01 Mart, 2012

ALACARTE "5" YAŞINDA.....

Blog yaş-1



Geçen sene ALACARTE 4. yaşını kutlarken yazdığım yazıyı okudum az önce, umut dolu, içten ve mutlu bir yazı yazmışım, blogumdan çocuğum gibi bahsetmişim. Evet doğru, bu günlük benim için çok değerli, kendime ait bir alan, içimi her zaman açamasam da kendimi paylaştığım bir yer...




Geçen seneki yazımda Yağmur'u bekliyordum, sizlere söylememiştim henüz, kız olduğundan bile haberim yoktu, şimdi hayatımda ve ufak da olsa blogumda da yer edindi bebeğim.




Blogumun 5. yaşını kutlarken, bundan sonraki hayatım için en değerlim olan kızımın bir fotoğrafını paylaşayım istedim:)




Geçen sene ki kapanış cümlelerimi tekrarlıyorum ve blogger hikayemi okumak isteyenleri geçen yıl ki yazıma yönlendiriyorum.




"Kendi adıma blogumun paylaşımlarla, dostlarla büyümesini, daha üretken olmasını, nice yaşlar almasını diliyorum. Hepinize sevgilerimle..."





Nice yaşlara ALACARTE..........


Not: Fotoğraf doğum fotoğrafçım "Efsane Ersan" tarafından çekilmiştir.
Devamını Oku...

26 Şubat, 2012

PEYNİRLİ VE SOĞANLI KİŞ

Peynirli ve soğanlı kiş

Yazılacak onlarca yazı arasından bir tarifle suskunluğumu bozuyorum. Yağmur'un doğumundan bu yana sadece bir tarif yazdığımı farkedince bu tarifi hemen düzenleyip eklemeye karar verdim. Uzun uzun yazılacakları sonraya bırakarak, tarife geçiyorum.

Blog buluşmalarımızın birinde Münevver Abla yapmıştı kahvaltı için, hepimiz de severek yedik ve hemen tarifini almayı da ihmal etmedik. O gün bugündür bizim evin mutfağında sıkça yapılıyor, eve gelip gidenlerden rastlayanlar da tarifi beklediği için önceliği aldı, soğanlı ve peynirli kiş, tarif şöyle;

Malzemeler: (26 cm'lik tart kalıbı için)

Hamuru İçin:

- 1 yumurta sarısı
- 1/2 su bardağı ılık süt
- 2 + 1/3 su bardağı un
- 2 tatlı kaşığı kuru maya
- 50 gr tereyağ (eritilmiş)
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı tuz

Üzeri İçin:

- 2 adet orta boy soğan
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 2 adet yumurta
- 200 ml krema (1 paket)
- Tuz, karabiber
- 100 gr rendelenmiş eski kaşar peyniri
- 100 gr rendelenmiş İzmir tulumu
- 100 gr rendelenmiş dil peyniri

Yapılışı:

Hamurumuz için tüm malzemeleri ele yapışmayacak hale gelene kadar yoğuruyoruz ve dinlenip kabarmaya bırakıyoruz. Ilık bir yerde üzeri örtülü olarak 1 saat civarında kabarıyor hamurumuz. Eğer kuru maya yerine yaşmaya kullanacaksanız, mayayı önceden süt ve şeker ile kabatrıp, hamuru öyle yoğurun.

Hamur dinlenirken, piyazlık doğranmış soğanlarımızı 2 yemek kaşığı zeytinyağında kısık ateşte kavurmaya başlıyoruz. Bu kişin en zahmetli kısmı bu, soğanları yakmadan, uzun uzun karamelize olana kadar sürekli karıştırarak kavurmak. Soğanlar kavrulup biraz ılınınca, içine ayrı bir kapta çırptığımız 2 yumurta, krema, tuz ve karabiber karışımını ekliyoruz ve iyice karışmasınız sağlıyoruz.

Hamurumuz kabarınca bir merdane yardımıyla yağlamış olduğumuz kalıbımızın büyüklüğünde açıyoruz. Hamurumuz 10 dakika kadar da kalıpta mayalandıktan sonra, sıra ile rendelemiş olduğumuz eski kaşar, izmir tulumu ve dil peynirini serpiştiriyoruz. Peynirlerin üzerine ise soğanlı, kremalı karışımı peynirlerin üzerini kapatacak şekilde döküp, önceden ısıttığımız 180 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Not: Ben tarifi Münevver Abla'dan aldım, o da snow eggs'den alarak uyarlamış...


Peynirli ve soğanlı kiş
Devamını Oku...

02 Şubat, 2012

SOFRA DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDAYIZ

Alacarte Sofra Dergisi'nde

Bebeğim Yağmur ile birlikte Sofra Dergisi Şubat sayısındayız....

Dergi için doğum gelenekleriyle ilgili tarifler hazırladım. Yeni anne olmanın heyecanına geçtiğimiz ay Sofra Dergisi için yapılacak çekim eklendi. Dergiden Selma Hanım (Selma Şen) doğum gelenekleriyle ilgili bir çekim yapmak istediklerini ve kızıma da dergide yer vermek istediklerini belirtti. Bu güzel öneriye hayır demem mümkün değildi. Selma Hanım ile doğum geleneklerini, benim ve ailemin yaptığı hazırlıkları konuştuk hangilerini hazırlayacağıma ve çekim gününe karar verdik. Sonrası heyecanlı bekleyiş ve hazırlıklarla geçti. Her ne kadar Yağmur'un doğumu sayesinde tecrübeli olsam da, dergide yeralacak olmak farklıydı.

Doğum sırasında, bebek mevlidinde ve diş buğdayında yapılan hazırlıklar ve güzel gelenekler üzerine çalışarak dergi için 6 tarif hazırladım. Çekim günü de çok güzel geçti, tatlı kızım çok uyumluydu. Sonrası baskıyı bekleyişle geçti. Haftasonu Yağmur'u gezidirirken Remzi Kitabevi'ne girdim, baktım dergi gelmiş, heyecanla açtım ve çok güzel bir bölüm hazırlamıştı, Selma Hanım, Erkin Bey'in (Erkin Ön) fotoğrafları harika görünüyordu. Sizlere ancak yazabildim. Ben çok beğendim, bakalım sizler nasıl bulacaksınız.

Senelerdir okuduğum, her ay evimden eksik etmediğim Sofra Dergisi'nde yeralmak, hele bebeğim Yağmur'la birlikte yeralmak çok güzel bir anı olacak....

Not: Başlığı kızımı düşünerek çoğul yazdım:)
Ayrıca bu güzel günü daha detaylı olarak ilerki günlerde yazacağım
Devamını Oku...

28 Ocak, 2012

MSA ELECTROLUX AUDITORIUM'DA MEHMET GÜRS İLE "TAZE BİR BAKIŞ"

MSA Auditorium Mehmet Gürs

2012 yılının ilk yazısı 2011 yılında katıldığın son etkinliklekle ilgili. 19 Aralık 2011 Pazartesi akşamı MSA'nın yeni Auditorium'unun tanıtıldığı ve Mehmet Gürs'ün yeni pişirme teknikleri hakkında bir demo sunumu yaptığı keyifli, ilginç ve bilgilendirici davete katıldım.

MSA'yı pek çoğunuz biliyorsunuz, Mehmet Aksel'in kurduğu profesyonel aşçılık okulu, kendi deyimleriyle "mutfağın okulu". MSA öncülüğünü yine göstererek Elektrolux'ün katkılarıyla ileri teknoloji mutfak donanımına sahip 150 kişi kapasiteli bir Auditorium hazırlamış MSA içerisinde. Bu salonda yerli şeflerin yanısıra, 20'den fazla yabancı şef ağırlanmış ve pek çok tanıtım, pişirme demosu gibi organizasyon yapılmış.

Benim katıldığında bu organizasyonlardan biriydi. Davet günü 2012'ye sayılı gün kalması nedeniyle yeni yıl buluşması olarak düzenlenmişti. Etkinlik Mehmet Aksel'in konuşması ile başladı, ardından Elektrolux Türkiye Genel Müdürü Semih Orcan bir konuşma yaptı ve sahneyi şef Mehmet Gürs'e bıraktı.

Mehmet Gürs "A Fresh Look/Taze Bir Bakış Açısı" ismini verdiği demo sunumunda, geleneksel lezzetlere yeni pişirme teknikleri uygulanmasına örnekler verdi. Bundan önce ise bulunduğumuz coğrafyada pek çok kültürün harmanlandığından, pek çok şey için olduğu gibi yemek konusunda da köklerin öneminden bahsederek Anadolu'daki doğal mutfağı anlattı. Bu mutfağı keşfetmek için yaptığı seyahat ve çalışmalardan bahsetti.

Mehmet Gürs demo sunumunda 3 tabak hazırlandı. Bunlardan biri sucuklu yumurta idi. Ancak hepimizin alışık olduğu gibi sucuğu pişirip, yumurtayı kırmadı üzerine, uygun hava ve nem koşullarında kurutulmuş sucuk toz hale getirilmişti ve yumurtayı pişirmek için gereken uygun sıcaklık denemeler sonucunda tespit edilmişti. Bir derecenin yaratacağı farkı bize örnekleriyle gösterdi Mehmet Gürs.
İkinci tabak tarhana, tuzlu yoğurt, kuzu kol ve firik pilavından oluşan bir tabaktı ama bu tabak da yeni pişirme teknikleriyle hazırlanmıştı ve en çarpıcı tarafı ise tarhananın farklı bir şekilde kullanılmasıydı.
Üçüncü tabak ise kabak tatlısı idi, tabi kireç kaymağında bekletilmiş bir kabak tatlısı. Bunun yanında ise Antep fıstığının erken hasat dönemindeki adı olan "kuş boku" dondurması ve tahin vardı.

Bu sunum geleneksel tatların, tesadüflerden çıkarılarak, çalışılarak elde edilen bilgilerle hazırlanması konusunda bir örnek ve mutfağın gerçek bir kimyası olduğunun çok güzel bir kanıtı idi. İlginç olan şeylerden biri de salonun havalandırma sistemi sayesinde yemek hazırlıklarında çıkan kokuyu kesinlikle hissetmememizdi.

Sunum tamamlandığında ise MSA şefleri ve öğrencilerinin hazırladığı yemeğe katıldım, yeni lezzetler ve içkiler eşliğinde keyifli sohbetlerle geçti akşam. Ben de bu davet sayesinde daha önce etkinlik ve kurslar sayesinde tanımış olduğum MSA'nın dünya sıtandartlarındaki salonunu da keşfetme fırsatı bulmuş oldum....

MSA kolaj
Devamını Oku...

30 Aralık, 2011

2012 GÜZELLİKLER GETİRSİN, İYİ SENELER......

Masa


Yılın bitmesine 2 gün kala gece bilgisayar başındayım, Yağmur'u uyuttum ve fotoğraf düzenleme işine girişmişken, bir yeni yıl mesajı yazmalıyım düşüncesiyle yazıma başladım..



2011 bana hayatımın en değerli şeyini verdi, Yağmur'un annesi olmayı, bu nedenle hep özel kalacak.



2012'yi karşılamak üzere toplandığımız ve benim için 2011 yılının son daveti olan soframızdan bir fotoğraf eşliğinde hepinize hayallerinize kavuştuğunuz bir yıl diliyorum.



İYİ SENELER!!!!!!!!!!!!!
Devamını Oku...

21 Aralık, 2011

GLAZÜRLÜ NİŞASTA KURABİYESİ

Glazürlü kurabiye


Günler hızla akıp geçiyor, yapmak istediklerim bir kenarda beklerken... Doğum iznim bitmek üzere ama ben bundan sonraki hayatımın nasıl olacağına dair bir fikrim olmaksızın kendimi akışa bıraktım.



Genel durumum blog içinde geçerli, yazılacak, paylaşılacaklar açısından zengin bir dönem geçirmiş olmama rağmen çok az yazabildim, şeytanın bacağı kırıldı mı göreceğiz:)




Bu kurabiyeler bebeğimizi görmeye gelen arkadaşlarım için hazırladığım tariflerden biri, oldukça pratik ve lezzetli bir kurabiye ve blogda daha önce paylaştığım mantar kurabiye tarifine çok yakın.



Farklı olarak üzerinde çikolata glazürü ve fındık var. Ben beyaz ve bitter çikolatalı hazır glazür kullandım, sadece bitter, beyaz veya sütlü çikolata ile glazür yapılıp, üzerine de fındık yerine, ceviz, badem, antep fıstığı, hindistan cevizi kullanabilirsiniz. Tarifimiz şöyle;



Malzemeler:



- 2 yumurta

- 100 gr tereyağ (oda sıcaklığında)

- 1 çay bardağı sıvıyağ

- 1 çay bardağı pudra şekeri

- 3 kaşık un

-300 gr buğday nisaştası

- 1/2 paket kabartma tozu

- 1 paket hazır beyaz ve bitter çikolata glazürü

- 1 çay bardağı dövülmüş fındık



Yapılışı:



Yumurta, tereyağ, sıvıyağ ve pudra şekerini iyice karıştırdıktan sonra, unumuzu ve parça parça olarak nişastamızı ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. Son olarak kabartma tozunu ilave ediyoruz ve hamurumuzu 15 dakika kadar dinlendiriyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak yuvarlıyoruz. (Elinizde varsa benim yaptığım gibi çiçek baskılı bir kalıp da kullabilirsiniz.) Önceden 180 dereceye ısıttığımız fırında 10 dakika kadar beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Kurabiyelerimiz soğuduktan sonra, eritilmiş iki renkli glazürü (veya kendinizin hazırladığı eritilmiş çikolatayı) üzerlerine gezdirip, çikolata donmadan dövülmüş fındık serpiştiriyoruz. Çikolata donduktan sonra servise hazır olan kurabiyemiz 1 hafta tazeliğini kaybetmiyor. Afiyet olsun...


Glazürlü kurabiye
Devamını Oku...

21 Kasım, 2011

YAĞMUR'UN ANNESİYİM ARTIK....

Yağmur'un DoğumuTam 2,5 aylık oldu minik kızım. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Evet biraz geç oldu ama kızımın doğumu için ayrı bir yazı yazmasam olmazdı.

Bu süreçte blogu biraz ihmal ettim ama anne olmak gibi yepyeni, özel ve çok güzel bir deneyimi yaşıyorum ve sorumluluğum var artık. Yeni yeni bebekli hayatı düzene sokmaya başladım, umuyorum bundan sonra daha sık yazacağım.


7 eylül 2011 günü saat 08:16'da doğdu Yağmur, insanın bebeğinin ilk ağlamasını duymasının, varoluşuna şahit olmak kadar özel bir an olduğunu gördüm. Sonraki günlerde ayrı bedenler de uyumu yakalama çabası başladı. Anne sütü verme mücadelem, bebeğin gaz sıkıntıları, ağlama nedenini anlamaya çalışmak, gelişimini izlemek, uykusuzluk derken baktim ki zaman uçmuş, oysa doğum iznine çıkmayı ne kadar heyecanla beklemiş ve ne planlar yapmıştım. Sıkıntıları olsa da keyifli ve heyecanlı günler olarak hatırlayacağım ilerde bu günleri.


Kızımın sağlıkla, sevgiyle, mutlulukla büyümesini diliyorum, Yağmur'um hayatıma getirdiğin sevinç ve renkler tarifsiz....

Devamını Oku...

14 Ekim, 2011

ANNE BEBEK DERGİSİ EKİM SAYISINDAYIM

Anne Bebek Dergisi

Hamileliğimin son günleriyle Anne Bebek Dergisi Ekim sayısındayım.


Yağmur'a kavuştum, benden haberleri ve eksik kalan baby shower, hastane hazırlıkları yazılarımı toparlayıp yakında yazmayı çok istiyorum.

Devamını Oku...

16 Ağustos, 2011

PATLICANLI BİBER RULO

patlıcanlı biber rulo

Baby shower detaylarına geçmeden önce, kolay sayılabilecek ve lezzetli, iftar sofralarına da yakışacak bir tarifi yazayım istedim. Tarif zaten baby shower menümüzden. Menüyü oluştururken çok fazla yeni bir şey denemek istemedim risk almamak için, yakınlarımızın desteği ile oluşan menüyü tamamlayıcı, doyurucu, yumuşak lezzetli bir şey yapalım derken ortaya çıktı. Daha önce biber rulo tarifi yazmıştım burada ve bunun haricinde de yaptığım çeşitleri oldu ama bloga eklenmediklerini bugün farkettim. Önümüzdeki günlerde yaptıkça yeni tarifleri fikir vermesi amacıyla bloga ekleyeceğim. Bu tarz tariflere patlıcanlı biber rulo ile başlamış olayım. Bu tarif aynı zamanda blogda sıkça yeralan, közlenmiş, sotelenmiş sebze çeşitlerinin yoğurt ve sarmısakla bir araya geldiği tariflere farklı bir yorum sayılabilir. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-2 adet patlıcan
-7-8 adet kırmızı biber
-2-3 diş sarmısak
-1 su bardağı süzme yoğurt
-Tuz
-Süslemek için frenk maydanozu

Yapılışı:

Patlıcanları ve kırmızı biberleri ocakta veya fırında közlüyoruz. (Ben közleme işini fırında yapıyorum, önceden iyice ısıttığım fırına yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizerek koyuyorum patlıcan ve biberleri (tabi patlıcanları çatalla 3-5 yerinden deldikten sonra), sıcakken de elimi yakmamaya çalışarak soyuyorum ve patlıcanların üzerine hemen limon suyu döküyorum kararmalarını önlemek için). Hazırladığımız patlıcanları orta büyüklükte (kuşbaşı kadar) doğruyoruz, süzme yoğurdumuza ezilmiş sarmısakları ve tuzu ekledikten sonra karıştırıyoruz. Daha sonra kırmızı biberimizi kalınlıklarına göre uzunlamasına 2 veya 3’e keserek, üçgen parçalar elde ediyoruz. Her bir parçanın geniş tarafına yoğurtlu patlıcandan 1 tatlı kaşığı kadar koyup, rulo şeklinde sarıyoruz. Maydanozla süsleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...

patlıcanlı biber rulo
Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...