan hamurumuzu tartı pişireceğimiz kalıplara yerleştiriyoruz. Bir karıştırma kabında balkabağı, şeker, yumurtalar, condensened milk, krem peynir, tarçın, zencefil, muskat, karanfil ve kremayı mikserle karıştırarak, pürüzsüz bir hale getiriyoruz ve tart kalıplarımıza döküyoruz. ceviz ile süslediğimiz tartlarımızı 180 derecede ısıttığımız fırında 45 dakika, karışım katılaşana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...


Not: Bu aralar sonbahar romatikliğime "Autumn leaves" şarkısı eşlik ediyor, ben genelde Eric Clapton veya Paula Cole yorumlarını seviyorum. Dinlemek isterseniz linki tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

10 Şubat, 2016

MİSKET KÖFTE


Instagram Blogger'ın önüne geçti diye, buraya yazmamak yok... Blogumun yeri ayrı, elimden geldiğince paylaşımlara devam. Bugünkü tarifimiz misket köfte, davet sofralarının vazgeçilmez seçeneklerinden biridir, blogda başka bir misket köfte tarifi daha var, oldukçayakın olmakla beraber, aradaki bir kaç malzemenin yarattığı bir lezzet farkı olduğunu düşünüyorum. İşte tarifimiz;

Malzemeler:

- 500 gr köftelik kıyma
- 2 dilim ufalanmış ekmek içi veya 3 yemek kaşığı galeta unu
- 1 adet iri kuru soğan
- 2-3 diş sarmısak
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- 3 yemek kaşığı süt
- 1 çay kaşığı karabiber
- 1 çay kaşığı pulbiber
- 1/4 çay kaşığı kimyon
- 1 yumurta
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 7-8 dal ince kıyılmış maydanoz
- Kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:

Köftelik malzemelerimizin hepsini (soğanımızı rendeleyerek veya çok ufak doğrayarak, sarmısağımızı ise ezilmiş halde) karıştırıp, iyice yağuruyoruz. Köfte harcımızı buzdolabında en az yarım saat, imkan varsa 1-2 saat  dinlendirdikten sonra, harçtan misket büyüklüğünde parçalar alarak kızgın yağda kızartıyoruz. Domates sosuyla servis yapabiliriz. Ayrıca sunum için çöp şişlere 1 domates, 1 köfte şeklinde dizerek de hazırlayabiliriz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

26 Ocak, 2016

PANCARLI BULGUR SALATASI / PANCARLI KISIR ve BENDEN HABERLER

Dışarıda muazzam bir soğuk ve kar yağışı var. İstanbul'a yerleştiğimden beri en soğuk ve karlı kışlardan birini geçiriyorum. Bu yılı farklı kılan aralıksız 1 aydır, soğuk ve karın devam ediyor olması sanıyorum.

Bloga uzun süredir yazmamışım, bu süreç benim için farklıydı, kentsel dönüşüm nedeniyle evimi değiştirdim, çok kısa sürede zorlu koşullarda yapılan hazırlıklarla taşındık, doğal olarak toparlanmak zaman alıyor, hala evde istediğim düzeni kuramadım. Ama ev arama, seçme, boya vs işler, toparlanma, taşınma ve yerleşme derken öncelikler değişti ve blog sessiz kaldı. Neyseki instagram var da oradan bir şeyler paylaşabiliyoruz.

Bu soğuk günde ani bir hareketle aslında başka bir tarifin kopyasını almak isterken, kendimi yazarken buldum, galiba iyi oldu:)

Şu an için tarif bahane, yazmak şahane diyorum ve sizlere mutfağımın sıklıkla yapılan tariflerinden birini vermek istiyorum.



Biliyorsunuz pancar, turşusu ve salatası dışında doğrudan tüketmeye alışık olduğumuz bir sebze değil, bizim mutfakta ise Yağmur'un çilekli çorbası ve bu salata ile sık sık yer buluyor, turşusunu da kendim yapmasam da severek tüketiyorum. Pancarlı bulgur salatası kısıra alternatif olabilecek bir tarif ve pembe rengiyle de farklı bir lezzet. Bu güzel rengi farklı tariflerde de yakalayabiliriz mesela pancarlı humus, koyu pembe ve hafif ekşi ve tatlı humusun tarifini de yakın zamanda paylaşabilirim umarım.

Gelelim tarifimize;


Malzemeler:

-2 adet orta boy pancar
-1,5 bardak ince bulgur
- Yarım demet maydanoz
- Yarım demet dereotu
- 1 küçük kuru soğan
- 2 diş sarmısak
- 1 limonun suyu
- 4 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı nar ekşisi
- Tuz

Yapılışı:

Once pancarlarımızı yıkayıp, soyuyoruz ve haşlıyoruz. Haşlama sonucunda çıkan pembe suyu sıcakken bulgurumuzu ıslatmak için kullanıyoruz.  Soğanımızı mümkün olduğunca küçük doğrayarak zeytinyağında hafifçe soteliyoruz ve ocaktan almadan ufak doğranmış sarmısağımızı da ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. Bulgurumuz yumuşayınca kuşbaşı büyüklüğünde doğradığımız pancarlarımızı, ince kıyılmış maydanoz ve dereotumuzu ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Limon suyu, nar ekşisi ve tuzumuzu ilave ederek tadını ayarlıyoruz ve afiyetle yiyoruz...



Devamını Oku...

04 Kasım, 2015

BANYOLU BÖREK - PATATESLİ VE KAŞAR PEYNİRLİ


Blogdaki sessizliğe son verme zamanı gelmiş...

Instagram takipçilerimin bildiği gibi geçen hafta sonu klasikleşen blogger toplantılarımızın 2015-2016 sezonu için ilki bizim evde gerçekleşti. Çok keyifle geçen buluşmanın detaylarını daha sonra paylaşacağım, bu davette de menü de yer alan bir böreğin tarifine öncelik vermek istiyorum. Banyolu börek... Adının hakkını veren bir börek çünkü pişirme öncesi duş alıyor. Nasıl mı?

Malzemeler:

-         - 3 adet yufka
-         -  100 gr tereyağ
-         -  1 yumurta sarısı
-         -  Susam
-        -   3 orta boy patates
-          - 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
-        -   Tuz, karabiber

Yapılışı:

Öncelikle böreğimizin iç malzemelerini hazırlıyoruz. Patateslerimi haşlayıp, kabuklarını soyuyoruz. Soğumasını bekliyoruz (peynirin erimemesi için) ve kaşar peyniri rendesini, tuzunu ve karabiberini ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz.
Tereyağımızı eritip ılınana kadar bekliyoruz. Yufkalarımızdan birini tezgahımıza açıyoruz ve fırça yardımıyla erimiş tereyağından sürüyoruz. Sonra 2. yufkayı ilk yufkanın üzerine açıyoruz, tekrar yağ sürüp, 3. kat yufkayı da üzerine koyuyoruz. Bu kata da yağımızı sürüp, yufkalarımızı önce 4 eşit parçaya kesip, sonra her parçayı tekrar 4’e keserek toplam 16 adet üçgen parça olacak şekilde kesiyoruz. Her üçgen parçanın geniş tarafına iç harcımızdan koyup, sigara böreği gibi sarıyoruz. Tüm yufkaları sarınca, her bir böreği su dolu bir kaseye batırıp sonra tepsiye alıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, susam serpiştirdikten sonra önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.

Not: Bu böreği önceden hazırlayıp, buzlukta bekletebilir, banyosunu pişirme öncesi yaptırarak fırınlayabilirsiniz. 


Devamını Oku...

30 Haziran, 2015

DONDURMA TİRAMİSU


Tiramisu tariflerine bir yenisi ekleniyor, dondurma tiramisu... Yan tarafta bekleyen tiramisu cheesecake ile birlike 6 farklı tarif Alacarte'nin sayfalarına girmiş oluyor.
Yaz hala tam anlamıyla gelememiş olsa da  soğuk bir şeyler yapmaya karar verince uzun süredir aklımda olan bu tarifi uyguladım. Tarif genel olarak blogda daha önce yer verdiğim tiramisu tariflerine yakın, bu defa krema kısmını biraz hafifletmek adına ve peynir tadını öne çıkartmak için mascarpone peynirinin yanısıra krem peynir de kullandım, sonrasında buzdolabı yerine buzluk da dondurdum ve yaz sıcağında ferahlamak için dordurma tadında bu tatlı mutfağımızı şenlendirdi. Tarifimiz şöyle

Malzemeler:

- 3 adet yumurta sarısı
- 2/3 su bardağı toz şeker
- 100ml süt kreması (1/2 kutu)
- 150 gr krem peynir
- 350 gr mascarpone peyniri
- 2 fincan espresso
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 su bardağı sıcak su
- 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi/savoyer)
- 1 yemek kaşığı kakao

Yapılışı:

Öncelikle benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz)  kremamızı hazırlıyoruz. kaynayan sıcak su ile temas etmeyecek şekilde uygun bir kapta, yumurta sarılarımızı iyice çırparak, kabarıp köpük gibi olmasını sağlıyoruz, daha sonra şekerimizi ekleyip kıvam alıncaya kadar benmaride karıştırarak pişiriyoruz ve benmariden alıp, ılınması için bekletiyoruz. 

Başka bir karıştırma kabında peynirlerimizi ve kremamızı çırpıp, kıvamlı homojen bir karışım olmasını sağlıyoruz. bu karışıma yumurtalı karışımımızı yavaş yavaş karıştırarak ekliyoruz ve karışım homojen hale gelince karıştırmayı bırakıyoruz. Bu işlem için stand mikseri kullanmak işi kolaylaştırıyor. 

Hazırlamış olduğumuz espressonun içine 1 yemek kaşığı şeker ve 1 bardak sıcak suyumuzu ekleyip, şekerin erimesini bekledikten sonra tiramisumuzu hazırlamaya başlıyoruz. (Dilerseniz savoyer/kedidili bisküvilerini ıslatacağımız bu karışıma marsala şarabı veya az miktarda viski ekleyebilirsiniz.) 

Tatlımızı hazırlayacağımız kalıbın taban ve kenar kısımlarını streç film ile kapladıktan sonra hazırlamış olduğumuz peynir kremasından bir miktar kalıbın tabanına koyuyoruz, daha sonra bisküvilerimizden birer birer kahveli karışıma batırarak kremanın üzerine yerleştiriyoruz. Bu işlemi kalıbımızı doldurana kadar tekrarlıyoruz. Kalıbın üst kısmını da streç film ile kapladıktan sonra, tiramisumuzu donması için buzluğa kaldırıyoruz. En az 12 saat buzlukta dinlenen tatlımızı streç filmini çıkararak üzerini elenmiş kakao ile kaplıyoruz. buzluktan çıktıktan 5-10 dakika sonra dilimleyerek servis yapabiliriz. Afiyet olsun...
Not: Bu lezzetli tatlı bizim yaptığımız gibi doğumgünü pastanız olabilir....

Devamını Oku...

26 Haziran, 2015

PATLICAN ÇORBASI


Türk sofralarında çorba eksik olmaz, hele ramazan ayında. Ama pek çoğumuz gibi benim de aynı yemek çeşitleri içinde sıkıntı çektiğim zamanlar oluyor ve böyle zamanlarda farklı bir şeyler denemek ihtiyacı hissediyorum. Patlıcan çorbası da bu düşüncelerle mutfağıma giren yeni bir tarif oldu. Aslında patlıcan çorbası eski bir tarif, Osmanlı mutfağında badem ile birlikte hazırlanan ve Osmanlı mutfağı restoran menulerinde bulunan bir lezzet. Ben farklı bir sunum düşündüğüm için, badem ile hazırlamadım. Ancak bir daha ki uygulamamda servis için badem, dolmalık fıstık veya ceviz düşünüyorum. Aşağıda yer alan tarife de servis sırasında eski kaşar peyniri rendesi ve sotelenmiş pastırmanın, taze kekik yapraklarının da yakışacağını söyleyebilirim. Yeni deneyimlere açık olanlara öneririm. Gelelim tarifimize;

Malzemeler:

- 3 adet patlıcan
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- 1 yemek kaşığı un
- 1,5 su bardağı süt
- Tuz karabiber
- 1,5 bardak kaynamış su veya et suyu
- Servis  için kurutulmuş domates, ince kıyılmış maydanoz

Yapılışı:

Patlıcanlarımızı bir kaç yerinde ufak delikler açarak, ocakta veya fırında közlüyoruz. Kabuklarını soyup hemen ufak ufak doğruyoruz. Tencerede erittiğimiz yağın üzerine unumuzu ekleyip, kavurduktan sonra hemen patlıcanlarımızı ekliyoruz. Bu süreci mümkün olduğunca kısa tutmakta fayda var, çünkü bekleyen patlıcanlar kararcaklardır. Patlıcanlarımızda 1-2 dakika kavrulduktan sonra sütümüzü ekleyip, karıştırarak, çorbamızın kıvam almasını sağlıyoruz. Kaynadıktan sonra, et suyu veya sıcak su ile çorbamızı istediğimiz kıvama getirip, tuz ve karabiber ekliyoruz, bir kaç dakika sonra ocaktan alıyoruz. Son olarak sıcak suda beklettiğimiz kurutulmuş domateslerimizi ince şeritler halinde doğruyoruz ve ince kıyılmış maydanoz ile, kaseye aldığımız çorbayı süsleyerek servis ediyoruz. Girişte de bahsettiğim gibi, hafif sotelenmiş pastırma ve dolmalık fıstık ve eski kaşar peyniri rendesi de başka bir servis önerisi olabilir. afiyet olsun.



Devamını Oku...

29 Mayıs, 2015

KADAYIFTA PAÇANGA BÖREĞİ


Blog yine yoğunluk, ufak tefek rahatsızlıklar ve iki seyahat nedeniyle sessiz kaldı. Ama dönüş için çok güzel tarifler hazırladım. İlki kadayıfta paçanga...
Paçanga böreğini sevmeyen azdır sanırım, daha çok dışarda yemeyi tercih ettiğimiz bu lezzeti evde hem de farklı bir görünümle yapabileceğimiz bir tarif var bugün blogda. Genelde yağda kızarmış ve yufka ile yapılmış olanına aşinayız. Benim tarifimde böreklerimiz fırında pişiyor ve yufka yerine kadayıf ile hazırlıyoruz. Uzun bir süredir blog tariflerini oluşturan 8. yaş kutlama buluşmasının menüsünde de yer almış olan tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (25 börek için)

- 500 gr kadayıf
- 200 gr tereyağ
- 150 gr çemensiz pastırma (ince doğranmış)
- 250 gr kaşar peyniri (rendelenmiş)
- 3 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı biber 
- 2 adet domates
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yumurta
- 1 çay bardağı süt

Yapılışı:

Öncelikle paçanga böreğinin iç harcını hazırlıyoruz. Bunun için zeytinyağını ve ince doğranmış yeşil biberlerimizi biraz kavurup, doğradığımız kırmızı biberimizi ekliyoruz. Biberleri biraz kavrulunca pastırmamızı ilave ediyoruz. Daha sonra kabuklarını soyup, ufakca doğradığımız domateslerimizi ekliyoruz. Malzemelerimiz hep birlikte pişip, suyu çekilince az tuz ekleyerek ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Bu sırada tereyağımızı eritip biraz ılımasını bekliyoruz ve sütümüzü ve yumurtamızı ekleyip karıştırdıktan sonra, derin bir kaseye aldığımız kadayıfımızın üzerine döküyoruz ve elimizle kadayıfların çok parçalanmasına izin vermeden birbirine karışmasını sağlıyoruz. İç harcımız ılınınca, kadayıftan bir parça alıp, avucumunuz içine hamur gibi yayarak oval bir şekilde yerleştiriyoruz ve uç kısmına önce pastırma karışımından bir tatlı kaşığı ve kaşar peyniri rendesinden koyup, sararak harcın kadayıfla kapanmasını sağlıyoruz. Sarma işlemini yaprak sarması veya sigara böreğinin sarılması gibi düşünebilirsiniz. Tüm kadayıflarımızı aynı şekilde hazırladıktan sonra tepsimize dizip önceden ısıtılmış fırında 200 derecede kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Not: Aynı harcı hazırlayarak, dilerseniz kadayıf yerine yufka kullanabilirsiniz ve böreği dilerseniz yağda kızartabilirsiniz. Eğer yağda kızartacak olursanız içine koyduğunuz yağ miktarını iyice azaltmanız gerekecektir.




Devamını Oku...

30 Nisan, 2015

KELEBEK ŞEKLİNDE PEÇETE KATLAMA / LALE ŞEKLİNDE PEÇETE KATLAMA


Blogun doğum günü sofrasındaki güzelliklerden bir diğeri de kelebek şeklinde katlanmış peçetelerdi. Blog arşivinde peçete katlama konusunda pek çok öneri var, kalp şeklinde, yıldız şeklinde, cepli modeller... Süslü davet sofrası kurmayı seven biri olarak, önce göz zevki diyorum. Kelebek peçeteler aslında lale gibi de düşünülebilir. Benim kullandığım peçetenin kenarları dantelli olduğu için katlayıp, ortasına anı rozetlerini koyunca kelebek formunda oldular. Daha düz bir peçete ile aynı şekilde katladığınızda lale gibi görünecektir.


Peçetenin nasıl katlanacağını yukarıdaki ve aşağıdaki kolajlarda görebilirsiniz. Her aşamayı numaralandırarak gösterdim. Katlamak oldukça kolay sadece, katlama aşamalarındaki ters taraftan devam edilen aşamalara dikkat etmek gerekebilir.

Peçete katlamasını tamaladıktan sonra, benim günün anlamı nedeniyle tercih etmiş olduğum rozet yerine, ufak aksesuarlar kullanılabilir, minik renkli taşlar veya figürlü süsler olabilir veya canlı çiçek bile olabilir. Keyifli sofralarınıza eşlik etmesi dileğiyle afiyet olsun....


Devamını Oku...

24 Nisan, 2015

KIRMIZI BİBERLİ HUMUS / HUMMUS WITH RED PEPPER


Blogun 8. yaş günü kutlama partisinde yapmış olduğum yeni lezzetlerden bir diğeri karşınızda. Tarif ünlü şef Tom Aikens'a ait. Beni takip edenlerin hatırlayacağı üzere geçtiğimiz aylarda Tom Aikens'ın elinden lezzetler denediğimiz çok keyifli bir etkinliğe davet edilmiştim. Bu lezzetlerden biri kırmızı biberli humus idi. Bizim mutfağımızda yapılan klasik tariften ayrıldığı noktalar vardı. Bunlardan en önemlisi, bu humusta tahin kullanılmamasıydı. İkinci fark ise toz kimyon yerine hafifçe sotelenmiş kimyon tohumunu tercih etmesiydi ve içine kırmızı biber eklenmesiydi.Tahinsiz nasıl humus olur sorusunun en güzel cevabı olarak çok lezzetli bir sonuç çıktı, kimyon tohumunun da tadı pekiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Farklı bir humus uygulaması olan bu tarifi çok beğenince evde klasik humus yerine uygular oldum ve blog buluşması menüsüne de arkadaşlarıma da denetmek amacıyla hazırladım. Beraberinde incecik peynirli krakerle çok uyumlu bir ikili oluşturan tarifmiz şöyle;

Malzemeler:

- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 adet haşlanmış ve suyu alınmış kırmızı biber
- 1 çay kaşığı tuz
-  1/2 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber
- 4 diş ince doğranmış sarımsak
- 1 çay kaşığı pudra şekeri
- 1/2 çay kaşığı tatlı toz kırmızı biber
- 1/2 çay kaşığı kimyon tohumu (tavada hafifçe sotelenmiş)
- 1 adet limonun suyu
- 1 adet çekirdekleri çıkarılmış ve ince doğranmış acı kırmızı biber
- 1/2 çay bardağı zeytinyağı
- Servis için peynirli kraker


Yapılışı:
Zeytinyağı ve kraker hariç tüm malzemeleri blender yardımıyla karıştırıyoruz. Tamamen homojen ve pütürsüz bir hale gelmesi için zeytinyağı ekleyerek istediğimiz kıvamı veriyoruz. Kıvam ayarlamak kısmında humusumuzun tadını kontrol ederek, limon suyu ilavesi de yapabiliriz. Humusumuzu peynirli kraker ile birlikte servis yapabiliriz. Afiyet olsun....


Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...