31 Aralık, 2008

İYİ SENELER


Yeni yılda herkese önce sağlık olmak üzere huzur ve mutluluklar diliyorum. Maalesef şu günlerde sağlık sorunum nedeniyle blogumla ilgilenemedim ama yeni yıl mesajı yazmak istedim. Yeni yılda bol yazılı ve tarifli günler olmasını umuyorum. Herkesin yeni yılını kutlarım. Sevgilerimle....

Not: Fotoğraftaki yeniyıl kurabiyelerin tarifi burada
Devamını Oku...

04 Aralık, 2008

KIŞ SEBZELERİ BÖREĞİ


Bayramın yaklaştığı şu günlerde pek çoğumuzu hazırlık telaşı sardı, evlerin temizlenip toparlanması, tatlı hazırlıkları, büyüklere götürülecek hediyeler... Ben de bayram günlerinde mutfağımızda hazır bulunması için sağlıklı bir börek tarifi paylaşıyorum. Böreğimiz geçen yıl yaptığım örgü börek formunda, içindeki malzemeler ise kış mevsimnin sebzeleri ve peynir. Gerçi İstanbul'da kış yaşadığımızı söylemek zor ama buralara kışın geç geldiğini düşünerek kar umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Böreğimizi bu şekilde hazırlamak zor gelirse gül böreği şeklinde de hazırlayabilirsiniz. Lezzetli böreğimizin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet yufka- 1 yumurta
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1/2 çay bardağı sıvıyağ
- 300 gr ıspanak yaprağı
- 250 gr pırasa
- 1 adet soğan
- 2 adet rendelenmiş havuç
- 300 gr lor peyniri veya beyaz peynir
- 3-4 yaprak fesleğen (isteğinize bağlı)
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı haşhaş

Yapılışı:

Böreğimizi yapmaya içini pişirerek başlıyoruz. Derin bir tavada 1 yemek kaşığı zeytinyağımız ile ince doğradığımız soğanımızı kavurup, yine ince ve halka halka kıydığımız pırasalarımızı ekliyoruz. Pırasalarımız yumuşamaya başlayınca, rendelenmiş havucumuzu ekliyoruz. 2-3 dakika pişirdikten sonra iri doğranmış ıspanak yapraklarımızı, damak tadımıza göre tuzumuzu ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. İçimiz biraz soğuyunca fesleğen yapraklarımızı ve peynirimizi ilave ediyoruz. Yufkalarımıza sürmek için yumurtamızın akını, sıvıyağımızı ve yoğurdumuzu birlikte çırpıyoruz. Yufkamızı serip içine yoğurtlu karışımımızı fırça ile sürüyoruz ve börek içimizin üçte birini serpiştiriyoruz. Yufkamızı dikkatlice yuvarlayarak rulo şeklinde sarıyoruz. Diğer iki yufkamızı da aynı şekilde hazırladıktan sonra, rulolarımızı biraraya getirerek saç örgüsü yapıyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz tepsimize aldığımız böreğimizin üzerine yumurta sarısı sürüp, haşhaş serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz. Dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

27 Kasım, 2008

PUDİNGLİ PRATİK KURABİYE

Dışarda dün akşam saatlerinden beri devam eden yağmur var. Bu koşullarda yapılacak en güzel şey; pencere önüne oturup, elimizde çay, kahve yanında kurabiyeler ve kitabımızı okuyarak, yağmurun sesini dinlemek ve dışarıyı izlemek. Ama çoğumuz benim gibi işe gitme telaşı içinde...

Pudingli kurabiye yeni bir tarif değil, blogda da daha önce kaynak adresi (Bir porsiyon öykü-Zeynep) ile birlikte yeralmış bir tarif. Tarifin güzel yanı istediğiniz şekilde zenginleştirmenize imkan tanıması, çünkü toz halde olan hazır puding karışımları ile yapılıyor ve istediğiniz aromada yapma imkanınız var, hatta içine konulacak, rende kabuklar (portakal, limon) ceviz, fındık, damla çikolata ile güzel tatlar elde etmemiz mümkün.

Bu tarifi ilk denememde muzlu pudingle yapmıştım, Bozcaada da yine muzlu yaptık, özellikle çocuklar olmak üzere herkes çok beğendi. Bu defa ise vanilyalı puding ile limon kabuğu rendesi ilave ederek hazırladım. Süslü gül kalıbım ile şekil verdim ve Hatsum'a gönderdim. Kurabiyelerin çok lezzetli olduğunu, beyaz çikolata ile yapıldığını düşündüğünü söyledi. Aynı tarifi, kakaolu puding-damla çikolata, çilekli puding-hindistan cevizi uyumu ile de yapabilirsiniz. Gerisi size kalmış:) Pratik tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 paket vanilyalı puding
-250 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
-15 yemek kaşığı un
-1 limonun kabuğunun rendesi

Yapılışı:

Un harici malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve parça parça unumuzu ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. ( Ben unu 3'er kaşık koyup, hamurun kıvamına bakıyorum ve genelde 1-2 kaşık kadar fazla un ilave etmem gerekti ) Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayarak şekil veriyoruz. (Eğer kalıbınız varsa, benim yaptığım gibi hamur toplarını kalıba bastırarak da şekil verebiliriz) Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında 10-15 dakika beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Not: Kurabiye bu şekilde çok tatlı olmuyor, daha tatlı sevenler 1 yemek kaşığı pudra şekeri ilave edebilirler. (Arkadaşım Demet'in önerisi)
Devamını Oku...

24 Kasım, 2008

LORLU KURABİYE


Lorlu kurabiye denemelerine Mayıs ayında başlamıştım, bu kurabiyeleri ise daha önce birkaç kez yapmama rağmen, beğenmediğim veya çekilemeyen fotoğraflar nedeniyle, bloga yazma fırsatım olmamıştı. Aslında bu kurabiye daha çok bir Ege kurabiyesi tatile gittiğimiz zamanlarda yediğimiz bir kurabiye, bu yaz tatilini Alaçatı'da geçirdik ve kaldığımız butik otelde, pastanelerde bolca lorlu kurabiye yedik. Ben de evde daha sık yapmaya başladım hatta Bozcaada'da kaldığımız otelde bile yaptık. Handan Hanım yemek günlüğüm olduğunu bildiği için benden lezzetli ve pratik olan, kahvaltıda da yenebilecek kurabiye tarifleri istedi ve vakit olursa beraber yapmayı önerdi, ben de hamurla uğraşmayı bir dinlenme metodu kabul ettiğim için zevkle kabul ettim önerisini ve böylece lorlu kurabiyelerden ve pudingli kurabiyelerden yapıp, gün ışığında çektiğim güzel fotoğraflar elde etmiş oldum. Bu kurabiyenin en lezzetli hali fırından çıktığı zamanlar, o nedenle tavsiyem az yapıp, kısa sürede tüketmeniz, bir de kurabiyenin lezzetli olması için lor peynirimizin tamamen yağsız olmaması. Kurabiyenin hamuru çok klasik bir hamur, ancak son denememde ben evde yoğurt kalmadığını farkettiğimde çok geç olması nedeni ile biraz kaymak ve süt ile yaptım, bu şekilde de çok lezzetli olduğunu söylemeliyim. Siz iki şekilde de yapabilirsiniz. Tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 yumurta (sarısı içine, akı üzerine)
-3 yemek kaşığı şeker
-200 gr eritilmiş tereyağ
-1 su bardağı yoğurt (veya 1 rulo kaymak+2 yemek kaşığı süt)
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-3 su bardağı un
-200 gr tatlı lor (kahvaltılık)
-2 yemek kaşığı toz şeker (lor için)

Yapılışı:

Kurabiyemizin içini hazırlamak için 2 yemek kaşığı toz şeker ve tatlı lorumuzu karıştırıp, şekerin erimesi için bekletiyoruz. Kurabiyemizin hamurunu hazırlamak için ise yumurta sarısı, eritilmiş tereyağ, yoğurt veya kaymak+süt karışımı ve toz şekeri karıştırıyoruz ve unumuzla birlikte kabartma tozu ve vanilyamızı ekleyip, yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, ortalarına lor karışımından 1 tatlı kaşığı kadar koyup, yuvarlayarak kapatıyoruz. Kurabiyeleri önce yumurta akına, sonra toz şekere batırarak, tepsimize diziyoruz. Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında hafif pembeleşecek şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

20 Kasım, 2008

BOZCAADA KALESİ VE DOMATES REÇELİ


Bozcaada'ya gidipte, çeşit çeşit reçellerden yemeden dönülmez, 2 sene önceki gezimizden sonra eve dönünce hemen üzüm reçeli yapmıştım, o kadar beğenilmişti ki, çekirdeksiz üzümler bitmeden 3 kere daha yapıp, sevenlere götürmüştüm. Bu yıl da yine bol reçelli kahvaltılar yaparken, geçen yıl sözleştiğimiz üzere Panaroma Otel'in sahibesi Handan Hanım ile domates reçeli yapmaya karar verdik, ama gezimizin bayrama denk gelmesi nedeniyle, domates temin etmek zor oldu, temin edildiğinde de zamanımızın daralması nedeniyle, biz adayı keşiflerimize devam etmeyi tercih ettik. Böylece Handan Hanım'ın reçellerini yedik ve tarifi de ondan aldım. Bozcaada'da domates, üzüm, incir, karadut, ayva gibi meyvelerin reçellerini bulmak mümkün, gelecek yaz için Handan Hanım'ın da nefis reçellerini satışa çıkarmak düşüncesi var. Bozcaada'ya özgü bu nefis reçelin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-40 adet domates (cevizden biraz daha ufak boyutta, sert domates)
-40 adet badem
-1,5 kg şeker
-1 yemek kaşığı limon tuzu
-5 kaşık kireç
-3 litre su

Yapılışı:

Kireç kaymağını hazırlayarak başlıyoruz reçelimiz yapmaya, kireci ve suyu karıştırıp 3-4 saat bekletiyoruz. Kireç dibe çöküyor ve üzerinde kalan suyu kullanıyoruz. Bu süre zarfında bademlerimizi ve domateslerimizi hazırlayabiliriz. Bademlerimizi haşlayarak, kabuklarını soyuyoruz ve bekletiyoruz. Domateslerimizin de kabuklarını soyuyoruz ve alt taraflarından minik birer delik açıp, elimizle sıkarak çekirdeklerini çıkarıyoruz. (Bu aşamada dikkat edilmesi gereken domateslerin fazla sıkılmaması, çünkü patlayabiliyorlar) Domateslerimizin üzerini kapatacak şekilde kireç kaymağı ile doldurup 2-3 saat kadar bu suda bekletiyoruz. Sonra domatesleri çıkarıp, 2 kez, kaynamış suda bekletip (veya direkt kaynatarak), kireçten iyice arındırıyoruz. Suyunu iyice süzdüğümüz domateslerin altındaki ufak deliklerden bademlerimizi, domateslerin içlerine yerleştiriyoruz. Tüm domateslerimizi hazırlayınca, şekerini ekleyip, bekletmeden kaynatıyoruz ve reçel kıvamını almasına yakın limontuzunu ekleyip, ocaktan alıyoruz. Oda sıcaklığına gelince kavanozlara boşaltabiliriz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

17 Kasım, 2008

HAVUÇLU TARÇINLI KEK VE "ISSIZ ADAM"


Şu günlerin beni en fazla etkileyen şeyi "Issız Adam" filmi, son günlerde izlediğim, ne anlatmak istediği belli olmayan birkaç filmden sonra, çok iyi geldi. Çok çok güzel bir film, çıktığımdan beri çok yoğun bir şekilde filmin etkisinde yaşıyorum, arşivi zengin bir arkadaşım sayesinde film müziklerini de edindim ve sürekli dinliyorum. Filme gitmeden önce elimden geldiğince yazılan yorumları okumak istemedim, etkilenmemek adına, bu yazıda da filmin tanıtım sayfasında yeralanlardan daha fazla bir şey olmayacak.

Filmi ilk defa bayram dönüşü evde hasta yatarken, Çağan Irmak ile yapılan bir röportaj sırasında duydum, filmin final sahnesini çektikleri yerde(neresi olduğunu yazmıyorum) konuşuyorlardı. Filmlerini, dizilerini çok beğendiğim Çağan Irmak'ın bu filmine de giderim dedim ama gösterime girdiği ilk günlerde biraz ilgisizdim, geçen akşam sinema planı yaparken, filmin ana karakterlerinden Alper'in kendi restoranının şefi olduğunu okuyunca ( film de yemekler de vardı demekki) tamam hemen gidiyoruz dedim ve eşimle gittik. İkimiz de filmi çok beğendik, öyleki ben aradan sonra, film bitecek sıkıntısını üzerimden atamadım, bu nedenle tekrar gitmeyi bile düşünüyorum. Filme ilgili paylaşacağım tek ipucu bu kek, yapılma sebebi tamamen film, tadı da film kadar zevk verdi bize. Bir de önerim olacak, mümkünse filmi Beyoğlu civarında izleyin, ben yapamadım, pişmanım...

Daha önce yaptığım havuçlu kekten biraz farklı olarak, filmin yarattığı aşkla yaptığım lezzetli kekimin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-3 yumurta

-1 su bardağı esmer şeker
-1 büyük boy çay bardağı (aida) sıvıyağ (ben kanola kullandım)
-1 su bardağı yoğurt
-2 yemek kaşığı krema(koymayabilirsiniz)
-3 adet rendelenmiş havuç
-1 yemek kaşığı tarçın
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-2 su bardağı un

Yapılışı:

Kekimizin malzemelerini önceden hazırlayarak, oda sıcaklığına getiriyoruz. Yumurtalarımızla, şekerimizi krema kıvamına gelene kadar çırptıktan sonra, yoğurt, sıvıyağ ve kremamızı ekliyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unumuzu 3-4 parçada ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Tarçınımızı da ekledikten sonra, son olarak rendelenmiş havucumuzu da ekleyip çırpmayı bırakıyoruz. Yağlanmış kalıbımıza döktüğümüz kekimizi önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında pişiriyoruz. Fırından çıkarınca, oda sıcaklığına gelene kadar bekleyip, kekimizi kalıptan çıkarıyoruz. Afiyet olsun ve iyi seyirler...


Not: Kekimi bütün 6-8 kişilik kalıbın yanısıra, fotoğraftaki minik kalıpla pişirdim. Şeker hamurundan yaptığım minik havuçlar ve çubuk tarçınla görüntüledim.
Devamını Oku...

15 Kasım, 2008

PRATİK POĞAÇA


Gelecek tarif bölümünde görülen nefis reçel, Bozcaada Kalesi'ni fon yapmış olarak biraz bekleyecek... Bayram tatilimizin 3 gününü yazın gidemediğimiz Bozcaada'ya ayırmıştık. İyi ki de öyle yapmışız, hava güzeldi ve Ada her zaman ki gibi bize çok iyi geldi. Geçen yıl olduğu gibi yine Handan Hanım'ın oteli Panaroma'da kaldık, kendimizi evimizde hissederek, öyleki mutfağa girip birşeyler bile yaptık... Handan Hanım'ın kahvaltı sofraları meşhur, önce gözü, sonra karnınızı doyuran, zevkli sunumlarla zenginleşen sofralar. Bu tarifte işte bu kahvaltı sofralarından, son derece pratik ve lezzetli.
Tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
-1,5 su bardağı ılık süt
-1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek)
-1 paket kuru maya
-1 çay bardağı sıvıyağ
-2 yemek kaşığı şeker
-1 tatlı kaşığı tuz
-5 su bardağı un
-7-8 dal doğranmış dereotu
-200 gr beyaz peynir
-Üzeri için çörekotu
Yapılışı:
Hamurumuzu hazırlamak için önce sıvı malzemelerimizi (yumurta sarısını üzerine sürmek için ayırıyoruz) karıştırıyoruz, sonra maya ile birlikte katı malzemelerimizi ekleyip, yoğuruyoruz ve 15 dakika dinlendirerek, içlerine beyaz peynir (isteğinize göre zeytin, patates, kıyma vs olabilir) koyup, kapatıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpiştirdikten sonra önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25-30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

04 Kasım, 2008

FRAMBUAZ VE ÇİKOLATALI MİNİ MUFFİNLER


Eşimin doğum gününden kalan son tariflerden biri, ne bereketli bir sofraydı, hem kalanları bitirmekte zorlandık(gelenlere ve çevremizdekilere dağıtmama rağmen) hem de tarifleri bir türlü yazıp bitiremedim. Neyse son bir tarif kaldı, onu sonraya bırakıp, daha yeni tarifler paylaşacağım yakın zamanda...
Bu arada yaşananlar bilgisayar başına geçmemi zorlaştırdı, hep birlikte yaşadık, biliyorsunuz Blogger bloglarına erişim engellendi, benim uzantım blogspot olmadığı için sayfa açılıyordu ama resimler görülemiyordu, panikle ne yapayım, taşınayım derken, neyseki üzüntümüz sona erdi ve özgürlüğe getirilen kısıtlama son buldu. Bir daha olmamasını dileyerek ve bekleyerek kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu lezzetli mini muffinler hem meyveli hem de çikolatalı, ayrıca lokmalık olduğu için yerken fazla yedim düşüncesiyle kötü hissettirmiyor. Siz isterseniz çilek, vişne ve böğürtlen gibi başka meyvelerle de yapabilirsiniz.Gelelim tarifimize;

Malzemeler:(20 mini muffin)

-2 yumurta
-1 çay bardağı yoğurt
-1 çay bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ
-1 çay bardağı şeker
-2 çay bardağı un
-2 yemek kaşığı kakao
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-1 çay bardağı damla çikolata
-1 çay bardağı frambuaz
Yapılışı:
Yumurta ve şekerimizi, şeker eriyip, karışım kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra yoğurt ve sıvıyağı ekleyip, çırpmaya devam ediyoruz. Sonra kakao, kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unu karışıma azar azar ekliyoruz. Son olarak damla çikolataları ekleyip, bir spatula veya kaşıkla karıştırıyoruz. Yağladığımız veya kağıt koyduğumuz kalıplara karışımımızı paylaştırıyoruz, daha sonra üzerlerine 3-4 adet frambuaz yerleştirip, haififçe kekin içine batırıyoruz. Keklerimizi önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25 dakika kadar pişiriyoruz.(Süre konusunda emin olmak için kürdan testini uygulayabilirsiniz) Mini muffin kalıbı yerine büyük muffin kalıbı da kullanabilirsiniz, bu durumda pişirme süresi biraz daha uzun olacaktır. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

23 Ekim, 2008

YOĞURTLU KABAK VE HAVUÇ SALATASI VE ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ


Eşimin doğum günü partisinden kalan pratik bir tarif, hazırlıkları kendim yapmayı istesemde yetişemeyeceğimi anlayınca annemin yardım teklifini geri çevirmeyip, epeyce destek almıştım. Arkadaşımız Semanur'da bana yardım konusunu sorunca hemen bu salatayı tarif edip, "sen yapabilir misin?" demiştim. (Gerçi Semanur hediye konusunu sormuş ama ben yanlış anlayınca salata ihalesine ona kalmıştı:) Sonuçta Semanur'un elinden bu lezzetli salatayı yemiş olduk, o günden kalan kısmını da eşim ve ben keyifle bitirdik. Hem meze, hem salata olarak masalarımızda yeralabilecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet kabak
- 3 adet havuç
- 2 su bardağı süzme yoğurt
- 2-3 diş sarmısak
- 1 yemek kaşığı mayonez (koymayabilirsiniz)
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz
- Süslemek için frenk maydonozu veya dereotu

Yapılışı:

Yıkayıp kabuklarını soyduğumuz kabak ve havuçlarımızı rendeliyoruz. Rendelenmiş havuç ve kabakları ayrı ayrı olmak üzere 1'er yemek kaşığı zeytinyağında hafifçe kavuruyoruz. Ezilmiş sarmısak, tuz ve süzme yoğurdumuzu karıştırıyoruz, istersek mayonezi de ilave ettikten sonra, soğumuş olan kabak ve havucumuzu ekliyoruz. Servis tabağımıza alıp, frenk maydanozu veya dereotu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...

Son günlerde bloglar arasında uluslararası arkadaşlık ödülü dolaşıyor, beni de bu ödüle Hayatın Tatları Zerrin layık görmüş, ödülün amacı arkadaşları tanıtmak. Ben de Zerrin'e teşekkür edip, ödülümü Peçete'den Notlar Ayşem, Bir Demet Papatya Gülriz, Yanya-Evenez Selen ve Klubem Pınar'a devrediyorum.

Devamını Oku...

16 Ekim, 2008

ÇOCUKLUĞUMUZUN ELMALI KURABİYESİ

Yazımın başlığı benim için çok anlamlı, çünkü biliyorum ki, çoğumuzun çocukluğunun favori kurabiyelerinden biridir "elmalı kurabiye". Gerçi benim için elmalı pastadır, bu kurabiye, küçükken oyundan eve geldiğimde ortalığı sarmış olan mis gibi kokulardan anlardım annemin "elmalı pasta" yaptığını, pek çok tatlı hamur işi pasta idi o zamanlar benim için. Son günlerde Hatsum'unda en çok bahsettiği kurabiyeler bunlar. Annecim sürpriz doğumgünü partisi için hazırlayıp, göndermişti, ben de blogda bulunması ve bilmeyen veya farklı uygulayan varsa faydalanması için yazıyorum tarifi;

Malzemeler:

- 1/2 su bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı eritilmiş tereyağı (tereyağ ve sıvıyağ oranını istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1 yumurta
- 1 paket kabartma tozu
- Aldığı kadar un (annem 4-5 su bardağı arasında olacağını söyledi)
- Üzeri için pudra şekeri

İç Malzemesi:

- 3-4 adet rendelenmiş elma
- 2 yemek kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- Dövülmüş ceviz veya fındık (isteğinize bağlı)


Yapılışı:

Kurabiyemizin hamuruna geçmeden önce, soğuması için elmalı içini pişiriyoruz. Bunun için rendelenmiş elmalarımızın üzerine şekerimizi ekleyip, kısık ateşte pişiriyoruz ve tarçınımızı ve ceviz veya fındığımızı ilave ediyoruz. Elmalarımız soğurken hamurumuzu hazırlıyoruz. Un ve kabartma tozu haricindeki tüm malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve kabartma tozu ile azar azar eklediğimiz unumuz ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu, istediğimiz kurabiye büyüklüğüne göre 4 veya 5'e bölüp, merdane ile mümkün olduğu ölçüde yuvarlak açarak, bıçakla 8 eşit üçgene kesiyoruz. (Sigara böreği gibi) Üçgenlerin geniş parçalarına 1 tatlı kaşığı kadar elmalı içimizden koyup, geniş tarafından başlayarak sarıyoruz. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, önceden ısıttığımız 160 derece fırında hafif pembeleşip, çok renk almadan kalacak şekilde pişiriyoruz. İsterseniz, elmalı kurabiyeleri, poğaça gibi, ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, içini koyup, yuvarlayarak veya yan kapatarak veya benim lorlu kurabiyelerde yaptığım gibi kese şeklinde hazırlayabilirsiniz. Fırından çıkıp, soğuyunca üzerine pudra şekeri serpiştiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

12 Ekim, 2008

PATATESLİ VE PEYNİRLİ KOL BÖREĞİ


Bayramla birlikte Eylül ayını da geride bıraktık ve hava değişmeye, gece gündüz sıcaklık farkı artmaya başladı, yani yavaş yavaş kış geliyor. Bu yıl ayva ağaçlarının meyvelerini taşıyamaz durumda olmasını kışın çok yoğun yaşanacağının habercisi olarak yorumladık, büyüklerimiz öyle söylüyor, ayva çok, palamut bol olursa, kış çok soğuk ve sert geçermiş. Gerçi son yıllarda güzel yağan bir kara, yağışa hasret kalsakta, İstanbul'da yaşamı felç ettiğini düşünürsek, bizi zor günler bekliyor olabilir. Neyse önümüzde 1-2 ay var sonbaharın tadını çıkaralım. Ben Eylül doğumlu olduğum için hep sevmişimdir sonbaharı, yaz bitti diye üzülsemde çabuk toparlanır, doğumgünüm ve sonbaharın eşsiz renkleri için sevinirim. Ağaçlardaki yeşillerin azaldığı, sarı, kahve ve kızılların çoğaldığı şu günler için sizlere, eşimin doğumgünü davetinden kalmış olan ve tarifi beklenen kol böreğini öneriyorum.

Böreğimizi daha önce de yazdığım gibi annemin elinden, pek çoğumuzun annesi gibi hamurişlerini çok güzel yapar. Kol böreği de yumuşacık hamuru ile özel tatlarından biridir. Püf noktası hamuru yoğururken yumuşak kalmasını sağlamak, böylece puf puf kol böreklerimiz oluyor. Aşağıda ölçü 1 tepsilik börek için annem bizim davet kalabalık olduğu için ölçüyü 2 katı yapıp, yarısını peynirli, yarısını patatesli hazırlamıştı. Gelelim tarifimize;

Malzemeler: ( 1 tepsilik)

- 1 su bardağı sıvıyağ
- 2 su bardağı süt
- 1 yumurta
- 1 paket maya (toz olanlardan)
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı şeker (isteğe bağlı)
- Aldığı kadar un (maalesef annem ölçü veremedi, kendim deneyince ekleme yapacağım)
- Üzeri için susam, çörekotu veya haşhaş

İç Malzemesi:

Patatesli İçin
- 3-4 iri patates (haşlanmış)
- 1 adet orta boy soğan
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- Tuz, karabiber, kırmızıbiber
- 5-6 dal dereotu
- 5-6 dal maydanoz
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ

Peynirli İçin
- 200 gr beyaz peynir
- 9-10 dal maydanoz

Yapılışı:

Böreğimizi patatesli yapacaksak öncelikle içimizi hazırlayıp, soğumaya bırakıyoruz. Bunun için sıvıyağımızda doğranmış soğanımızı hafifçe kavurduktan sonra nanemizi ve baharatlarımızı ekleyip, haşlayıp, ezdiğimiz patateslerimizi ve tuzumuzu ekliyoruz. Bunları biraz kavurduktan sonra, doğradığımız dereotumuzu, maydanozumuzu ekleyerek ocaktan alıyoruz.
Hamurumuzu hazırlamak için yumurta sarısı hariç malzemelerimizi hazırlıyoruz. Ilık süt, sıvıyağ ve yumurta akını karıştırıp, kuru malzemlerimizi ve unumuzu parça parça ekleyerek yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu 4 parçaya bölüp, oklava ile açıyoruz ve patatesli veya peynirli iç malzememizden koyup, rolu yaparak sarıyoruz ve 7-8 cm uzunluğunda dilimlere keserek fırın tepsimize diziyoruz. Bu aşamada isterseniz bütün bütün de tepsiye dizebilirsiniz, annem iç kısımlarınında iyice pişmesi ve servis kolaylığı için dilimlerek hazırlıyor. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıttığımız 160 derece fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

29 Eylül, 2008

BAYRAMLIK TATLAR VE TATLILARLA, İYİ BAYRAMLAR

Tatil bitip İstanbul'a döner dönmez ramazan ayı da başlamıştı, 30 gün büyük bir hızla geçiverdi, hayallarimdeki iftar sofralarını kuramamanın üzüntüsü var ama bayramlık lezzet önerileriyle herkese iyi bayramlar dilemek istedim.

Eski günlerin bayramlarını özlüyorum, en çok da annemin elinden çıkan baklavaları... Oruç günlerinden sonra tüm aile yapılan kahvaltıları... Şimdilerde hepimiz büyüdük ve farklı yerlerde kendi evlerimizde yaşar olduk ve maalesef istediğimiz kadar çok görüşemez...
Ben bu bayramın tatlı sohbetlerin yapıldığı, tatlı likörlerin içildiği, tatlı lezzetlerin yenildiği, güzel buluşmaların yaşandığı günler olmasını dileyerek, bayramlık lezzet önerilerimi paylaşıyorum.




Bayramın anlamına özel cevizli baklava veya fındıklı gül tatlısı....







Vakit daraldı diyenlere nefis bir revani veya sütlü irmik tatlısı (prenses tatlısı)....
















Tabi bunlarla çikolata yanına likörü unutmamak gerek, el yapımı çikolatalarla kahve likörü, çilek likörü veya tarifimi daha önceden hazırlamış olanlara vişne likörü....
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN, HERKESE İYİ BAYRAMLAR
Devamını Oku...

24 Eylül, 2008

GERÇEK İTALYAN TİRAMİSU - TARİHİ VE TARİFİ (TİRAMİSU KUP)


Arayı kapatmaya çalışırken zaman geçip gidiyor, yoğunluğum azalsa da bilgisayar başına geçemiyorum, sanırım "hayat siz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir" sözü doğru, ben ki son derece planlamacı bir yapıya sahibimdir, (başak burcu olmamdan kaynaklanıyor olabilir) yazdan beri planlarımı sürekli ertelediğimi farkediyorum, geçici bir durum olmasını dileyerek, beklemekte olan ve yazmayı planladığım bir tarifi yazmaya başlıyorum:)
Bu tarif Yaz Daveti Soframızın son tarifi ve oldukça pratik ve şık bir lezzet olması nedeniyle Bir Demet Fesleğen Eda'nın ŞipŞak Tarifler etkinliğine gönderiyorum. Ayrıca pratik tarifler ve çalışanlar için tarifler için sayfamda yeralan aşağıda bağlantı adresi yeralan tarifleri de inceleyebilirsiniz.



Tiramisu benim en sevdiğim hafif bulduğum tatlılardan biri, ancak gerçek bir italyan tiramisu bazen cheesecake sevgimin önüne geçebilir. Daha önceki tiramisu tariflerimde bu tatlının anlamından da bahsetmiştim. Kelime anlamı "beni yukarı çek- beni kaldır" olan tiramisunun pek çok tatlı gibi, mutlu edici etkisi olduğu kesin. Ayrıca bu tatlının ortaya çıkışı da ilginç, Donatella Piatti'nin kaleminden şöyle anlatılmış...

En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17'nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici'nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından "dükün tatlısı" adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa'ya götürür. Böylece "dükün tatlısı" iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik'e, oradan da tüm İtalya'ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya...

Gelelim klasik İtalyan Tiramisu'nun tarifine;

Malzemeler: (4 kişilik)

-400 gr. mascarpone
-80 gr. şeker (4 yemek kaşığı kadar)
-4 yumurta
-12 adet savoiardi bisküvisi (kedidili)
-2 fincan espresso veya sert nescafe
-1 fincan kahve likörü
-2 yemek kaşığı toz kakao
- Üzeri için rendelenmiş beyaz çikolata

Yapılışı:

Yumurtanın beyazını sarısından ayırıyoruz. Yumurtaların sarısını şekerin yarısını ekleyerek beyaz ve köpüklü bir krema elde edinceye kadar karıştırıyoruz. Yumurtanın beyaz kısmını kalan şeker ile birlikte katı bir kıvama gelene kadar çırpıyoruz. Yumurta sarısı ve şeker karışımımıza bir spatula ile mascorpone peynirini ekliyoruz ve yumurta aklarını da ekleyerek, iyice karıştırıyoruz. Servis için ben kokteyl kadehlerimi kullandım, ayaklı başka bir kadeh de kullanılabilir. ( Böylece servis kolaylığı ve görüntü şıklığı için tiramisu kup yapmış oldum) Kadehlerin altına 1 tatlı kaşığı peynirli kremadan koyduktan sonra, espresso veya nescafemize kahve likörümüzü ekleyip, bu karışımda ıslattığımız savoiardi bisküvilerini (Bisküviler yumuşamış olmalı ama tamamen ıslak olmamalı, aksi takdirde eriyebilirler) kremanın üzerine yerleştiriyoruz. Sonra tekrar krema ve tekrar bisküvi ve son kat krema şeklinde kadehlerimizi dolduruyoruz. Servis yapmadan önce 1 saat buzdolabında bekletiyoruz. Üzerini kakaomuz ve beyaz çikolatamız ile süsleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

12 Eylül, 2008

TAVUKLU, ISPANAKLI VE MANTARLI KREP

"Çok çalışmam lazım çok" sloganıyla yaşıyorum tatilden döndüğümden beri. Döneli neredeyse 2 hafta olacak ama içine girdiğim tempoda bir türlü istediklerimi tam olarak yapma fırsatı bulamıyorum. Sanırım tüm istediklerimi yapmak için doğa üstü güçlere ihtiyacım var. Aslında Tatlı Cadı gibi burnumu oynatarak istediklerimi yapmak veya Sabrina gibi iki parmağımı bir araya getirerek zamanı durdurabilmek isterdim, böylece kafamdakileri gerçekleştirmek daha kolay olurdu:) Şu aralar durumum gerçekten böyle, zaman yetmiyor, işteki yoğunluk, üstüne ramazan ve okul trafiğinde eve dönmek, evde bekleyen sorumluluklar... Tatilden döndüm ama anlıyorum ki şu sıralar tatil öncesinden daha yorgunum. Tabi bu durum ister istemez bloga da yansıyor. Bekleyen onlarca tarif, paylaşılacak tatil izlenimleri birikti, blogumu hayatıma paralel bir güncelliğe taşımam biraz zaman alacak ama kararlıyım yazacağım...
Gecikmiş yaz daveti soframızdan kalan krep tarifi ile durumu açıklamak istedim. Asıl niyetim tatil ve sonrasını anlatmaktı ama onlar bir dahaki yazıya kaldı.
Yaz soframızda hafif ve lezzetli şeylerle menü oluşturmayı amaçlamıştım, iftar sofraları için de aynı şey geçerli aslında, bütün gün aç kalan bedenimizi çok yormadan hafif, lezzetli şeylerle beslenmeliyiz. Bu krep de bence böyle bir yemek, yanına pilav, makarna istemeden tek başına ana yemek oluyor. Tarifimiz için buradaki krep hamuru tarifini ve beşamel sos tarifini kullanabilirsiniz. Krepin içini ise aşağıdaki şekilde hazırlayabilirsiniz.


Malzemeler:

-300 gr kuşbaşı doğranmış tavuk göğsü
-200 gr ıspanak yaprağı
-200 gr mantar-1 adet soğan
-1 adet kırmızı biber
-1 yemek kaşığı sıvıyağ
-Karabiber, kırmızı biber
-1 yemek kaşığı soya sosu
-100 gr kaşar peyniri rendesi (üzeri için)

Yapılışı:

Krep içimiz için derin bir tavada sıvıyağımızda tavuklarımızı pişiriyoruz. Ayrı bir tavada çok az yağ ilave ederek soğanımızı kavuruyoruz ve irice doğranmış ıspanak yapraklarımızı ilave edip, biraz kavrulunca karabiber ve kırmızıbiberimizi ekleyip ocaktan alıyoruz. Ispanaklarımızı tavamızdan bir tabağa alıp, aynı tavada dilimlediğimiz mantarlarımızı suyunu çekip yumuşayana kadar pişiriyoruz. Bu arada pişen tavuğumuza soyasosumuzu ekliyoruz ve ayrı ayrı pişirmiş olduğumuz ıspanak karışımını ve mantarları ilave edip, karıştırıp ocaktan alıyoruz. İçimiz soğuyunca kreplerimizin içlerine koyup, sarıyoruz ve fırın kabımıza alıyoruz. Üzerine beşamel sosumuzu döküp, 10-15 dakika fırınladıktan sonra, kaşar rendemizi ilave edip 5 dakika daha fırınlıyoruz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

20 Ağustos, 2008

SÜRPRİZ DOĞUMGÜNÜ PARTİSİ VE TATİL

Yine üzerinden 2 ay kadar zaman geçmiş özel bir kutlama sofrası. Nerelerdeydim yazımda bahsettim gibi 22 Haziran eşimin doğumgünüydü, ben de ona ev düzenlemeleri arasında sürpriz bir parti hazırlamak istedim ve gerçekten başardım, eve gelene kadar hiç hissetmemiş ve kapıdaki parti yazısıyla şaşırmış olarak eve geldi. Tabi bu kadar yiyeceği nasıl hazırladım, nerede sakladım kısmı önemli bir merak konusu olacak. Kısaca durumu özetleyeyim, belki benzer bir organizasyon için işinize yarar.

Partiyi yapmaya karar verince, önce tanıdığım, bildiğim tüm arkadaşlarına mail attım, tabi hepsinin mail ve telefon bilgileri yoktu, bunun için diğer arkadaşlar, facebook ve internetten yardım alarak, hatırlayabildiğim herkese ulaştım, kalabalık grubun çoğunluğundan olumlu cevap alınca parti kesinleşmiş oldu ve menümüze karar verme aşamasına geçtim. Tatlılar, tuzlular, aperatifler, içecekler derken zorlandım ama annemin de yardımı ile menümüz kesinleşti. Sonrası yapmak ve saklamak aşamaları oldu, Burak'ın evde olmadığı zamanlarda (partiden 2 gün öncesinde başladım hazırlıklara) pişirip, hazırlayıp, saklama kapları ile buzdolabına yerleştirdim ve her buzdolabına yönelişinde ben vereyim diye önüne geçtim:) Tabi en zor olan kısım doğumgünü pastası olarak pişirdiğim cheesecake idi, başka bir arkadaşım için hazırladığımı söyleyerek bu aşamayı da geçmiş oldum. Ayrıca pazar günü olan doğumgününü biz başbaşa cumartesi akşamından kutladık, bir de arkadaşlarından destek alarak, cumartesi ve pazar gündüz eşimi evden uzak tutmayı başardım. Bu organize çalışmanın sonucunda son dakika da gelemeyenleri dışında 15 kişilik bir grup olarak doğumgünü kutladık ve eşimin en güzel doğumgünümdü sözleriyle tüm yorgunluğuma değdi.

Yukarıda partimizden detaylar yeralıyor. eşimin son günlerdeki yelken merakı nedeniyle parti konseptimiz deniz ve yelken idi. Peçetelerimizi bu şekilde seçtim, pasta süsümüz yelkenli olarak hazırlandı ve kenarlarına deniz canlıları figürleri yerleştirdim. Kapımıza "the party's here" yazan bir afiş astım. Ayrıca bu özel günün davetlilerini ve kendisini hatırlamak amacıyla, 1 kart alarak, tüm arkadaşlarımızdan Burak için notlar yazmalarını rica ettim.

Yiyecekleri ise tatlılar, tuzlular, aperatifler ve içecekler olarak ayrı ayrı hazırladım. Tuzlularımızı yemek masamıza yerleştirip, masayı çiçekler, gül yaprakları ve minik renkli taşlarla süsledim. Tatlılarımızı (üstte) ve servis için gerekli olanları konsolumuza ve aperatiflerimizi (altta)orta sehpamıza yerleştirdim. İçecekler için ise, ufak mutfak masamı salonumuza taşıyıp, bardak ve içecekleri yerleştirdim ama onun fotoğrafını çekmeyi unutmuşum, belki de gerekli görmedim o an için:)


Bu kadar detaydan sonra menümüzdeki yiyeceklere geçiyorum, ama önce katılan ve bana destek olan tüm arkadaşlarımıza ve menünün neredeyse yarısını hazırlayan anneme tekrar teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız....

APERATİFLERİMİZ












- Dip soslarımız, cipsler ve çerez tabağı -Kremşanti ve çilekli çikolatalar












-Mevlevi tatlımız

Mevlevi tatlısı Gelibolu Mevlevihanesi'nde çok eskilerde yapılan bir tatlı imiş, oldukça tatlı bir lezzet ama içinde hiç şeker yok, tamamen meyvelerin tadından oluşuyor. Yolunuz o taraflara düşerse veya başka bir yerde rastlarsanız denemenizi tavsiye ederim.

TUZLULARIMIZ












-Peynirli Su Böreği (Annem) - Soslu Bulgurlu Köftemiz (Besmeç)(Annem)












-Zeytinyağlı Yaprak Sarma -Mercimek Köftesi












-Yoğurtlu Kabak ve Havuç Salatası (Semanur) -Patatesli El Açması Kol Böreği (Annem)











Peynirli El Açması Kol Böreği (Annem) -Barbunya Pilaki


TATLILARIMIZ












-Vişneli ve Çikolatalı Muffin -Elmalı Kurabiye (Annem)













-Fındıklı Prenses Tatlısı (İrmik Tatlısı ) -Ahududu ve Çikolatalı Mini Muffin






-Doğumgünü pastamız olan Limonlu Cheesecake





Menümüzde yeralan lezzetlerin tarifleri sitede bulunanlar için sayfa bağlantılarını verdim. Diğer tarifler sıra ile gelecek. Mercimek köftesinde yerlan bağlantıda yeşil mercimek köftesi çıkıyor, burada sadece mercimeği yeşil yerine kırmızı kullandım, siz istediğiniz mercimek çeşidi ile uygulayabilirsiniz aynı tarifi. Prensens tatlısını ise çiçek şeklindeki kalıbın ortasına iri çekilmiş fındıkla doldurarak yaptım, tarif aynı.
Doğumgünü pastamız ve aynı zamanda etkinlik logomuz olan cheesecake için ise yine bağlantı adresinde yeralan limonlu cheesecake tarifini uyguladım. Pastayı süslemek için mavi renkli bir ganaj hazırladım (beyaz çikolatayı, krema ile eritip mavi gıda boyası kullandım) ve cheesecake'in üzerini kapladım. yunus şeklindeki mavi ve yeşil renkli süsleme şekerlerini denizimizin üzerine serpiştirdim ve denizaltına da şeker hamurundan kalıbımla oluşturduğum desenleri yerleştirdim:) Pastanın en önemli kısmı, yani yelkenli yapımı için ise Ayşemciğimden destek aldım, çok teşekkürler Ayşem.....Pastanın tek eksiği mumdu, maalesef daha önceden hazırlamış olduğum süslü ve anlamlı mumu telaş arasında unutmuşum, daha sonra eşim benim mumum niye yoktu diyene kadar da hatılamadım, bu da nazar boncuğumuz olsun dedik ve geçtik.
Güzel bir günün lezzetleriyle birlikte özeti bu..... Şimdi ise tatildeyim ve kısa bir süre buralarda olmayacağım, dinlenip, yeniliklerle dönmeyi umuyorum.....

Denizde cheesecake (limonlu)
Devamını Oku...

18 Ağustos, 2008

KÖZLENMİŞ PATLICAN SALATASI VE ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI


Yaz daveti soframızdan diğer tariflerimiz, közlenmiş patlıcan salatası ve zeytinyağlı biber dolması Patlıcan salatası benim bu sofradan en sevdiğim tatlardan biri oldu, ekşi tadı öyle hoşuma gitti ki kalan salatayı, zeytinli ekmeğimizle birlikte afiyetle yedim. Biber dolması da masamızın diğer hafif lezzetiydi. Pratik tariflerimiz şöyle;

PATLICAN SALATASI

Malzemeler:

-3 adet patlıcan
-1 adet kırmızı biber
-1 büyük domates
-1 adet yeşil biber
-2-3 diş sarmısak
-1,5 limonun suyu
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-1-2 dal frenk maydanozu

Yapılışı:

Patlıcanlarımızı ve kırmızı biberimizi közleyip kabuklarını soyup, doğruyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken nokta patlıcanların kararmasını önlemek için kabuklarını zaman geçirmeden sıcak sıcak soymak ve hemen üzerilerine limon suyu sıkmak. Yeşil biberimizi çok ince şekilde doğradıktan sonra, domatesimizin de kabuklarını soyup, çekirdeklerini çıkartıyoruz ve doğruyoruz. Doğradığımız sebzelerimize ezilmiş sarmısağımızı da ekleyip, limon suyu, zeytinyağı ilavemizi yapıp, tuzunu ayarlayarak iyice karıştırıyoruz. Servis yaparken frenk maydanozu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...


ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

Zeytinyağlı biber dolması için buradaki tarifte yeralan dolma içini hazırladım, ek olarak sadece dereotu ilave ettim. Hazırladığım içi biberlerin içine doldurup, üstlerini domates dilimleri ile kapattım ve su ilavesi ile 30-35 dakika pişirdim. Limon dilimleri ile servis yaptım. Afiyet olsun...

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...