26 Ocak, 2016

PANCARLI BULGUR SALATASI / PANCARLI KISIR ve BENDEN HABERLER

Dışarıda muazzam bir soğuk ve kar yağışı var. İstanbul'a yerleştiğimden beri en soğuk ve karlı kışlardan birini geçiriyorum. Bu yılı farklı kılan aralıksız 1 aydır, soğuk ve karın devam ediyor olması sanıyorum.

Bloga uzun süredir yazmamışım, bu süreç benim için farklıydı, kentsel dönüşüm nedeniyle evimi değiştirdim, çok kısa sürede zorlu koşullarda yapılan hazırlıklarla taşındık, doğal olarak toparlanmak zaman alıyor, hala evde istediğim düzeni kuramadım. Ama ev arama, seçme, boya vs işler, toparlanma, taşınma ve yerleşme derken öncelikler değişti ve blog sessiz kaldı. Neyseki instagram var da oradan bir şeyler paylaşabiliyoruz.

Bu soğuk günde ani bir hareketle aslında başka bir tarifin kopyasını almak isterken, kendimi yazarken buldum, galiba iyi oldu:)

Şu an için tarif bahane, yazmak şahane diyorum ve sizlere mutfağımın sıklıkla yapılan tariflerinden birini vermek istiyorum.



Biliyorsunuz pancar, turşusu ve salatası dışında doğrudan tüketmeye alışık olduğumuz bir sebze değil, bizim mutfakta ise Yağmur'un çilekli çorbası ve bu salata ile sık sık yer buluyor, turşusunu da kendim yapmasam da severek tüketiyorum. Pancarlı bulgur salatası kısıra alternatif olabilecek bir tarif ve pembe rengiyle de farklı bir lezzet. Bu güzel rengi farklı tariflerde de yakalayabiliriz mesela pancarlı humus, koyu pembe ve hafif ekşi ve tatlı humusun tarifini de yakın zamanda paylaşabilirim umarım.

Gelelim tarifimize;


Malzemeler:

-2 adet orta boy pancar
-1,5 bardak ince bulgur
- Yarım demet maydanoz
- Yarım demet dereotu
- 1 küçük kuru soğan
- 2 diş sarmısak
- 1 limonun suyu
- 4 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı nar ekşisi
- Tuz

Yapılışı:

Once pancarlarımızı yıkayıp, soyuyoruz ve haşlıyoruz. Haşlama sonucunda çıkan pembe suyu sıcakken bulgurumuzu ıslatmak için kullanıyoruz.  Soğanımızı mümkün olduğunca küçük doğrayarak zeytinyağında hafifçe soteliyoruz ve ocaktan almadan ufak doğranmış sarmısağımızı da ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. Bulgurumuz yumuşayınca kuşbaşı büyüklüğünde doğradığımız pancarlarımızı, ince kıyılmış maydanoz ve dereotumuzu ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Limon suyu, nar ekşisi ve tuzumuzu ilave ederek tadını ayarlıyoruz ve afiyetle yiyoruz...



Devamını Oku...

04 Kasım, 2015

BANYOLU BÖREK - PATATESLİ VE KAŞAR PEYNİRLİ


Blogdaki sessizliğe son verme zamanı gelmiş...

Instagram takipçilerimin bildiği gibi geçen hafta sonu klasikleşen blogger toplantılarımızın 2015-2016 sezonu için ilki bizim evde gerçekleşti. Çok keyifle geçen buluşmanın detaylarını daha sonra paylaşacağım, bu davette de menü de yer alan bir böreğin tarifine öncelik vermek istiyorum. Banyolu börek... Adının hakkını veren bir börek çünkü pişirme öncesi duş alıyor. Nasıl mı?

Malzemeler:

-         - 3 adet yufka
-         -  100 gr tereyağ
-         -  1 yumurta sarısı
-         -  Susam
-        -   3 orta boy patates
-          - 1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
-        -   Tuz, karabiber

Yapılışı:

Öncelikle böreğimizin iç malzemelerini hazırlıyoruz. Patateslerimi haşlayıp, kabuklarını soyuyoruz. Soğumasını bekliyoruz (peynirin erimemesi için) ve kaşar peyniri rendesini, tuzunu ve karabiberini ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz.
Tereyağımızı eritip ılınana kadar bekliyoruz. Yufkalarımızdan birini tezgahımıza açıyoruz ve fırça yardımıyla erimiş tereyağından sürüyoruz. Sonra 2. yufkayı ilk yufkanın üzerine açıyoruz, tekrar yağ sürüp, 3. kat yufkayı da üzerine koyuyoruz. Bu kata da yağımızı sürüp, yufkalarımızı önce 4 eşit parçaya kesip, sonra her parçayı tekrar 4’e keserek toplam 16 adet üçgen parça olacak şekilde kesiyoruz. Her üçgen parçanın geniş tarafına iç harcımızdan koyup, sigara böreği gibi sarıyoruz. Tüm yufkaları sarınca, her bir böreği su dolu bir kaseye batırıp sonra tepsiye alıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, susam serpiştirdikten sonra önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.

Not: Bu böreği önceden hazırlayıp, buzlukta bekletebilir, banyosunu pişirme öncesi yaptırarak fırınlayabilirsiniz. 


Devamını Oku...

30 Haziran, 2015

DONDURMA TİRAMİSU


Tiramisu tariflerine bir yenisi ekleniyor, dondurma tiramisu... Yan tarafta bekleyen tiramisu cheesecake ile birlike 6 farklı tarif Alacarte'nin sayfalarına girmiş oluyor.
Yaz hala tam anlamıyla gelememiş olsa da  soğuk bir şeyler yapmaya karar verince uzun süredir aklımda olan bu tarifi uyguladım. Tarif genel olarak blogda daha önce yer verdiğim tiramisu tariflerine yakın, bu defa krema kısmını biraz hafifletmek adına ve peynir tadını öne çıkartmak için mascarpone peynirinin yanısıra krem peynir de kullandım, sonrasında buzdolabı yerine buzluk da dondurdum ve yaz sıcağında ferahlamak için dordurma tadında bu tatlı mutfağımızı şenlendirdi. Tarifimiz şöyle

Malzemeler:

- 3 adet yumurta sarısı
- 2/3 su bardağı toz şeker
- 100ml süt kreması (1/2 kutu)
- 150 gr krem peynir
- 350 gr mascarpone peyniri
- 2 fincan espresso
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 su bardağı sıcak su
- 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi/savoyer)
- 1 yemek kaşığı kakao

Yapılışı:

Öncelikle benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz)  kremamızı hazırlıyoruz. kaynayan sıcak su ile temas etmeyecek şekilde uygun bir kapta, yumurta sarılarımızı iyice çırparak, kabarıp köpük gibi olmasını sağlıyoruz, daha sonra şekerimizi ekleyip kıvam alıncaya kadar benmaride karıştırarak pişiriyoruz ve benmariden alıp, ılınması için bekletiyoruz. 

Başka bir karıştırma kabında peynirlerimizi ve kremamızı çırpıp, kıvamlı homojen bir karışım olmasını sağlıyoruz. bu karışıma yumurtalı karışımımızı yavaş yavaş karıştırarak ekliyoruz ve karışım homojen hale gelince karıştırmayı bırakıyoruz. Bu işlem için stand mikseri kullanmak işi kolaylaştırıyor. 

Hazırlamış olduğumuz espressonun içine 1 yemek kaşığı şeker ve 1 bardak sıcak suyumuzu ekleyip, şekerin erimesini bekledikten sonra tiramisumuzu hazırlamaya başlıyoruz. (Dilerseniz savoyer/kedidili bisküvilerini ıslatacağımız bu karışıma marsala şarabı veya az miktarda viski ekleyebilirsiniz.) 

Tatlımızı hazırlayacağımız kalıbın taban ve kenar kısımlarını streç film ile kapladıktan sonra hazırlamış olduğumuz peynir kremasından bir miktar kalıbın tabanına koyuyoruz, daha sonra bisküvilerimizden birer birer kahveli karışıma batırarak kremanın üzerine yerleştiriyoruz. Bu işlemi kalıbımızı doldurana kadar tekrarlıyoruz. Kalıbın üst kısmını da streç film ile kapladıktan sonra, tiramisumuzu donması için buzluğa kaldırıyoruz. En az 12 saat buzlukta dinlenen tatlımızı streç filmini çıkararak üzerini elenmiş kakao ile kaplıyoruz. buzluktan çıktıktan 5-10 dakika sonra dilimleyerek servis yapabiliriz. Afiyet olsun...
Not: Bu lezzetli tatlı bizim yaptığımız gibi doğumgünü pastanız olabilir....

Devamını Oku...

26 Haziran, 2015

PATLICAN ÇORBASI


Türk sofralarında çorba eksik olmaz, hele ramazan ayında. Ama pek çoğumuz gibi benim de aynı yemek çeşitleri içinde sıkıntı çektiğim zamanlar oluyor ve böyle zamanlarda farklı bir şeyler denemek ihtiyacı hissediyorum. Patlıcan çorbası da bu düşüncelerle mutfağıma giren yeni bir tarif oldu. Aslında patlıcan çorbası eski bir tarif, Osmanlı mutfağında badem ile birlikte hazırlanan ve Osmanlı mutfağı restoran menulerinde bulunan bir lezzet. Ben farklı bir sunum düşündüğüm için, badem ile hazırlamadım. Ancak bir daha ki uygulamamda servis için badem, dolmalık fıstık veya ceviz düşünüyorum. Aşağıda yer alan tarife de servis sırasında eski kaşar peyniri rendesi ve sotelenmiş pastırmanın, taze kekik yapraklarının da yakışacağını söyleyebilirim. Yeni deneyimlere açık olanlara öneririm. Gelelim tarifimize;

Malzemeler:

- 3 adet patlıcan
- 1 yemek kaşığı tereyağ
- 1 yemek kaşığı un
- 1,5 su bardağı süt
- Tuz karabiber
- 1,5 bardak kaynamış su veya et suyu
- Servis  için kurutulmuş domates, ince kıyılmış maydanoz

Yapılışı:

Patlıcanlarımızı bir kaç yerinde ufak delikler açarak, ocakta veya fırında közlüyoruz. Kabuklarını soyup hemen ufak ufak doğruyoruz. Tencerede erittiğimiz yağın üzerine unumuzu ekleyip, kavurduktan sonra hemen patlıcanlarımızı ekliyoruz. Bu süreci mümkün olduğunca kısa tutmakta fayda var, çünkü bekleyen patlıcanlar kararcaklardır. Patlıcanlarımızda 1-2 dakika kavrulduktan sonra sütümüzü ekleyip, karıştırarak, çorbamızın kıvam almasını sağlıyoruz. Kaynadıktan sonra, et suyu veya sıcak su ile çorbamızı istediğimiz kıvama getirip, tuz ve karabiber ekliyoruz, bir kaç dakika sonra ocaktan alıyoruz. Son olarak sıcak suda beklettiğimiz kurutulmuş domateslerimizi ince şeritler halinde doğruyoruz ve ince kıyılmış maydanoz ile, kaseye aldığımız çorbayı süsleyerek servis ediyoruz. Girişte de bahsettiğim gibi, hafif sotelenmiş pastırma ve dolmalık fıstık ve eski kaşar peyniri rendesi de başka bir servis önerisi olabilir. afiyet olsun.



Devamını Oku...

29 Mayıs, 2015

KADAYIFTA PAÇANGA BÖREĞİ


Blog yine yoğunluk, ufak tefek rahatsızlıklar ve iki seyahat nedeniyle sessiz kaldı. Ama dönüş için çok güzel tarifler hazırladım. İlki kadayıfta paçanga...
Paçanga böreğini sevmeyen azdır sanırım, daha çok dışarda yemeyi tercih ettiğimiz bu lezzeti evde hem de farklı bir görünümle yapabileceğimiz bir tarif var bugün blogda. Genelde yağda kızarmış ve yufka ile yapılmış olanına aşinayız. Benim tarifimde böreklerimiz fırında pişiyor ve yufka yerine kadayıf ile hazırlıyoruz. Uzun bir süredir blog tariflerini oluşturan 8. yaş kutlama buluşmasının menüsünde de yer almış olan tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (25 börek için)

- 500 gr kadayıf
- 200 gr tereyağ
- 150 gr çemensiz pastırma (ince doğranmış)
- 250 gr kaşar peyniri (rendelenmiş)
- 3 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı biber 
- 2 adet domates
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yumurta
- 1 çay bardağı süt

Yapılışı:

Öncelikle paçanga böreğinin iç harcını hazırlıyoruz. Bunun için zeytinyağını ve ince doğranmış yeşil biberlerimizi biraz kavurup, doğradığımız kırmızı biberimizi ekliyoruz. Biberleri biraz kavrulunca pastırmamızı ilave ediyoruz. Daha sonra kabuklarını soyup, ufakca doğradığımız domateslerimizi ekliyoruz. Malzemelerimiz hep birlikte pişip, suyu çekilince az tuz ekleyerek ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Bu sırada tereyağımızı eritip biraz ılımasını bekliyoruz ve sütümüzü ve yumurtamızı ekleyip karıştırdıktan sonra, derin bir kaseye aldığımız kadayıfımızın üzerine döküyoruz ve elimizle kadayıfların çok parçalanmasına izin vermeden birbirine karışmasını sağlıyoruz. İç harcımız ılınınca, kadayıftan bir parça alıp, avucumunuz içine hamur gibi yayarak oval bir şekilde yerleştiriyoruz ve uç kısmına önce pastırma karışımından bir tatlı kaşığı ve kaşar peyniri rendesinden koyup, sararak harcın kadayıfla kapanmasını sağlıyoruz. Sarma işlemini yaprak sarması veya sigara böreğinin sarılması gibi düşünebilirsiniz. Tüm kadayıflarımızı aynı şekilde hazırladıktan sonra tepsimize dizip önceden ısıtılmış fırında 200 derecede kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Not: Aynı harcı hazırlayarak, dilerseniz kadayıf yerine yufka kullanabilirsiniz ve böreği dilerseniz yağda kızartabilirsiniz. Eğer yağda kızartacak olursanız içine koyduğunuz yağ miktarını iyice azaltmanız gerekecektir.




Devamını Oku...

30 Nisan, 2015

KELEBEK ŞEKLİNDE PEÇETE KATLAMA / LALE ŞEKLİNDE PEÇETE KATLAMA


Blogun doğum günü sofrasındaki güzelliklerden bir diğeri de kelebek şeklinde katlanmış peçetelerdi. Blog arşivinde peçete katlama konusunda pek çok öneri var, kalp şeklinde, yıldız şeklinde, cepli modeller... Süslü davet sofrası kurmayı seven biri olarak, önce göz zevki diyorum. Kelebek peçeteler aslında lale gibi de düşünülebilir. Benim kullandığım peçetenin kenarları dantelli olduğu için katlayıp, ortasına anı rozetlerini koyunca kelebek formunda oldular. Daha düz bir peçete ile aynı şekilde katladığınızda lale gibi görünecektir.


Peçetenin nasıl katlanacağını yukarıdaki ve aşağıdaki kolajlarda görebilirsiniz. Her aşamayı numaralandırarak gösterdim. Katlamak oldukça kolay sadece, katlama aşamalarındaki ters taraftan devam edilen aşamalara dikkat etmek gerekebilir.

Peçete katlamasını tamaladıktan sonra, benim günün anlamı nedeniyle tercih etmiş olduğum rozet yerine, ufak aksesuarlar kullanılabilir, minik renkli taşlar veya figürlü süsler olabilir veya canlı çiçek bile olabilir. Keyifli sofralarınıza eşlik etmesi dileğiyle afiyet olsun....


Devamını Oku...

24 Nisan, 2015

KIRMIZI BİBERLİ HUMUS / HUMMUS WITH RED PEPPER


Blogun 8. yaş günü kutlama partisinde yapmış olduğum yeni lezzetlerden bir diğeri karşınızda. Tarif ünlü şef Tom Aikens'a ait. Beni takip edenlerin hatırlayacağı üzere geçtiğimiz aylarda Tom Aikens'ın elinden lezzetler denediğimiz çok keyifli bir etkinliğe davet edilmiştim. Bu lezzetlerden biri kırmızı biberli humus idi. Bizim mutfağımızda yapılan klasik tariften ayrıldığı noktalar vardı. Bunlardan en önemlisi, bu humusta tahin kullanılmamasıydı. İkinci fark ise toz kimyon yerine hafifçe sotelenmiş kimyon tohumunu tercih etmesiydi ve içine kırmızı biber eklenmesiydi.Tahinsiz nasıl humus olur sorusunun en güzel cevabı olarak çok lezzetli bir sonuç çıktı, kimyon tohumunun da tadı pekiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Farklı bir humus uygulaması olan bu tarifi çok beğenince evde klasik humus yerine uygular oldum ve blog buluşması menüsüne de arkadaşlarıma da denetmek amacıyla hazırladım. Beraberinde incecik peynirli krakerle çok uyumlu bir ikili oluşturan tarifmiz şöyle;

Malzemeler:

- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 adet haşlanmış ve suyu alınmış kırmızı biber
- 1 çay kaşığı tuz
-  1/2 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber
- 4 diş ince doğranmış sarımsak
- 1 çay kaşığı pudra şekeri
- 1/2 çay kaşığı tatlı toz kırmızı biber
- 1/2 çay kaşığı kimyon tohumu (tavada hafifçe sotelenmiş)
- 1 adet limonun suyu
- 1 adet çekirdekleri çıkarılmış ve ince doğranmış acı kırmızı biber
- 1/2 çay bardağı zeytinyağı
- Servis için peynirli kraker


Yapılışı:
Zeytinyağı ve kraker hariç tüm malzemeleri blender yardımıyla karıştırıyoruz. Tamamen homojen ve pütürsüz bir hale gelmesi için zeytinyağı ekleyerek istediğimiz kıvamı veriyoruz. Kıvam ayarlamak kısmında humusumuzun tadını kontrol ederek, limon suyu ilavesi de yapabiliriz. Humusumuzu peynirli kraker ile birlikte servis yapabiliriz. Afiyet olsun....


Devamını Oku...

16 Nisan, 2015

SEBZE TERİN / VEGETABLE TERRINE


Sebze terin blogun doğum günü partisinin yeni lezzetlerinden biriydi, yiyenlerden tam not aldı. Izgara sebze, fesleğen pestoso, mozarella peyniri, zeytin ezmesi ve lezzetli bir sosun buluşmasından çıkan sonucu değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum. Tarife geçmeden önce terin hakkında biraz bilgi vereceğim.

Terin veya orjinal adıyla terrine, fransız mutfağına ait bir hazırlama yönteminin genel adı. Doğranarak hazırlanan sebze, et, balık gibi farklı malzemelerin bir araya getirilerek bir kalıpta soğuk veya oda sıcaklığında sunulmuş hali, Terin birlikte veya ayrı pişirilerek hazırlandıktan sonra, en az 12 saat buzdolabında dinlendirilerek servise çıkan yiyecekler. Benim yaptığım gibi sadece sebzeler ile hazırlanabileceği gibi, içine balık, et eklenerek de hazırlanabilir, mesela bir dahaki terin için, ton balıklı bir tarif var aklımda.  Terin ile ismi birlikte geçen pate ise daha çok belirtiğim malzemelerin ezilerek bir araya getirildiği ve/veya dış kısmının hamur ile kaplanmasıyla hazırlanan tarifler eğer dışında hamur var ise pateler sıcak olarak da servis ediliyor. Yani malzeme konusunda çok sınırı olmayan farklı alternatiflerle hazırlanabilecek, yaratıcılığınızı lezzete dönüştürebileceğiniz keyifli yiyecekler. Ansiklopedik bilgimizden sonra gelelim tarife:)

Malzemeler:

- 4 adet patlıcan
- 4 adet kabak
- 4 adet kırmızı biber
- 4 adet yeşil biber
- 2 adet turuncu/sarı biber
- 3 adet domates
- 2 top mozarella peyniri
- 1 yemek kaşığı ev yapımı fesleğen pestosu (tarife buradan ulaşabilirsiniz)
- 1 yemek kaşığı zeytin ezmesi-nar ekşisi karışımı
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
Sosu için :
- 1 yemek kaşığı sirke
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 çay kaşığı toz şeker

Süslemek için:
- 2-3 dal biberiye
- 1 adet havuç
- 1-2 dal ince kıyılmış maydanoz

Terin için öncelikle sebzeleri hazırlıyoruz. Patlıcanları alacalı soyuyoruz, kabakları da soyup, ikisini de uzun şeritler çok kalın veya çok ince olmayacak şekilde dilimliyoruz. Biberlerimizi de şekillerinin izin verdiği ölçüde uzun şeritlerle dilimliyoruz. Sebzelerimizi fırça yardımı ile zeytinyağladıktan sonra önceden ısıtılmış  200 derece fırında pişiriyoruz. Sebzelerin pişme süreleri farklı olacaktır, bu nedenle gruplandırarak fırınlamanızı tavsiye ederim. Patlıcanlar, kabaklar ve biberler fırınlanırken, domateslerimizin kabuklarını soyup, halkalar halinde doğruyoruz ve onları da tavada hafifçe pişecek kadar tutuyoruz. Fazla kalırsa halka şeklini kaybedip dağılıyor domatesler. Bu arada mozarella peynirimizi de halka halka doğrayıp hazırlıyoruz.
Tüm malzemelerimiz hazır artık kalıpta bir araya getirebiliriz. Ben dikdörtgen bir kalıp seçtim, yuvarlak, kare kalıplar veya porsiyonluk olarak minik kalıplarda hazırlayabilirsiniz. Kalıbın tabanına streç film yerleştirdikten sonra, bir kat patlıcan, bir kat kabak, bir kat renkli biberlerden olacak şekilde sıralıyoruz. 2. katları yaptıktan sonra, domates dilimlerini yerleştiriyoruz (domatesler pişince çok küçükdükleri için ancak 1 kat olacaktır) sonra fesleğen pestosunu sürüyoruz ve mozarella peynirimizi diziyoruz. Peynirlerin üzerine de az miktarda nar ekşisi ile lezzetlendirdiğimiz zeytin ezmesini sürüyoruz ve ilk başta yaptığımız gibi sebzelerimizi sıralayarak kalıbımızı dolduruyoruz. Son olarak üzerine, sirke, şeker ve yağ karışımı döküp, üstünü de streç film ile kapattıktan sonra, buzdolabında dinlendiriyoruz. Ben ertesi gün servis ettim, 24 saat kadar kaldı, ama 12 saatten sonra da yenilecek kıvama gelecektir. Servis içinde çiçek şeklinde kestiğim havuçu, maydanoz yapraklarını ve biberiye dallarını kullandım. Süslemek için frenk soğanı dallar, dereotu, zeytin kullanılabilir. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

31 Mart, 2015

ALACARTE 8 YAŞINDA!!!!!!!


Sevgili Blog Kızları

Bizleri bir araya getiren en önemli sebep hepimizin lezzetin peşine düşmüş olmamızdı.
Sizlerle tanışmama ve pek çok yeni lezzeti ve deneyimi yaşamama vesile olan blogum, Alacarte By Neslos'un 8. yaş gününü hep birlikte kutlayalım istedim. Bu buluşmamızın tarifleri Alacarte By Neslos'dan olsun ne dersiniz?
Alacarte by Neslos 8 Yaşında Partimiz 14.03.2015 saat 13'de başlayacak, hepinizi bekliyoruz.

Neslos&Yummy



Bu davetiye ile başladı Alacarte 8 yaşında kutlaması... Blogumun yaş günlerini kutluyorum biliyorsunuz, her yıl dönümünde yazı yazdım, kiminde blog maceramı, kiminde yaptığım lezzetleri anlatarak, bazen sadece bir fotoğrafla, bazen de blog görünümünde değişiklik yaparak kutladım. Bu defa 8. yaş gelmişti ve bir partiyi hak ediyordu. Blog kızları grubunu takipçilerim tanıyorlar, benim için anlamlı olan bu günü, blog toplantısı sırası bana gelmişken, birlikte kutlamak fikri oluşunca çok mutlu oldum. Parti davetiyemi hazırladıktan sonra, davetlilere parti hakkında bilgi verdim, blogun doğum günü kutlandığı için bu buluşmanın menüsü, blogda yer alan tariflerden oluşacaktı, seçimi kendilerine bıraktım. O kadar dengeli seçildi ki tarifler, sonuçta çok doyurucu ve lezzetli bir menü oluştu. Ben blogda yer alan ve grubun özel olarak istediği bir tarifin yanı sıra yeni 3 tarifi bu kutlama için hazırladım.



Davet konsepti olarak, blog göreselini ve kelebek desenini tercih ettim. Davetiyemiz, menü kartları, hatıra olarak yaptırdığım rozetler ve ufak sloganlarımız Alacarte By Neslos görselini taşıyordu. Masamızı hazırlarken kelebek desenli yemek takımımı kullandım, peçetelerimizi kelebek formunda katladım ve parti için tam bir kelebek etkisi yaratan makaronları Münevver Abla'dan istedim. Ayrıca kelebekli aksesuarlardan yapmayı planladığım şeyler vardı, maalesef evin karmaşasında bulamadım, vakit olmayınca da başka bir parti için fikir olarak kaldı:)




Kutlama menümüz aşağıdaki minik kara tahtada yazılı, menüde yazılı olmayan kelebek makaronlar ile 4 çeşit tatlı, ve 9 çeşit tuzludan oluşan toplam 13 lezzet vardı. Buluşma günlerimizde hem göze hem de damağa hitap eden yiyecekleri hazırlayıp, keyifli bir sohbet eşliğinde yemek bizim grubun adeti haline geldi.


 Büfemizin kuşbakışı fotoğrafı yine Yasemin'in gözünden....




Davet konsepti olarak, blog göreselini ve kelebek desenini tercih ettim. Masamızdan detaylar yukarıda, her zaman olduğu gibi çiçeksiz olmaz..

  
Alacarte 8 yaşında partisi için benim yaptığım lezzetler;  sebze terin,



kırmızı biberli humus,



kadayıfta paçanga böreği,



yine farklı bir krema ve görünümde ile hazırladığım zuccotto di pandora vardı.
Bu kez tatlımı panettone yerine pandora keki ile hazırladım ve kekini tatlı şarap yerine portakal şurubu ile ıslattım ve kremasını bir önceki tarifteki gibi uyguladım ancak bir ölçüde zabaglione kreması hazırlayarak karıştırdım. Çikolata cipsleri, pudra şekeri ve limon kabuğu rendesi ile süsledim. Aşağıda  tatlının iç kısmını görebilirsiniz.


Bu davet için annemin de hazırladıkları masamızda yerini aldı. Son ziyaretimde annemden getirerek buzlukta sakladığım, kabak çiçeği dolması,





yine annemin elinden çıkan fındıklı gül tatlısı


ve annemin özel siparişim üzerine yaptığı patlıcan dolması turşusu (bilmeyenler için açıklayayım, patlıcanların içine domates, biber, sarmısak ve maydonozlu bir karışım konularak hazırlanan bir turşudur.)



Gelelim kızların seçtiği tariflere;

Fadime'nin elinden mercimekli poğaça

Esra'nın elinden kurutulmuş domatesli, zeytinli kiş,


Yasemin'in elinden batırık köftesi


Münevver Abla'nın elinden kesndisine ait olan nane ve limon tarifi havuç rulo,

Selen'in elinden yoğurtlu kabak ve havuç salatası


Gülriz'in elinden tahinli kurabiye, (beni kırmayıp papatyalı kalıp ile hazırladı)



Bütün bu güzel yiyecekler birleşince bu mühteşem büfe oluştu, blog kızları grubuma çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız kızlar....




Bu özel günde çok uzaklardaki üyemiz Pınar'ımız da telefonla yanımızdaydı, bu şekilde selfie bile yaptık....








Blogun doğumgünü pastasını Yağmur ile birlikte kestik, bugüne özel yaptırdığım tişörtlerimizi giydik. Kızlara hatıra olması için de rozet yaptırmıştım. Parti gününü grupça, yakamızda rozetlerle geçirdik.











Blogumun bundan sonrası için de bol paylaşımların ve keyifli sofraların yer aldığı nice yılları olsun ve iyi ki blog yazıyorum....






Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...