17 Nisan, 2008

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK

Blog oyunlarını seviyorum. Blog yazarları hakkında yeni şeyler öğrenip, daha iyi tanımamıza yardımcı oluyor. Bir de oyunun konusu sosyal içerikli ise duyarlılığımızı hatırlamamıza yardımcı oluyor. Bu seferki oyun çocuk istismarını durdurmak adına bilinçlendirme amaçlı. Beni oyuna Mügecim davet etti. Henüz çocuğum yok ama yakın gelecekte olmasını istiyorum. Hepimiz için son derece önemli olan, geleceğimizi temsil eden çocukların sağlıklı yetişebilmeleri de çok önemli. Bunu sağlamak için de toplumun tüm fertlerine önemli görevler düşüyor. Çocuklarda çok küçük yaştan itibaren toplumun içinde yer alıyorlar ve hepimiz çocuklara davranışımıza özen göstermeli ve başkalarının davranışlarına karşı da duyarlı olmalıyız. Blog gezim sırasında Ganneciğimin bu konuda çok faydalı iki web sayfası bulduğunu farkettim ve yazısına linkden ulaşabilirsiniz. Yazının başlığında belirttiğim gibi "Dünyayı Güzellik Kurtaracak"

Gelelim oyunun ikinci bölümüne; çocukluğumuzdan hatırladığımız bir şarkı ve bize şu anda hissettirdikleri. Çocukluğumdan hatırladığım şarkıları düşününce ilk aklıma gelen "Arım balım peteğim" şarkısı ve şimdilerde annemin evde sanat müziği şarkıları söylemesini ne kadar özlediğimi hissettiriyor. Sanırım bu şarkıyı hatırlama nedenim izlemekten çok zevk aldığım eski Türk filimleri. Arım Balım Peteğim bir filmin ismi olmuş, bazı filmlerde de söylenmiş bir şarkı. Benim kulaklarımda Zeki Müren'in sesinden çalıyor, siz kimi hatırladınız?
Arım Balım Peteğim
Gözyaşım şarap olsa, her günüm azap olsa
Gül yüzüm harap olsa, yine seni seveceğim.
Arım balım peteğim, gülüm balım çiçeğim,
Bilsem ki öleceğim, yine seni seveceğim.
Ne emelim ne arzum kalmasa tek umudum
Erisem yudum yudum yine seni seveceğim
Arım balım petegim gülüm balım çiçeğim
Bilsem ki öleceğim, yine seni seveceğim.
Devamını Oku...

14 Nisan, 2008

PEÇETE KATLAMA TEKNİKLERİ - KALP VE YILDIZ

Kahvaltı soframızı süsleyen kalp ve yıldız şeklindeki peçeteler yoğun bir beğeni topladı. Daha önce de peçete katlama olarak rüzgar gülü şeklini paylaşmış ve devam edeceğimden bahsetmiştim. Bu nedenle masamızı hazırlarken peçetleri nasıl katlasam diye araştırırdım ve bu modelleri yapmaya karar verdim. Kalp şeklinde peçete, yıldız peçeteden biraz daha kolay, her ikisini de elimizden geldiğince anlaşılır şekilde görüntülemeye çalıştık Aşçı Yamağı ile birlikte.
Önce kalp şeklinde peçete:
1-Peçetemizi kat izinden 2'ye katlıyoruz. Sonra enine olarak tekrar katlıyoruz ve uzun bir şerit elde etmiş oluyoruz.
2-Yatay şekilde tuttuğumuz peçetemizi orta kısmından yukarı doğru katlayarak, L şeklini oluşturuyoruz.
3-Sonra peçetenin diğer tarafınıda ortasından katlıyoruz ve çatı ve gövdeden oluşan ev şeklini elde ediyoruz.
4-Son olarak yukarı katladığımız parçaları üçgen şeklinde içe katlayarak, kalbin kıvrımlarını oluşturuyoruz. Kalp peçetemiz hazır...

YILDIZ ŞEKLİNDE PEÇETE KATLAMA

Yıldız peçete katlama aşamaları kalpden biraz daha fazla, ama fotoğrafları takip ederseniz kolayca yapabilirsiniz.


1-Önce peçetemizi ters çeviriyoruz ve bir köşesinden alıp, orta kat izine gelecek şekilde katlıyoruz,katlanan parça üçgen olacak şekilde olacak.

2-Sonra 5. fotoğrafta olduğu gibi alt ucundan 2 cm kadar bir parçayı üste katlıyoruz. Daha sonra diğer köşeyi, diğer parçanın üzerine gelecek şekilde katlıyoruz ve peçetemiz üçgen şekline geliyor.

3-Üçgenin uçlarından birini alıp, uç bölüm peçetenin kenarına gelecek şekilde katlıyoruz ve sivri ucu tekrar ters yönde katlıyoruz.

4-Peçetenin diğer uçlarını da aynı şekilde önce iç tarafa, sonra tekrar dışarıya olmak üzere katlıyoruz ve peçetemizi ters çevirip kullanıyoruz.

Süslü sofralar için kolay gelsin...

Devamını Oku...

12 Nisan, 2008

SEBZELİ, MISIR UNLU POĞAÇA

Kahvaltı soframızdan bana ait olan son tarif sebzeli mısır unlu poğaça. Peçete katlamaları en kısa zamanda ekleyeceğim. Hani hepimizin dışarda yediği, çok beğendiği ve evde aynı tadı, dokuyu elde etmeye çalıştığı yiyecekler vardır, bunlar bazen hazır ürünler, bazen de yakınlarımızın elinden olan lezzetler olur. Bu poğaça da işte öyle bir şey. Son 1-2 aydır sabahları acele ile kahvaltı yapmadan evden çıkarken uğrayıp, bu poğaçalardan aldığım bir yer var yakınımızda, her alışımda ben bunu evde yaparım diye düşünüp, ama bir türlü fırsat bulup deneyememiştim. Sonunda yaptım ve aynı lezzeti yakaladım, sadece beklediğinde düşündüğümden biraz daha sertleşme oldu, tekrar ısıtınca aynı tazelik ve yumuşaklığa kavuştu. Sanırım bu durum hazır ürünlere eklenen katkı maddelerinden kaynaklanıyor veya işin benim bilmediğim bir sırrı var:) Uyguladığım tarif şöyle;
Malzemeler: (20 adet için)

-2 yumurta
-1 çay bardağı yoğurt
-1 çay bardağı sıvıyağ
-125 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
-1 yemek kaşığı kaymak
-1 paket kabartma tozu
-1 su bardağı mısır unu
-1 tatlı kaşığı şeker
-1 çay kaşığı tuz
-2,5-3 su bardağı beyaz un
-Yarım demet kıyılmış maydanoz
-Yarım demet kıyılmış dereotu
-1 orta boy rendelenmiş havuç
-150 gr beyaz peynir

Yapılışı:

Yumurtalarımızdan birinin sarısını üzerine sürmek için ayırıp, kalan kısmını yoğurma kabımıza koyuyoruz. Sıvıyağ, yoğurt, tereyağ, kaymak, tuz ve şekerimizi ekleyip, bu malzemeleri karıştırıyoruz. Sonra mısır unumuzu yavaş yavaş hamurumuza ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Hamurumuz hala cıvık kıvamda olacak. Bu aşamada maydanoz, dereotu ve havucumuzu da ilave ediyoruz ve sonrasında kabartma tozumuzu ve unumuzu yavaş yavaş ekleyerek ele yapışmayacak bir kıvamda yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Poğaçalarımızın yumuşak olması için unu fazla eklememek önemli, elimize yapışmadığı ve şekil verebildiğimiz ilk aşamada un eklemeyi bırakalım. (Bu benim için 2,5 su bardağını çok az geçen bir miktar oldu.) Hamurumuzu hazırlayınca cevizden biraz daha büyük parçalar koparıp, elimizde açarak ortasına beyaz peynir koyup, benim yaptığım gibi şekillendirebilirsiniz. İsterseniz, tüm hamuru açıp, kalıp veya bardak yardımıyla kesip, içlerine peynir koyup kapatarak da yapabilirsiniz. Poğaçalarımızı şekillendirince, üzerlerine yumurta sarımızı sürerek önceden ısıttığımız 160 derece fırında 30-35 dakika kızarana kadar pişiriyoruz. Sıcakken nefis oluyor, bu nedenle tekrar servis yapmanız gerekirse, ısıtarak yapmanızı tavsiye ederim. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

11 Nisan, 2008

TAHİNLİ KURABİYE

Bu kurabiyelerin yeri özel benim için, bunca zaman niye yazmadın derseniz, açıkcası sıra gelmedi ve hoşgeldin Sencer partisine gidene kadar da bloga yazmadığımı farketmemiştim. (Ganneciğim iyi ki yapmışsın, ellerine sağlık) Geçen pazar için kahvaltıyı düşünürken aklıma geldi, en sevdiğim kurabiyelerden biri olan tahinli kurabiyeleri yapıp, tarifi de sayfama yazmaya karar verdim. Özelliği, yeni evlendiğim dönemdeki misafirlerim için hazırladığım fix menüde yeralması ve ayrıca un kurabiyesine çok benzeyen bir kıvamı ve lezzetinin olması, tabi bir de pratik olması. Şimdiye kadar beğenmeyen çıkmadı, bu gruba tahin sevmeyenleri de dahil edebilirim, çünkü yedikten sonra içinde ne olduğunu sorup, tahini duyunca şaşıran arkadaşlarım olmuştu. İçinde 4 temel malzeme ve bunların toplamı kadar un var, bu kadar pratik. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (25 kurabiye için)

-1 su bardağı tahin
-1 su bardağı sıvıyağ
-1 su bardağı pudra şekeri
-1 su bardağı dövülmüş ceviz
-4 su bardağı un
-1 paket vanilya

Yapılışı:

Un dışındaki tüm malzemelerimizi karıştırıp, azar azar unumuzu ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. Unumuz bittiğinde ele yapışmayan ve hafif dağılan bir hamur elde ediyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlayarak şekil veriyoruz. Şekil verirken benim yaptığım gibi, çiçek kalıbı veya çatal kullanabilirsiniz. Hamurumuzun tamamını şekillendirince, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20-25 dakika kızarmayacak şekilde pişiriyoruz. Buzdolabında 2 hafta bayatlamadan kalabiliyor. Afiyet olsun...

Devamını Oku...

09 Nisan, 2008

KAHVALTI İÇİN PRATİK TARİFLER


Geçen pazar arkadaşlarımızı kahvaltıya davet ettik, aslında davetin asıl sebebi mayıs ayında Hollanda'ya yerleşecek olan Evrim ve Alpay için ufak bir veda organizasyonuydu. Ben de fırsat bulmuşken süslü bir masa hazırlayıp, uzun süredir aklımda olan bir kaç pratik tarifi uygulayarak sizlerle paylaşmak istedim. Evrim ve Alpay'ın yanı sıra ortak arkadaşlarımız Levent ve Ayşegül'de bizdeydi. Hep beraber Hollanda'ya Evrim ve Alpay'a yapacağımız ziyareti planlayarak:) gülüp, eğlenerek güzel bir pazar kahvaltısı yaptık.



Kahvaltı hazırlıklarına her zaman yaptığım gibi masayla başladım. Baharın gelişini hissedebilmek amacıyla, masa örtümü yeşil renkte, runnerımı ise çiçek desenli olarak seçtim. Runnerın renklerinde olduğunu farkettiğim peçetelerimi kalp ve yıldız şeklinde katladım. (Nasıl katlandığını ilerki yazılarımda göstereceğim) Son olarak da minik kuşlarımı tabaklarımızn kenarlarına tutturdum.

Menümüzde;



-Peynir ve zeytin çeşitleri, salam jambon (rulo yaparak kürdanla tutturdum)




-Bal kaymak ikilisi, annemin yaptığı kayısı reçeli ve benim yaptığım üzüm ve çilek reçelleri



-Susamlı, haşhaşlı ve kepekli ekmekler, sucuk, ceviz, fındık, badem



-Sebzeli, mısır unlu poğaça, tahinli kurabiye, Ayşegül'ün getirdiği arap kurabiye, İtalyan keki



-Nutella ve sürülebilir beyaz çikolata (Tekila bardaklarımın içine sıktım)



- Biberli lor (linkdeki tarifi uygulayıp, elimde yuvarlayarak şekil verdim) ve salatalık dilimlerinin üzerine yerleştirerek mantar görüntüsü verdiğim çörekotlu tulum peynirleri (Tulum peynirini ezip 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağı ile yumuşatıp, papatya kalıbımla şekilllendirdim ve üzerine çörekotu serpiştirdim)


-Yumurta dilimleri ( Haşladığım yumurtanın sarılarını çıkarıp ezdim, içine yarım limon suyu, tuz, biraz kimyon ve kişniş, 1 tatlı kaşığı mayonez ekledim ve iyice karıştırdım ve tekrar yumurta beyazlarının içlerine doldurdum. Dereotu ile süsledim. )


- Otlu ve sade kalp tereyağı ( Oda sıcaklığına getirdiğim tereyağının içine pul biber, kurutulmuş dereotu ve sarmısak ekleyip, karıştırdım ve kalp şeklindeki buz kalıbımın içine koyup, bu şekilde dondurudum. Masamızda ise çabuk erimemesi için buz parçalarının üzerinde servis yaptım)


vardı. Kahvaltı benim için günün en zevkli öğünü, bu nedenle göze de hoş görünmesi önemli.


Yukarda kısaca tarif edebildiğim yiyeceklerin yapım aşamaları da kısa, yani az zamanda da süslü çeşitler hazırlayabiliriz. Pratik bir kaç öneri olarak paylaşmak istedim. Masamızın diğer yiyeceklerinden sebzeli poğaça ve kurabiye tariflerini ise sırayla yazacağım. Afiyet olsun...


Not: Diğer kahvaltı önerileri için bağlantıyı tıklayabilirsiniz.


Devamını Oku...

08 Nisan, 2008

ISPANAKLI BONFİLE

Davet akşamımızdan son tarif ıspanaklı bonfile. Bu tarif de benim favorilerimdendir, akşam yemeği için bonfile iyi bir tercih olur, çünkü üzerine ekleyeceğimiz yakışabilecek sebze ve krema-sos ikilileri ile lezzetli bir ana yemek hazırlanmış olur. Geçen cuma aynen böyle yaptım evimizin yakınındaki harika kasabımızdan (Ertan Kasap) etimizi alıp, yemek için diğer eklemelerimi düşündüm. Bonfileyi aynı şekilde ıspanak yerine, mantarla da yapabiliriz. Pratik tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
-7 dilim bonfile (kaç kişi için hazırlanacaksa o adette)
-300 gr ayıklanmış ıspanak yaprağı
-1 orta boy soğan
-150 gr rendelenmiş kaşar peyniri
-200 ml krema
-2 yemek kaşığı soya sosu
-1 çay kaşığı pul biber
-1 tatlı kaşığı kekik
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz ve karabiber
Yapılışı:
Zeytinyağımızı fırça ile sürdüğümüz tavamıza, her iki yüzüne kekik ve pul biber serpiştirdiğimiz etlerimizi diziyoruz ve her iki tarafı kızarana kadar veya tercih ettiğimiz derecede pişene kadar ocakta tutuyoruz. Sonra soya sosumuzu ekleyip, etlerin hafifçe çekmesini sağlıyoruz, son olarak kremamızı ekleyip, eriyince tavamızı ocaktan alıyoruz. Ayrı bir tavada iri doğranmış soğanımızı 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile kavurup, yine irice doğradığımız ıspanak yapraklarını ekliyoruz. Ispanakların rengi değişinceye kadar pişirip, çok az tuz ve istersek karabiber ekleyerek ocaktan alıyoruz. Fırın kabımıza önce etlerimizi diziyoruz ve herbirinin ortasına gelecek şekilde ıspanaklı harcımızı koyuyoruz, etimizin sosunu da üzerlerine döktükten sonra rendelenmiş kaşar peynirimizi serpiştirip, önceden ısıtılmış 160 derece fırında kaşarlarımız eriyip, hafif kızarıncaya kadar-yaklaşık 15 dakika- fırınlıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

06 Nisan, 2008

KESTANELİ PORTAKALLI PİLAV

Davet akşamının ikinci tarifi kestaneli, portakallı pilav. Bu pilavı eskiden yılbaşı akşamlarında havuç ile yapardık. Pilav pişince tavuk göğsü, domates ve biberle süslediğimiz kalıba koyup, ters çevirince bunların üstüne gelmesiyle, çok şık bir sunum olurdu. Tabi haşlanmış tavuk sevmeyen ben üzerini temizleyip yerdim. Kendim yapmaya başlayınca da tarifi tavuksuz uygulamaya başladım. Cuma akşamı vakit yetmediği için pilavımı süsleyemedim, bir dahakine sizlerle paylaşmak için süsleyeceğim. Pilavı portakalla yapma fikri de değişiklik ararken geldi aklıma ama siz isterseniz aynı şekilde portakal kabuğu rendesi yerine, havuç rendesi kullanabilirsiniz. Gelelim tarifmize;



Malzemeler:

-1,5 su bardağı pilavlık pirinç
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-300 gr haşlanmış kestane
-1 portakalın kabuğunun rendesi ve suyu
-1 çay kaşığı safran
-2,5 bardağı kaynamış su
-Tuz

Yapılışı:

Pirincimizi ayıklayıp, ılık suda 30 kadar bekletiyoruz ve nişastasını azaltmak için yıkıyoruz. Pilav tavamızda zeytinyağımızı ısıtıp, suyunu süzdüğümüz pirincimizi kavuruyoruz. Sonra portakal kabuğu rendemizi ilave ediyoruz. Pirincimiz yeterince kavrulunca kaynamış suyumuzu ilave edip, safran ve tuzunu ekliyoruz. Son olarak kabuklarını soyduğumuz kestaneleri de ekleyip, kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz. Pişmeye yakın portakal suyumuzu da ilave ediyoruz ve 2-3 dakika sonra ocaktan alıyoruz. Pilavımız demlendikten sonra servis yapabiliriz. Afiyet olsun...

Not: Davet soframızdan peçete halkası fotoğrafı yine Edi'nin objektifinden çok beğendiğim için sizlerle paylaşmak istedim.
Devamını Oku...

04 Nisan, 2008

KÖZLENMİŞ BİBER SARMASI

Davet akşamımızın tariflerine sıra geldi sonunda. İlk tarif közlenmiş biber sarma. Bu tarifi ilk defa 3 sene önce denemiştim. Evlilik sonrası evde bir süre misafirlerimiz oluyor, çoğumuz yaşadık. Bu gruplardan biri için yapmıştım ve iç harcı o kadar lezzetliydi ki, biberlerden kalan miktarı tek başına yemiştik. Tekrar yapmayı istememe rağmen, öne geçen yeni denemeler nedeniyle sıra gelmedi, ama geçen hafta menümüze karar vermeye çalışırken aklıma geldi ve yapmaya karar verdim. Arçelik'in seneler önce çıkardığı küçük ev aletleri kullanımına ilişkin kitabından aldığım tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
-6 adet közlenmiş iri kırmızı biber
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-2 diş sarmısak
-1 orta boy soğan
-1 çay bardağı çekilmiş ceviz
-1/2 demet maydanoz (ince çekilmiş veya doğranmış)
-1 çay bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
-150 gr beyaz peynir
Sosu için:
-1 çay kaşığı toz şeker
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
-1 yemek kaşığı sirke
Yapılışı:
Öncelikle içimizi hazırlıyoruz. Bunun için ince ince doğradığımız soğanımızı ve sarmısağımızı zeytinyağında kavuruyoruz. Sonra cevizimizi ekleyip, kavurmaya devam ediyoruz. Tavamızdan nefis kokular gelmeye başlayınca maydanozumuzu ilave edip, sonra sırayla dilimlenmiş zeytin ve ezilmiş beyaz peynirimizi de ekleyip, ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Biberleri kendimiz közleyebilir veya hazır konservelerden kullanabiliriz. Benimkiler yaz biberi buzluktan. Yazın aldığım biberleri, folyoyo sararak fırınlayarak közlemiş ve ılınınca kabuklarını soyarak, buzluğa kaldırmıştım. Böyle hazırlıklar kışın da lezzeti yerinde sebze yememize yardımcı oluyor. Közlenmiş biberlerimizi boyuna 2'ye kesip, çekirdeklerini temizliyoruz. Tüm biberleri hazırlayınca, 12 adet diküçgen şeklinde biberimiz oluyor. Herbirinin içine hazırladığımız harçtan koyup, rulo yaparak sarıyoruz. Biberlerimiz bitince içinden kalırsa hiç üzülmeyin, 1 dilim kızarmış ekmeğin en güzel eşlikçilerinden biri olacaktır. Sıra geldi sosumuza, zeytinyağı, toz şeker ve sirkemizi karıştırıp, şekeri eriyene kadar bekletiyoruz ve sarmalarımızın üzerine döküyoruz. Afiyet olsun...
Not: Yazıda yeralan masamızı süsleyen melek fotoğrafı Edi'nin objektifinden

Devamını Oku...

03 Nisan, 2008

KURUTULMUŞ DOMATES VE ZEYTİNLİ EKMEK


Yan tarafta bayatlamaya bıraktığım ekmeğime daha fazla gönlüm dayanmadı ve tarifini yazayım dedim. Gerçi ekmeklerimizin bayatlamasına artık çok üzülmüyorum. Bayat ekmekler etkinliği sayesinde denenecek onlarca tarifimiz oldu:)
Evde ekmek yapmaya uzun süredir ara vermiştim. Buradaki yazımdan okuyabileceğiniz gibi Soke Un bana bir koli göndermişti ve içinde bir sürü hazır ekmek karışımı mevcuttu. Bir kısmını kullandım ama hala unum mevcut. İyi ki ruseymli ekmeği yapmışım ve Söke Un beni bulmuş.
Ruşeym konusunda da bir yazı yazmıştım ve nereden bulabileceğinize ilişkin bilgiler mevcuttu yazımda.
Kurutulmuş domates, zeytin ve ceviz ekmeğe ne çok yakışan şeyler, bunların yanısıra kekik, nane, fesleğen gibi baharatlarla da ekmeği tatlandırmayı seviyorum. Bu ekmekte böyle bir denemenin ürünü, klasik ekmek tarifimi uygulayıp, içine biraz dilimlenmiş zeytin, biraz da kurutulmuş domates ekledim. Tabi bu defa kalıp içinde şekillendirmeyip, örgü yapmayı denedim ama sanırım hamurumun biraz daha una ihtiyacı vardı, şeklini muhafaza etmek için, bir dahaki denememi bu şekilde yapacağım.
Malzemeler:

-500 gr kepekli ekmeklik un (Söke)
-Yarım paket instant maya (paketten çıktı)
-350 ml su
-2 yemek kaşığı süt tozu
-1 çorba kaşığı zeytinyağı
-1 tatlı kaşığı şeker
-1 çay kaşığı tuz
-2 yemek kaşığı ruşeym
- 1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
-3-4 adet kurutulmuş domates (ufak ufak doğranmış)

Yapılışı:

Unu karıştırma kabımıza alıp, maya, süt tozu, tuz ve şekerle karıştırıp, ortasını havuz gibi açıyoruz. Zeytinyağımızı ekleyip, suyu azar azar ekleyerek ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz ve üzerini kapatarak, sıcak bir yerde 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz. Hamurumuz 2 katına çıkınca ruşeymi, kurutulmuş domates ve zeytinimizi ekleyip tekrar yoğuruyoruz ve pişirme kabına aktarıyoruz. Ben fırın tepsime yağlı kağıt sererek, hamuru 3 parçaya bölüp, örgü şekli verdim ve tepsiye yerleştirdim. Bu şekilde de 30 dakika kadar beklettiğimiz ekmeğimizi, önceden ısıttığımız 200 derece fırında 30 dakika pişiriyoruz. (Ekmeğimizim üzeri iyice sertleşmiş olmalı) Fırında ılıması bekledikten sonra ekmeğimizi hemen veya daha sonra ısıtarak tüketebiliriz. Isıtıldığında tekrar tazelik kazanacaktır. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

01 Nisan, 2008

HOŞGELDİN SENCER PARTİSİ VE 2. BLOGCULAR BULUŞMASI:)

Cuma akşamki davetten sonra cumartesi günü de blog sahibi arkadaşlarım ile buluştuk. Buluşma mekanı Yasemin'in evi, sebebimiz ise Sencer'i görmekdi. Buluşma tarihi 2-3 kere değişti ama katılım sayısı yüksek olunca Hoşgeldin Sencer Partisi biraz da 2. blogcular buluşmasına dönüştü:) Henüz 2 aylık olan Sencer'in yanısıra, buluşmada ayrıca Pınar'ın bebeği Can, Ayşem'in bebisi Batu ve Suzi'nin oğlu Mete vardı. Buluşmaya, Münevver Abla, Selen, Müge, Pınar, Gülriz, Ayşem, Suzi, Müge, Esra, Dilek, Fadime, Yasemin ve ben katıldım. Buluşmanın bir diğer özel yanı ise Gülrizciğimize yaptığımız doğum günü sürprizi oldu. Geçen hafta içi olan doğumgününü biraraya gelmişken tekrar kutladık. Uzun süredir görüşmediğim, özlediğim herkesle, harika lezzetler eşliğinde çok güzel bir öğleden sonra geçirdim. Ve herkese diyorum ki biz bunu hep yapalım...

limonlu süslü

Organizasyonu Müge yaptı, herkesin ne yapacağını, gidişi, dönüşü, saati haber verdi. Hepimiz daha önceden ne yapacağımızı bilince hazırlanmak kolay oldu. Ben misafirlerim için hazırlanırken arada limonlu cheesecake'imi yaptım. Tarifi linkteki gibi, sadece üst süslemesini farklı yaptım.


Bu harika pasta ise yelken tutkunu Gülriz için sürpriz olarak Ayşem'in elleriyle hazırlandı. Ayşem her detayı düşünmüş, denizin kenarlarına mercanlar ve tabanına kum serpiştirmeyi ihmal etmemiş:) Bu arada kum olarak esmer toz şeker kullanmış.

Müge'nin yaptığı bebek pastası ise yukarda, sona kaldığı için çok az yiyebildim ama süper bir pasta olmuştu, üzerindeki bebek süsü çok güzeldi, bu pastada da bebek battaniyesinin dokumasını bile yapılmıştı.

Masamızın diğer lezzetleri ise aşağıda;

-Münevver Abla'dan pırasalı kiş

-Suzi'den buğday salatası

-Selen'den otlu çörek


-Fadime'den tahinli cevizli kurabiye


-Müge'den kısır


-Yasemin'den patates salatası


-Pınar'dan rulo poğaça
-Gülriz'den bebek figürlü minik kek


Bu kadar lezzetli şeyi yeyip de mutlu olmamak mümkün değildi zaten ama asıl keyif aylar sonra biraraya gelmekti, tüm lezzetlerin adreslerini yukarıdaki linklerle verdim, tabi eksik tarifleri yazmaları için arkadaşları bekleyeceğiz. Afiyet olsun...

Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...