10 Nisan, 2014

ALACARTE DECOR 35'İN EN LEZZETLİ BLOGU


Blogum bu ayki "Decor 35" dergisinin konuğu oldu. Digital yayınlanan dekorasyon dergisinde yer alan blog tanıtımını http://www.decor35.com/# adresinden okuyup, dergiyi inceleyebilirsiniz. Yazı da yer alan fotoğrafların bir kaçı blogda mevcut yazılardan, diğerleri de yakında geliyor.
Uğu Böceği Kanepeler için buraya,
Çubuklu çilekler için buraya,
Kahvaltı büfesi için buraya tıklayabilirsiniz.
Diğer iki güzel sofranın detayları da önümüzdeki günlerde burada olacak.
Devamını Oku...

21 Mart, 2014

ALACARTE'NİN 7. YAŞ GÜNÜ YENİLİKLERİ


Alacarte 7. yaşını doldurdu. Sıkça yazdığım gibi, bu blog çocuğum gibi, doğdu, şimdi de büyüyor, o nedenle doğum günlerini tıpkı kızım Yağmur'un 2. yaşgününe ait bu çoşkulu pasta kesme fotoğrafındaki gibi sevinçle kutluyorum ....

Yeni yaşını kutlarken bloguma bazı yenilikler gelsin istedim. Bir kaç ufak değişiklik yaptım, instagram gibi, yenileri de gelecek.

Blogumu benimle birlikte büyüttüğünüz için hepinize teşekkür ve sevgilerimle..........
Devamını Oku...

21 Şubat, 2014

KURUTULMUŞ DOMATESLİ, ZEYTİNLİ, PEYNİRLİ ve KEKİKLİ KİŞ

Haftasonu gelmişken kahvaltı için hazırlayabileceğiniz bir tarif veriyorum bugün. Kurutulmuş domatesli, zeytinli, peynirli, kekikli, taze soğanlı kiş.... Yaptığımız yemeklere isim vermek her zaman kolay olmuyor, bu tarifteki gibi içinde ne varsa hepsinin yeraldığı bir isim de verilebilir veya sadece basitçe kiş de diyebiliriz. Ama yapılan yiyecekler malzemelere göre oldukça çeşitlendiği için isim farklılaştirması gerekiyor, ben de bu nedenle uzun da olsa yiyeceği daha iyi tarif eden bir tanımlamayı tercih ediyorum bazen yorucu olsada:)

Kiş benim mutfağımın vazgeçilmezlerinden, az hamur, bol malzeme ile hazırlanabilen, malzeme çeşitliliği ve uyumu hayalgücü ve damak tadınızla sınırlandırılabilen bir yemek. Yemek diyorum çünkü yanına hafif bir çorba veya salata ile veya tek başına çay veya ayranla çok güzel bir öğün oluyor. Hafta içi kahvaltı tercihim kişten yana oluyor eğer kalmışsa.

Blogda bir kaç çeşit kiş mevcut, milföyle yapılanı, mayalı hamurlusu var. Son kızlar buluşması için kiş yapmaya karar verince bu tarifi uygulamaya karar verdim. Bu kişin hamuru diğerlerinden farklı, kolayca hazırlanan ve pek çok çeşit kiş yapmak için kullanabileceğiniz bir hamur, daha önceleri pırasalı, kabaklı, ıspanaklı kişler için kullandığım bu hamuru bu defa yoğun peynirli kiş için kullandım, aslında planım soğanlı kiş için de kullandığım mayalı hamurla hazırlamaktı (daha önce yaptığımda mayalı hamurla hazırlamıştım), ancak sabah koşturmacasının çok yoğun yaşanması nedeniyle, hamuru mayalamak için vakit kalmayınca bu hamurla denedim. Sonucu hepimiz beğendik, ben kahvaltı için mayalı hamuru tercih edebilirsiniz, çay saatine yapıyorsanız her iki hamur da kullanılabilir. 3. fotoğraftaki yakında paylaşacağım başka bir sofradan, bu kişin mayalı hamurla yapılmış hali.


Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (26-28 cm'lik fırın kabı için)

Hamuru için:

- 1,5 bardak un
- 60 gr tereyağ
- 1 yumurta
- 2 çorba kaşığı süt
- 1/2 çay kaşığı kabartma tozu

İç Harcı için:

- 13-14 adet kurututlmuş domates
- 1 yemek kaşığı dilimlenmiş siyah zeytin
- 1 yemek kaşığı dilimlenmiş yeşil zeytin
- 1 su bardağı peynir rendesi (dil, taze ve eski kaşar karışımı kullandım)

Üzeri için:

- 2 yumurta
- 1 çay bardağı süt
- 100 ml krema
- 3-4 dal yeşil soğan (yeşil kısımları) veya frenk soğanı
- 1 tatlı kaşığı taze kekik
- Karabiber
- Çok az muskat rendesi
- 1 çay kaşığı çörekotu
- 1 yemek kaşığı parmesan peyniri rendesi


Yapılışı:

Öncelikle hamurumuzu hazırlıyoruz. Tüm malzemelerimizi birlikte yoğurarak yumuşak bir hamur haline getiriyoruz. 15-20 dakika kadar üzerini kapatarak dinlendiriyoruz. Bu arada iç malzemelerimizi hazırlıyoruz. Kurutulmuş domateslerimizi 5-6 dakika sıcak suda bekleterek yumuşatıyoruz ve ince ince doğruyoruz. Zeytinlerimizi yıkayıp süzüyoruz. Peynirimizi, zeytinleri ve kurutulmuş domateslerimizi karıştıyoruz. Dinlenmiş olan hamurumuzu merdane yardımıyla pişirme kabımızın büyüklüğünde açıp, tabanını yağlayarak yerleştiriyoruz. Daha sonra karıştırmış olduğumuz iç harcımızı üzerine serpiştiriyoruz. Son olarak da yumurta, süt, krema ve ince kıyılmış soğan, kekik, karabiber ve muskat rendesi ile hazırladığımız sıvı harcımızı üzerine dökerek her tarafına yayılmasını sağlıyoruz. Fırına vermeden önce çörekotu ve parmesan peyniri rendesi serpiştiriyoruz. Önceden ısıttığımız 180 derece fırında 45 dakika, üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun....

Son kızlar buluşmasının mor sofrası, kiş bugün için hazırlanmıştı.


Devamını Oku...

14 Şubat, 2014

RİCOTTA PUDİNG DOLGULU PANETTONE


Elimde kahve fincanımla, kahveye çok güzel eşlik edecek değişik bir tatlı tarifi vermek istiyorum bugün. Bu tatlı son dönemdeki keyif zamanlarımı oluşturan bir programdan, "Two Greedy Italian" serisinden. BBC'nin iki ünlü İtalyan şefe yaptırmış olduğu bu keyifli programı ülkemizde Bloomberg HT kanalı pazar günleri akşam yayınlıyor. Program 2011-2012 yapımı ama tekrar bile olsa çok keyifle izleniyor. Ülkemizde de restoranı olan Antonio Carluccio ve Genaro Contaldo birlikte yapıyorlar programı ve her bölümde memleketleri olan İtalya'nın farklı bir bölgesine gidip, orada değişen hayatı ve mutfak kültürünü anlatarak tarifler veriyorlar. Eski iki dost olan şefler programda birbirleriyle şakalaşıp, İtalyan mutfağını anlatıp, deneyimlerini de paylaşıyorlar. Benim gibi mutfak sevdalısı için çok güzel bir program ve son bir ay içinde 3 tariflerini uyguladım, 3'ü de tam not aldı. Diğer tariflerini de zaman içinde paylaşmayı düşünüyorum ama ilk sırayı bu tarife veriyorum.


Malzemeleri temin ettikten sonra biraz zaman alsa da keyifle yapılan bir tarif, ben de mutfağa Yağmur'la beraber girdim, belki merak belki özenme nedeniyle kızım da mutfağa ilgili, ben malzemeleri hazırlarken tek tek sorup, kremayı çırpmama da yardım etti:) Orjinal tarif burada, ben sadece panettone bulamadığım için pandoro keki kullandım ve badem yerine cevizi tercih ettim. (Panettone de pandoro da mayalandırılarak yapılan genelde noel zamanı bol olan birer İtalyan kek, panettonenin içinde kurutulmuş meyveler mevcut ve yuvarlak, pandoro ise sade ve yıldız şeklinde)


Malzemeler:

- 1 kg ricotta peyniri
- 140gr pudra şekeri
- 70gr meyve şekerlemesi
- 40gr iri kıyılmış ceviz
- 50gr kıyılmış bitter çikolata veya damla çikolata
- 1 yemek kaşığı kakao
- 600gr panettone veya pandoro keki
- 175ml vin santo veya başka bir tatlı şarap


Yapılışı:

Öncelikle ricotta pudinglerimizi yani tatlımızın dolgu kremasını hazırlıyoruz. Bunun için ricotta peynirimizi 500 gr'lık iki parça halinde iki ayrı kaseye boşaltıyoruz. (ben 500 gr'lık 2 adet hazır paket kullandım) kıyılmış ceviz ve meyve şekerlemelerini, çikolatayı ve pudra şekerini iki eşit parça halinde kaselerimize paylaştırıyoruz. Kaselerden birine ayrıca kakaomuzu ilave edip, her iki kaseyide karıştırarak homogen kremalar elde ediyoruz. Daha sonra kekimizi 2 cm kalınlığında dilimliyoruz ve tatlımızı yapacağımız, streç film ile kapladığımız kasenin tabanına kolajda görebileceğiniz gibi diziyoruz. Üzerine fırça yardımıyla şarabımızı sürüyoruz, sonra beyaz olan ricotta peyniri karışımımızın tamamını kekimizin üzerine sürüyoruz kalın bir katman halinde. Sonra dilimlediğimiz kekle üzerini kapatıyoruz ve yine şarabımızdan sürüyoruz. İkinci katın üzerine kakaolu olan ricotta peyniri karışımını boşaltıp en üst katı yine kek dilimleriyle yapıyoruz ve üstüne yine şarap sürüp kalan şarabı da üzerine döküyoruz ve sıkıca streç film ile kapatıp buzdolabına kaldırıyoruz. Tarifte minimum 6 saat dinlendirilmesi söyleniyor ben 1 gece beklettim. Ertesi gün üst kısmındaki streci kaldırıp servis tabağına alarak büyük bir bıçakla (varsa şef bıçağı) dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...

Not: Kasenin altına koyduğumuz streç, tatlımızın kolay çıkmasını ve hava almadan dinlenmesini sağlıyor. Bir kutu kekden 1-2 dilim kalıyor, kasenin derin ve büyükse tam yetecektir. Ricotta peyniri bizdeki lor peynirine yakın bir peynir, pahalı olan bu ürün yerine kendi yaptığınız veya hazır aldığınız lor peynirini de kullanabilirsiniz.

Ayrıca bugüne özel "sevgililer günüzün kutlu olsun"....

Devamını Oku...

24 Ocak, 2014

PIRASA DOLMASI



Pırasa dolması tam bir kış yemeği, 2014 yılı için blogun açılış tarifi oluyor ayrıca. Gerçi beklenen kış henüz gelemedi, daha çok bahar havası yaşıyoruz. Buradan kışı beklediğim fikri çıksın istemem, İstanbul'da iki farklı yaka arasında haftaiçi hergün gidip gelen biri olarak, yağışlı havaların ulaşıma etkisini biliyorum. Ama susuzluk sıkıntısının baş göstermesi hiç istemediğimiz bir durum. Ayrıca kar şöyle haftasonu evimizdeyken yağsa, yollar buz ve çamur olmadan biraz tadını çıkarsak çoluk çoçuk fena olmaz değil mi?

Pırasa kışı simgeleyen, çok farklı tariflerde kullanılabilen bir sebze, çorbası, böreği, yemeği, köftesi, omleti, salatası, kişi derken liste uzuyor, bugün de sırada dolması var. Biraz zahmetli de olsa, lezzeti için değer. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 7-8 adet kalın pırasa
- 300 gr kıyma
- 1/2 su bardağı pirinç
- 1/2 su bardağı ince bulgur
- 2 adet ince doğranmış soğan
- 1 yemek kaşığı salça
- 7-8 dal ince kıyılmış maydanoz
- 5-6 dal doğranmış dereotu
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- Tuz, karabiber, kırmızı biber

Pişirmek için;

- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı salça

Yapılışı:

Pırasalarımızı yıkayıp, 4 parmak kalınlığında dilimlere ayırıyoruz. Dolma için pırasanın daha çok kalın olan sap kısımlarını tercih ediyoruz. İnce kalan uç kısımlarını ise pırasa çorbası, köftesi, böreği veya omlet için kullanabiliriz. Dilimlenmiş pırasalarımızı tuzlu suda hafifçe yumuşacak şekilde haşlıyoruz. Çok fazla haşlarsak, tekrar pişme sırasında eriyebilirler. Haşlamadan sonra pırasalarımızı soğuk suya alıyoruz ama haşlama suyunu dökmüyoruz, sonrasında dolmayı pişirmek için kullanacağız. Dolmanın iç harcı için tüm malzemelerimizi karıştırıp, yoğuruyoruz ve 15 dakika kadar dinlenmeye bırakıyoruz. Sudan çıkarıp, süzdürdüğümüz pırasaları iç katlarına ayırıyoruz, haşlanmış olduğu için bu işlemi kolayca yapabileceğiz. Dolma için mümkün olduğunca kalın parçaları tercih etmek, doldurma işlemini kolaylaştıracaktır. Dolma harcımızı alıp, tatlı veya çay kaşığı yardımı ile pırasaların içlerini doldurmaya başlayabiliriz, bu noktada dikkat etmemiz gereken nokta ise; pırsaların iki uç kısmından 1 cm kadar boşluk bırakmak, çünkü pişme sırasında şişen pirinç ve bulgur nedeniyle dolma harcı dışarı taşabilir. Tüm pırasalarımızı iç harcımızla doldurduktan sonra, dolmalarımızı pişireceğimiz tenceremize diziyoruz. (Tenceremizin taban kısmına, pırasanın ince kısımlarından yerleştirerek, taban kısımda kalanların yanmasını veya fazla pişmesini önleyebiliriz.) Dolmalarımızı dizdikten sonra, ayırmış olduğumuz haşlama suyunu 1tatlı kaşığı salça ilavesiyle, dolmaların üzerini kapatacak kadar tenceremize döküp, 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı ekleyerek, kaynayana kadar yüksek ateşte, sonrasında kısık ateşte dolma içleri pişene kadar, yaklaşık 35-40 dakika pişiriyoruz. Dolmamızı ocaktan aldıktan sonra, ılımaya başladığında damak tadınıza göre limon suyu ilave edebiliriz. Sarmısaklı veya sade yoğurtla veya tek başına servis yapabiliriz. Afiyet olsun...

Not: Dolma harcı için, tamamen pirinç veya tamamen bulgur tercih edebiliriz, salça olarak domates ve biber salçası karışımı kullanabiliriz. Pişirme sırasında zeytinyağı yerine 1,5 tatlı kaşığı tereyağ kullanabiliriz.



Devamını Oku...

31 Aralık, 2013

İYİ SENELER VE SON DAKİKA YILBAŞI SOFRASI


2013'ü bitirdik, yeniyıla saatler kala, hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu bir yeniyıl, ülkemize de istikrar, adalet ve barış hakim olsun diyorum.

Yeniyıl için eminim planlarınızı yaptınız, menüleriniz belli, benimki sadece bir son dakika önerisi olacak. Geçen yılbaşında evde, herhangi bir planımız olmadan kalınca, hadi boşvermeyelim kendimize birşeyler hazırlayalım dedik. Eşim mutfağa girip bize aşağıda gördüğünüz enginarlı, zeytinli, nohutlu tavuğu pişirdi.


Ben de masamızı kurup, peynir tabağımızı hazırlayıp, klasik dürümümü yapıverdim. Evde de meksika fasülyesi salatası ve pancarlı bulgur salatası vardı, menü tamamlandı.



Siz de son dakika menüsü ararsanız pratik bir öneri.....Hepinize iyi yıllar, dilerim 2014 daha güzel bir yıl olur.....


Devamını Oku...

20 Aralık, 2013

ÇİKOLATALI SÜRPRİZ PASTA


Çikolatalı sürpriz pasta, Yağmur'un 2. yaş günü partisinden bir tarif. Doğumgünü pastası nedeniyle, tatlı büfesini sınırlı tutmuş, 3-4 çeşit tatlı hazırlamıştım. Pastamız meyveli olunca, çikolata severleri memnun edecek bir lezzet eklemek gerekti menüye. Bende bir süredir yapmak için bahane aradığım çikolatalı pastayı hazırladım. Tarif tamamen benim daha önceki klasik kek ve krema tariflerimden yola çıkarak hazırladığım bir tarif oldu, pastanın çarpıcı tarafı, görüntüsüydü. Kakao ve çikolatalı kek ve krema ile toprak görüntüsü yaratarak, üzerlerine koyduğum nane dalları ile, saksıya dikilmiş nane görüntüsü yakalamaya çalıştım. Açıkcası oldukça zahmetliydi, hele 40 kusür kavanazu tek tek ve kat kat doldurmak düşündüğümden zor oldu, neyse ki parti öncesi son akşam evde bana yardım edebilecek sevdiklerim vardı.


Porsiyonluk hazırladığım pastalar için Yağmur'un hazır mama kavanozlarını kullandım. Ufak oldukları için tek kişi için uygun ölçüdeydi. Kekimi daha lezzetli olması için sünger kek yerine klasik kek tarifime yakın hazırladım. Kekimi önceden pişirip, hava almasını önleyecek şekilde sarıp, buzdolabına kaldırdım. Kremasını da klasik pastacı kremasını bol çikolata, fıstık ve kakaolu olarak parti öncesi son akşam hazırladım. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (10 kişilik)

Kek için:

- 4 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı yoğurt
- 100 ml krema
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 2 yemek kaşığı kakao
- 150gr bitter çikolata
- 1 paket kabartma tozu
- 1/2 çay kaşığı karbonat
- 2,5 su bardağı un

Kreması için:

- 1 litre süt
- 1,5 su bardağı şeker
- 4 yumurta sarısı
- 3 yemek kaşığı mısır nişastası
- 1 çay kaşığı vanilya özütü
- 200 ml krema
- 200 gr bitter çikolata
- 2 yemek kaşığı antep fıstığı içi
- 2 yemek kaşığı kakao

- Süslemek için nane dalları


Yapılışı:

Öncelikle kekimizi pişirmek için, kek harcını çırpmaya başlıyoruz. Derin ve büyük bir kasede yumurtalarımızı çırpıp, kabarttıktan sonra, şekerimizi ekleyip, yine çırpıyoruz. Karışım yine kabaracak, sonrasında sıvıyağ, yoğurt ve kremamızı ekliyoruz. Kakoumuzu, kabartma tozunu ve karbonatı, unumuzun içine ekleyip, karıştırdıktan sonra 3-4 defa da unumuzu ekleyip, karışımı çıprmaya devam ediyoruz. Çırpma işlemini, el mikseri veya mutfak robotu ile yapabilirsiniz. Kek harcımızı son olarak, ufak ufak kıydığımız(bıçakla) çikolatamızı ekleyip, yağlı kağıt serilmiş bir dikdörtgen tepsiye boşaltıyoruz ve önceden ısıtılmış 170 derece fırında 45-50 dakika pişiriyoruz.

Kremamız için; derin bir tencerede sütümüze, yarım su bardağı şekerimizi ve vanilya özümüzü ekleyip şeker eriyene kadar orta ateşte ısıtıp ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Ayrı bir karıştırma kabında yumurta sarılarını, nişastamızı, kakomuzu ve kalan şekerimizi mikser ile çırpıyoruz, süt karışımımızdan 1 su bardağı alıp, yumurtalı karışıma ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Daha sonra bu karışımı tenceredeki süt karşımına ekleyip, sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kremamız kıvam alıncaya kadar pişiri yoruz ve krema ve çikoalatamızı ekleyip, iyice karışmalarını sağlıyoruz. Daha sonra ocaktan alıyoruz ve antep fıstığı içini ekliyoruz. Ilınması için farklı bir kaba alıp, kabuk tutmaması için aralıklı olarak karıştırıyoruz. Normal krema kıvamından biraz daha yumuşak olacak kıvam, çünkü kek arasına sürmek yerine kavanozlara dökeceğiz.

Kremamızı da hazırladıktan sonra, pastamızı yapmaya başlayabiliriz. Kavanozlarımıza önce 3 cm büyüklüğünde parçalara kestiğimiz kekimizden koyuyoruz, sonra kremamızdan, sonra yine kek ve tekrar krema koyarak kavanozlarımız üstlerinde 1 parmak boşluk kalacak şekilde dolduruyoruz. Bu kısmada keklerin dilimlenmesi sırasında oluşan kırıntılardan elimizle ezerek koyuyoruz. Bu işlem kavanozun üst kısmında toprak görüntüsü oluşturuyor. Tüm kavanozlarımızı bu şekilde hazırladıktan sonra, kavanozlarımıza son olarak nane dallarını yerleştiriyoruz. Bu işlem için de nane dallarının sap kısımlarını biraz uzun tutup, toprağa girmiş gibi görünmesi için, kavanoza saplıyoruz. Afiyet olsun...

Not: Nane dallarını önceden hazırladığım ve havalar sıcak olduğu için, fotoğrafı beklerken benim nanelerim biraz bayıldılar. Daha diri nanelerle daha net bir saksı görüntüsü yakalayabilirsiniz.

Devamını Oku...

17 Aralık, 2013

PESTO SOS - FESLEĞEN PESTOSU


Pesto sos, mutfağımdan eksik olmayan bir lezzet olmasına, pek çok tarifimde yeralmasına rağmen şimdiye kadar blogda yerini almamış . Geçen hafta aldığım fesleğenleri pesto haline getirince, süsleyip, püsleyip fotoğrafını çektim ve bloga eklemeye karar verdim. Gerçi fesleğenin rengi o kadar güzeldi ki, akşam ışığına rağmen canlı bir renk yakalayınca çok da süse gerek kalmadı.

Bu sos bizim mutfağımıza pesto sos olarak girmişse de, daha doğrusu, fesleğen pestosu, çünkü pesto kelimesi italyanca ezmek anlamına gelen "pistare" fiilinden türetilmiştir ve başka ezmeler için de kullanılmaktadır. Roka'dan, karışık aromalı otladan ve kurutulmuş domatesten (yakında bir tarif ekleyeceğim) yapılanları da yaygındır. Fiili yerine getirebilmek için ve daha lezzetli bir sos elde edebilmek için malzemeleri havanda dövmek gerekse de, ben miktar olarak fazla malzeme kullanarak yaptığımdan genelde rondoyu tercih ediyorum.

Pesto sosla tanışmam Hatsum'un (ablam) İtalya'nın Cenova şehrine yaptığı iş seyahati sayesinde oldu, mutfağa meraklı olan ben, İtalya'yı bilen bir arkadaşıma oralardan ne istenir dediğimde hemen "pesto sos" demiş ilginç de bir benzetme yapmıştı bu sos için.

Fesleğen pestosu Cenova'yla özdeşleşmiş ve diğer İtalyan şehirlerinde de Cenova'ya ait olduğu belirtilerek satılıyor. İçindekiler neredeyse standart, fesleğen, fıstık, sarmısak, zeytinyağı ve peynir. Bazı tariflerde, içine ceviz de ekleniyor, peynir olarak parmesan yerine yine yoğun bir tada sahip bir peynir olan pecorino tercih ediliyor ama özü, ezilmiş fesleğenden oluşuyor.

Bu sosu, makarnalarda, her türlü kanepenin üzerinde, pizza tabanında, sandviçlerin arasında, tüm ekmek üstü hazırladığınız tariflerde, tostlarda ve yakışacağını düşündüğünüz salata soslarında kullanabilirsiniz. Bizim evde daha çok makarna, tost ve ekmek üstü olarak ve burada tarifi olan dürümler için kullanıyorum. En pratik makarna uygulamamı yakında sayfama ekleyeceğim.

Tarifi hazırlarken dikkat etmeniz gerekenler ise, fesleğenleri yıkadıktan sonra iyice kurulamak ki, sosta su bulunmasın, çam fıstıklarımızı kavurmak ve parmesan peynirimizi taze rendelemek (hazır rendelenmiş parmesan tercih etmemek) ve iyi bir zeytinyağı kullanmak. Gelelim tarifimize;


Malzemeler:

- 4 demet fesleğen (300 gr kadar sapları ayıklanmış fesleğen yaprağı)
- 60 gr çam fıstığı
- 200 gr rendelenmiş parmesan peyniri
- 1,5 su bardağı zeytinyağı
- 6-7 diş sarmısak
- 1 çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Fesleğen yapraklarımızı yıkayıp sularını alıyoruz. Çam fıstıklarımızı kısık ateşte, yağ koymaksızın karıştırarak hafifçe kavurup, renk almalarını sağlıyoruz ve tavadan alıp, soğumaya bırakıyoruz. Sarmısaklarımızı havanda tuzumuzla dövüyoruz. Rondo veya havanımız içine, sarmısakların üstüne, fesleğen yapraklarımızı ve çam fıstğımızı ekleyip, ezilene kadar dövüyoruz veya karıştırıyoruz. Sonra zeytinyağımızı bir kaç parça halinde ekleyerek, ezme işlemine devam ediyoruz. Son olarak parmesan peynirimizi ekleyip, sosumuzun kıvamını (Yumuşak bir macun kıvamında olmalı) kontrol ediyoruz. İhtiyaç duyuyorsak, zeytinyağı ve tuz ilavesi yapabiliriz. Pestomuzu saklayacağımız kavanoza alıp, buzdolabında saklayabilirsiniz. Isı değişimlerine maruz kalmadan 2 hafta kadar muhafaza edebilirsiniz. Tabi o kadar uzun sürede bitmemişse. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

10 Aralık, 2013

PANCAR ÇORBASI ( NAMI DİĞER ÇİLEKLİ ÇORBA )


Pancar çorbası, kızımın dilinden çilekli çorba. Geçtiğimiz haftasonu evde pancar çorbası pişti. Kızımın yemeyeceği düşüncesinde olduğum için, ona ayrı bir çorba hazırladım, ama beni yanılttı ve pancar çorbasına çilekli çorba adını vererek afiyetle yedi. Yani beklemediğimiz sonuçlar olabiliyor hayatta neyse ki bu güzel bir sürpriz oldu.

Dışarda kar yağışı beklentisi ve buz gibi bir hava var. Böyle bir havada belki hiç yapmadığınız ve çorbası da olur mu diye düşündüğünüz pancarı, vereceğim tarifle yapıp, sıcacık içebilir, çocuklarınıza da sevdirebilirsiniz. Pratik tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 4 adet orta boy pancar (750 gr)
- 1 adet orta boy patates
- 1 adet orta boy soğan
- 2 diş sarmısak
- 2 kuru defne yağrağı
- 1 su bardağı süt
- 100 ml krema
- Tuz, karabiber
- 2-3 dal dereotu

Yapılışı:

Pancarımızı, patatesi, soğanı, sarmısağı kabuklarını soyduktan sonra, üzerini kapatacak kadar su ve defne yapraklarını ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. Sebzelerimiz haşlanıp yumuşayınca, ocaktan alıp, defne yapraklarını içinden çıkarıyoruz. Tüm malzemeyi blendar yardımı ile ezip homojen bir karışım haline getiriyoruz. Daha sonra sütümüzü, kremamızı ekleyip, tuz ve karabiberle tatlandırdıktan dereotu ile süsleyerek servis yapıyoruz. Eğer gerekiyorsa çorbamızın kıvamını ayarlamak için sıcak su kullanabilirsiniz. Afiyet olsun....

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...