18 Mayıs, 2020

YANIK CHEESECAKE - SAN SEBASTIAN CHEESECAKE

Yanık cheesecake yani daha bilinen adıyla San Sebastian Cheesecake instagramdan en çok sorulan ve  tarif istenen, siz yapmadınız mı, sizin tarifinizi merak ediyoruz mesajları aldığın 2 tariften biri diyebilirim. Diğer tarifte nedendir bilmem ama profiterol, onu da paylaşacağım merak etmeyin. San Sebastian İspanya'nın Bask Bölgesi'ndeki turistik bir yer, Michelin yıldızlı restoranları ile gastronomi dünyasında önemli bir yere sahip, tursitik cazibesi yüksek bir şehir. Burada La Vina isimli bir cafe/restoran var ve bu cafe'nin yaptığı yanık cheesecake zaman içinde dünya çapında bir lezzet oluyor ve asıl niteliği yanık cheesecake iken bölgenin adıyla anılmaya başlıyor. 

Ben de bir cheesecake meraklısıyım bildiğiniz gibi ve bu cheesecake'i ilk duyduğumda hemen araştırmaya başladım neydi bu kadar lezzetli olmasının sebebi diye. Ekim 2017 daha tüm hesaplar kendi  yanık cheesecake'leri paylaşmamışken tariflerini, İspanyolca dahil pek çok tarifi anlamaya çalışarak kendimce bir çıkarımda bulundum. İlk 2 denemem maalesef istediğim gibi sonuç vermedi, iç doku ve lezzet beklediğim gibi değildi. Araştırmam sırasında karşıma La Vina'nın şefinin bir televizyon programında verdiği tarifte vardı ama bu şekilde de beklediğimi bulamadım. Böyle anlatınca zor bir tarif olduğu düşünülebilir ama doğru birleşimle çok kolay bir tarif olduğunu söylemeliyim, ben doğru oran ve lezzetin peşinde deneye yanıla kendimce ideal oranı yakaladım. Bir çoğunuzun başka tariflere rastladığını ve hatta denediğini tahmin ediyorum ve genelde bu tariflerde krem peynir peynir oranının yarısı kadar veya daha az miktarda krema kullanılıyor. Ben bu şekilde sonucu beğenmeyince, krema oranını arttırarak istediğim kıvamı yakaladım, çünkü yıllardır cheesecake yapan biri olarak kıvamla nasıl oynayabileceğimi biliyordum ve bu şekilde iyi bir sonuca ulaştım.  Ama chesecake o kadar çok popüler olduki, içimden tarif yazmak gelmedi. Mesajlar çoğalınca ben de haftalık kaçamağımızı bu tarife ayırıp fotoğrafladım.

Yanık cheesecake'in en önemli özelliği klasik cheesecakeler gibi bisküvi tabanına sahip olmaması ve iç dokusunun kremamsı olması, yani iç doku sıcakken eksilince akacak kıvamda olması ama buna rağmen üzerinin yanık olması ve lezzetinin karamelimsi olması. Tüm bu özellikleri sağlamak için ilk adım kıvam denemesi oldu benim için. Kremamsı, akışkan dokuyu ayarlamak için krema miktarı ile oynadım ama bu tarif için başka bir lezzet malzemesi olmalı fikrindeyken, çok miktarla şekerle sağlanan karamelimsi tadı, şekeri azaltıp süt reçeli veya yoğunlaştırılmış süt kullanarak sağlamayı denedim ve beklenen lezzeti yakaladım. Ne de olsa süt reçeli de latin kökenli bir tarif ve bu cheesecake tarifinin de içinde olması uygun. Cheesecake'in adını aldığı yanıklık ise yüksek derecede pişirme ile sağlanıyor tahmin edebileceğiniz gibi ancak, bu yüksek ısıyla pişirmeyi kısa süreli yapmak şart, yoksa içteki akışkan doku kaybolabiliyor. Ben pişirme aşamasında da denemeler yaptım, uzun pişirme kesinlikle kötü bir sonuç verdi, önce düşük sonra yüksek de denedim ama böyle de memnun kalmadım, en son kısa süreli ve yüksek ısılı pişirme ile tam kıvamında oldu. Tarifi istediğim hale getirmek için beni yönlendiren detayları anlattıktan sonra tarifi paylaşabilirim. Fotoğraflarda gördüğünüz cheesecake 1 gün buzdolabında dinlenmiş, ama görebileceğiniz gibi orta kısım kremması ve çok yumuşak, eğer pişirdiğiniz gün oda sıcaklığına gelince servis yaparsanız çok daha akışkan olduğunu görebilirsiniz, ben her iki şekilde de servis yaptım, tadı her şekilde güzel, ama dinlenince de ayrı lezzetli oluyor. Gelelim tarifimize;


Malzemeler: ( 20 cm'lik kelepçeli kalıp için)

- 700 gr krem peynir
- 500 gr krema
- 1 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı yoğunlaştırılmış süt veya 1 yemek kaşığı süt reçeli (tarif linklerini ekliyorum)
- 1 yemek kaşığı un
- 4 yumurta
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü

Yapılışı:

Başlamadan önce tüm malzemelerimizi oda sıcaklığında hazır tutuyoruz. Fırınımız da 220 derecede ısınmış olmalı. Krem peynir, un, vanilya özütü ve toz şekeri iyice çırpıyoruz, karışım tamamen homojen olmalı. Daha sonra krema ve süt reçeli veya yoğunlaştırılmış sütü ekleyip karıştırıyoruz. Son olarak da yumurtaları teke tek ekleyip fazla çırpmadan karışmasını sağlıyoruz. Yağlı kağıdı elimizle buruşturup (bu şekilde kalıp içinde daha kolay şekil alıyor) kelepçeli kalıbımızın içine yerleştiriyoruz ve karışımımızı döküyoruz. Isınmış fırımızda 20-25 dakika kadar pişiriyoruz. Benim fırımın için sıcaklık 220 derece iyi geliyor, her fırın için sıcaklık derecesi farklılaşabiliyor o nedenle 5 dakikalık bir aralık verdim, görünüz cheesecake'in üzerinde olmalı ve üst kısım istediğiniz derecede yanık olduysa, hemen fırından alın. Cheesecake fırından alırken iç kısmı tamamen yumuşak ve kalıp içinde sallanıyor olmalı. Oda ısısına gelince buzdolabında 2-3 saat veya 1 gün dinlendirerek servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun...






Devamını Oku...

13 Mayıs, 2020

BOL SEBZELİ BURGU BÖREK


Bol sebzeli burgu börek buraya eklemeyi düşündüğüm bir tarif değildi aslında, çünkü evde kalan 2 kabağı, eşimin pazardan aldığı 2 demek ıspanağı değerlendirmek için (çünkü 2 demet yemek için az geliyor) 3 yufka ile hazırlayıvermiştim. Ancak instagram hikayelerinde böreğimin pişmeden önce ve piştikten sonraki hallerini paylaşınca tarif istyen çok oldu, ben de yemeden önce böreğime modellik yaptırdım ve buraya da eklemeye karar verdim. 
Bu börek benim sıklıkla yaptığım bir tarif, evde kalan yeşillikleri değerlendirmek için neler birbirine yakışoyorsa bir araya getirip, farklı şekillerde yufka ile hazırlıyorum, geçen sefer büyük rulo yapmıştım, bu defa burgu yapıp bir tencerede pişirdim. Yanına salata ve çorba ile öğün olmaya müsait, çay yanında çok keyifli. Ispanak yerine pırasa ile olur veya birlikte olur hatta bu karışımlara havuç ekleyebilirsiniz veya başka güzel otlarımızdan olabilir, ben bazen balkabağı bile ekliyorum. Bu arada eğer ıspanak kullanırsanız kök kısımlarını atmayın sakın ben genelde çorbalara katmak için buzluğa kaldırıyorum, bazen ıspanak kökü yemeği yapıyorum ama bu defa sarmısak yoğurtlu nefis bir meze/salataya dönüştürdüm onu da instagramda paylaşacağım.

Yufkaları daha da lezzetlendirmek için elde açma tadı ve görüntüsü veren sirkeli unlu, nişastalı karışımı hazırlıyorum, böylece yufkalar asla kuru kuru tat vermiyorlar. Böreği pişirmek için fırın tepsisini kullanmıyorsam, tabanında da eşit pişirme sağlamak için döküm bir pilav tenceresini veya başka bir döküm fırın kabını tercih ediyorum ama bütün rulo yaparsam tek parça halinde tepside pişiriyorum, bu tarz börekler için cam pişirme kaplarını çok tercih etmiyorum çünkü orta alt kısımlarında pişme çok iyi olmuyor, gerçi fırından da farkedebiliyor bu durum. Neyse gelelim tarifimize...

Malzemeler:

- 3 adet yufka

Börek iç harcı için:

- 2 demet ıspanağın yaprakları
- 7-8 dal taze soğan
- 7-8 dal maydanoz
- 7-8 dal dereotu
- 7-8 dal taze nane
- 1 adet kuru soğan
- 2 adet kabak
- 150 gr ezine peyniri
- Tuz, karabiber ve az pul biber

Yufkaların Arasına:

- 1 yemek kaşığı un
- 1 yemek kaşığı mısır nişastası
- 2 yemek kaşığı sirke
- 2 yemek kaşığı tereyağ 
- 1/2 çay bardağı zeytinyağı

Üzerine:

- 1 yumurta
- Çörekotu veya susam veya haşhaş















Yapılışı:

Önce iç harcımızı hazırlıyoruz. Kabaklarımızı rendeleyip sularını iyice sıkıyoruz, ıspanak yapraklarını irice doğruyor veya elimizle koparıyoruz, taze soğanı, naneyi, maydanoz ve dereotunu da doğrayıp, ufakça doğardığımız kuru soğanla birlikte karıştırıyoruz, ben genelde bu işi elimle yapıyorum ve böylece kuru soğan ve ıspanaklar biraz yumuşayıp sönüyorlar. Sonra peyniri irice rendeleyip ekliyoruz, az tuz, karabiber ve az pul biber ile karıştırıp, harcımızı hazırlamış oluyoruz. 
Ufak bir kasede zeytinyağı ile nişasta ve unu iyice karıştıryoruz ve erittiğimiz ılımış olan tereyağını ve sirkeyi de ekleyip karıştırarak yufkalara süreceğimiz harcımızı da hazırlamış oluyoruz. Artık böreğimizi yapabiliriz.
Yufkalardan birini açıp hazırladığımız yağlı karışımı her tarafına sürüyoruz ve kenarlarından katlayarak büyük bir kare elde ediyoruz, kenarların ortada buluşmasına gerek yok. Köşelerdeki fala kısımlarla orta bölümü de iki kat haline getiriyoruz. Bu şekildeyken üzerine sebzeli harcımızdan bolca serpiştiriyoruz, harç bir yerde toplanmamalı her yerine gelmeli. Sonra yufkayı kenarlarını kapatmadan rulo yapıyoruz ve ruloyu uzunlamasına ortadan ikiye kesiyoruz. Ortaya çıkan parçaları burgu yaparak hafifçe yağladığımız pişirme kabımıza yerleştiriyoruz.  İç harç açıkta kaldığı için ekranda gördüğünüz gibi bir görüntü çıkıyor ortaya. İsterseniz burgu haline getirmeden o haliyle de fırın kabına alabilirsiniz o zaman da pileli börek gibi görünüyor. Tüm yufkayı aynı şekilde hazırladıktan sonra yağlı harcımızın olduğu kaba bir yumurtayı veya sadece sarısını ekleyip, böreğimizin üzerine sürüyoruz, sonra çörekotu, susam veya haşhaş tohumu serpiştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 50 dakika kadar pişiriyoruz. Ilık olarak dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...



Devamını Oku...

05 Mayıs, 2020

MİNESTRONE SOUP / İTALYAN USULÜ SEBZE ÇORBASI


Minestrone soup, yani İtalyan usulü sebze çorbası... Kış ve mevsim geçişleri için çok güzel bir çorba, çünkü elinizdeki sebzelerle yapabileceğiniz ve damak tadınıza göre çeşitlendirebileceğiniz bir tarif. Karantina günlerinde evde dolapta kalmış az miktardaki sebzeleri temizlemek için ne varsa onunla yaptığım haliyle paylaşıyorum sizlerle, sizlerde elinizdekiler ve sevdiklerinizle kendi versiyonunuzu yapabilirsiniz. Tek başına öğün olabilecek yoğunlukta  olan bu çorbanın adının, et veya sebze suyu içinde makarna, pirinç ve sebze ile hazırlanan çorba anlamını taşıyan minestra kelimesinden geldiği yazar pek çok kaynakta. Tarihi çok eskilere dayanan çorbanın İtalya'da çok sayıda çeşidi bulunduğunu, et ile hazırlananlarının da olduğunu ve güney ve kuzey İtalya'nın yapış şekillerinde farklılıklar olduğunu belirterek tarife geçiyorum.

Malzemeler:

-  1 adet patates
-  1 ufak kereviz veya sapı veya birlikte
-  1 adet soğan
-  2-3 diş sarmısak
- 1/2 adet kırmızı biber
- 1 adet yeşil biber
- 2 dal pırasa
- 1 adet kabak
- 2-3 dal taze soğan
- 5-6 çiçek brokoli
- 1 adet havuç
- 1 çay bardağı bezelye
- 1 adet domates
- 1-2 dal defne yaprağı
- 1-2 dal kekik
- 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz, karabiber
- Parmesan peyniri
- 2-3 dal taze fesleğen
- 1 çay bardağı haşlanmış barbunya veya fasülye çeşitleri
- 1 çay bardağı sevdiğiniz bir makarna çeşidi

 

Yapılışı:

Zeytinyağımızı tencerimize alıyoruz ve önce kuru soğan, sarmısak sonra taze soğan ve pırasayı ekleyerek kavuruyoruz. Pırasalar biraz sönünce, kereviz, havuç ve biberleri ekliyoruz, daha sonra patatesimizi ekliyoruz. Biraz sotelenince domatesimizi ekliyoruz. Sonra kabak, brokoli ve bezelyemizi ekliyoruz. Daha sonra önceden haşladığımız barbunyayı ekliyoruz. Tuz, karabiber, defne yaprakları, taze kekik ekledikten sonra kaynamış su ekliyoruz. Kıvamı yoğun bir çorba olacak 2-3 su bardağı suyu kıvama bakarak ekleyebilirsiniz. Ben bu sefer koymadım ama klasik minestronelerde makarna veya kuskus da olur. Dilerseniz bu aşamada sevdiğiniz çok iri olmayan bir makarna çeşidini ilave debilirsiniz. Lezzetler bir araya gelecek kadar hep birlikte 10-15 dakika pişirip ocaktan alıyoruz. Çorbamızı üzerine parmesan parçaları, taze fesleğen yaprakları ve varsa fesleğen pestosu ile servis ediyoruz. Afiyet olsun... 



Devamını Oku...

21 Nisan, 2020

BANANA BREAD - MUZLU KEK / EKMEK


Banana bread yani muzlu ekmek. İsmi ekmek olsa da kek havasında bir tarif... Amerikan mutfağından tüm dünyaya dağılmış tarifler arasında ilk sıralara girer sanırım. Çıkış noktasının mutfaktaki malzemeleri değerlendirmek olduğunu düşünüyorum, çünkü tarifin temelini oluşturan malzeme iyice olgunlaşmış muz, yeni kararmış ve artık tüketimi zor olan muzlar. Dün evdeki muzların yenmeyecek kıvama geldiğini görünce bu tarifi uygulamaya karar verdim. Malum evdeyiz ve sıkılan her birey kendini mutfakta tezgahta veya buzdolabında yiyecek bir şey ararken buluyor. Bu nedenle normalde olmadığı kadar kek, kurabiye, börek vb oluyor evde. Bu durum çok iyi olmasa da geçici olduğunu düşünerek teselli buluyorum. 

Banana bread muzlar karardığında aklıma gelen bir tarif oluyor, az şekerli, glutensiz, çikolatalı, çikolatasız, az baharatlı, çok baharatlı denediğim versiyonları oldu ama bu defa bol çikolatalı bir tarif yaptım ve içine koyduğum beyaz çikolata öyle lezzetli yaptıki tarifi pek alışık olmadığım şekilde hemen tarifi yazarken buldum kendimi. Bu kekimsi ekmeğin ya da tam tersi ifadeyle ekmeğimsi kekin kolay tarafı fazla karışıtırmaya gerek kalmaksınız, kuru malzemelerle, sıvı malzemeleri ayrı ayrı karıştırıp, sonra bu iki grubu bir araya getiriyoruz. Yani malzemeniz varsa hemen yapabilirsiniz. Ayrıca tarif için kendinizi malzemelerle kısıtlamayın, elinizde olan malzemelerle evrilmeye müsait bir tarif, yani hindistan ceviziniz yoksa koymayın, ceviz yerine fındık, badem olabilir, hiç olmayabilir, ismezseniz çikolatasız olabilir. yani temel tarifi istediğiniz gibi zenginleştirebilir veya sade tutabilirsiniz. 


Malzemeler:

- 3 yumurta (oda sıcaklığında)
- 3 adet ufak veya 2 büyük çok olgun muz
- 100 gr eritilmiş soğutulmuş tereyağ
- 1/2 su bardağı süt
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü
- 2,5 su bardağı un
- 1/2 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı hindistan cevizi rendesi
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı karbonat
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı kakule
- 1 çay bardağı iri cekilmiş ceviz
- 2 yemek kaşığı bitter damla çikolata
- 2 yemek kaşığı beyaz damla çikolata
- Üzeri için hindistan cevizi kurusu

Yapılışı:

Derin bir kasede un, toz şeker, kabartma tozu, karbonat, hindistan cevizi rendesi, tarçın, kakule tel çırpıcı ile karıştırın. Ayrı bir kasede muzları çatalla ezin, ilk başta katı olacaklar ama ezdikçe iyice sıvılaşacaklar. Sonra 3 yumurtayı, tereyağını ve sütü sırayla ekliyoruz ve karıştırıyoruz. Daha sonra sıvı karışımı katı karışımın içine aktarıp, sadece birbiriyle bütünleşecek kadar karıştırıyoruz, fazla çırpmaya gerek yok, ekmekliği biraz buradan geliyor. Son olarak damla çikolatalar ve cevizi ekleyip hafifçe karıştırıyoruz ve önceden yağladığımız ve unladığımız bir kalıba (banana bread genelde dikdörtgen kalıplarda pişirilir, benim kalıbımda 23-13 cm'lik bir kalıptı) döküyoruz. Üzerine isterseniz muz dilimleri ve hindistan cevizi kurusu serpiştirip önceden ısıtılmış  180 derece fırında 50 dakika kadar pişiriyoruz. Oda sıcaklığına gelince dilimleyerek servis yapabiliriz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

19 Nisan, 2020

ÇİKOLATALI ve PANCARLI UNSUZ KEK


Çikolatalı ve pancarlı unsuz kek... Çikolata tamam da pancarla nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim. Açıkcası ben de fotoğrafına bayılıp denediğim tarifi yaparken pancar nedeniyle bu kadar çikolatayı ziyan etmem inşallah diye düşünmedim desem yalan olur. Ama keki hazırlayıp masaya getirdiğimde çok iştah açıcı olan görüntüsünün önüne geçti lezzeti. Kekten hiç pancar tadı gelmediği gibi, çok güzel nemli bir doku kazandırmıştı pembe renkli bu topraksı sebze. 
Bu güzek kek başka bir tarif hakkında araştırma yaparken Women's Weekly Food sayfasında tesadüfen karşıma çıktı ve görüntüsünü o kadar beğendim ki hemen deneyeceğim tarifler arasına not ettim. Avusturalya'da bolca üretilen pancar ile farklı tarifler geliştirilmiş, bu nedenle Avustralian Womens Weekly'de rastlamam normal olmalı. Korona nedeniyle evde kaldığımız şu günlerde de hafta sonları özel tarifler yapmaya, tatlı bir kaçamak eklemeye çalışıyorum, bu kek/pasta da bu kapsamda menümüzde yeraldı.



Tarif oldukça kolay, hatta genel mantık olarak daha önce sayfamda paylaştığım "torta caprese" ile çok yakın. Kekle ilgili önemli bir diğer nokta da glutensiz olması. Un olarak fındık veya badem unu kullanılabilmesi, torta caprese tarifimde rafine şeker dışındaki seçeneklerden de bahsetmiştim. Orjinal tarifte fındık unu ile hazırlanmıştı ama evde badem unu olduğu için tarifi badem unu ile hazırladım. Orjinal tariften farklı olarak pancar şekelrlemelerini hazırlarken tane karanfil ekledim, amacım pancarın kendine has aromasını azaltmaktı, işe de yaradığını söyleyebilirim.
En zahmet verecek tarafı pancar şekerlemelerinin yapılması ki aslında zaman alması dışında bu da çok kolay ve kekin tüm havasını farklılaştırıyor bence. Ben bu şekerlemeleri ve pancar püresini bir gün önceden hazırladım ve ertesi gün sadece keki pişirip kremasını hazırlayınca oldukça kolay oldu. 


Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

Kek için:

- 4 yumurta
-1/2 su bardağı toz şeker
- 125 gr tereyağ
- 250 gr bitter çikolata
- 1 su bardağı badem unu
- 1 tatlı kaşığı toz kakao
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü
- 2 orta boy pancar

Krema için:

- 200 ml krema
- 100 gr krem peynir
- 2 tatlı kaşığı pudra şekeri
- 1 tatlı kaşığı vanilya özütü

Pancar şekerlemesi ve şurubu:

- 2 ufak boy pancar
- 1 su bardağı su
- 1 su bardağı toz şeker
- 2-3 tane karanfil
- 1 yemek kaşığı limon suyu

Servis için:

- Nane yaprakları


Yapılışı:

Öncelikle pancar şekerlemesini ve şurubunu hazırlıyoruz. Pancarların kabuklarını soyup, çok ince halka şeklinde dilimliyoruz. Suyu ve toz şekeri bir tencereye alıp kaynatıyoruz, daha sonra pancar dilimlerini ve karanfilleri ekleyip kısık ateşte 20-25 dakika pişiriyoruz buradaki süre pancarlar şeffaf bir görüntü alıncaya kadar diye düşünülebilir.  Fotoğrafta görebilirsiniz. Bu hale gelince yağlı kağıt serdiğimiz bir tepsinin içine tek tek alıyoruz ve birbirine değmeyecek şekilde diziyoruz ve kurumaya bırakıyoruz. Tencere içinde kalan şurubun içine limon suyunu ekleyip, 1-2 dakika sonra ocaktan alıyoruz ve ılınınca karanfilleri de çıkartıyoruz. 
Kekimiz için önce pancarları hazırlıyoruz, pancarları yağlı kağıt ile fırında pişirebilir veya az su ile ocakta haşlayıp ve püre haline getiriyoruz. Ocakta haşlarsanız fazla sulu ise biraz süzdürmeniz iyi olur, püre toplamda 1 su bardağı olmalı. Çikolata ve tereyağını ocakta kısık ateşte eritiyoruz ve ılımasını bekliyoruz. Derin bir karıştırma kabında yumurtaları şeker ve vanilya özütü ile birlikte çırpıyoruz, daha sonra badem ununu ekliyoruz, daha sonra pancar püresini ekleyip karıştıyoruz ve en son çikolata tereyağ karışımını ekleyip karıştırdıktan sonra, 20 cm çapında tabanına yağlı kağıt serilmiş olan kelepçeli kalıba döküyoruz ve önceden ısıtılmış 160 derece fırında 1 saat kadar pişiriyoruz.  


Kek oda sıcaklığına gelince buzdolabında 2-3 saat dinlendiriyoruz. Bu arada kremamızı hazırlıyoruz. Kremayı mikser ile çırpıp koyu bir kıvam almasını sağlıyoruz. Bu süreçte çok hızlı devride çırpmayıp, dikkat etmek önemli çünkü krema sütünden ayrışıp yağ tanecikleri haline gelebilir. Sonra krem peynir, vanilya ve pudra şekerini ekleyip karışmasını sağlayıp, buzdolabında bekletiyoruz.


Tüm hazırlıklarımız bitti ve kekimizi servise hazırlayabiliriz. Önce kekimizi kalıptan dikkatlice çıkarıp tabanındaki kağıttan ayırıyoruz ve bir servis tabağına alıyoruz. Üzerine kremamızı kaşık yardımıyla kalın bir tabaka olarak sürüyoruz. Daha sonra pancar şekerlemelerimizi ve nane yapraklarını serpiştiriyoruz. Son olarak kekimizin üzerine bir çay kaşığı ile pancar şurubumuzdan ince çizgiler  halinde gezdiriyoruz. Dilimleyerek çay ve kahve yanında servis yapıyoruz. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

10 Nisan, 2020

PASKALYA ÇÖREĞİ


Paskalya çöreği... Bugün çocukluğumdan bir lezzet ve koku ile buradayım. Çok uzun zamandır yapmamıştım. Paskalya Bayramı’nın yaklaşması nedeniyle bir kaç gündür sosyal medya paylaşımlarımda karşıma çıkıyordu. Kantin kapanana kadar oradan alırdım ama sonrasında özlediğim bir lezzet olmuştu. Acaba sipariş mi versem (@ustunpalmie ‘den) diye düşünürken kendim yapmaya karar verdim. 


Annemin tarif defterinin bir kopyası bende, hatta annem kendininkini kaybetmiş o nedenle asıl oldu, neyse defteri karıştırıp buldum Paskalya çöreği tarifini. Annem teyzemden öğrenmişti ve sıklıkla yapardık, sadece annemin tarifinde damla sakızı yoktu ve genelde ufak porsiyonluk çörekler yapardık. Ben Bozcaada’da yediğim sakızlı çöreklerden sonra, Paskalya çöreğinde sakız da olmalı diye düşünerek annemin tarifinde ufak değişikliklerle ekranda gördüğünüz çöreği bu şekilde hazırladım. 


Annemin tarifinden ayrılan ikinci ufak nokta ise tarife eklediğim krema oldu, kremayı süt ile değiştireblirsiniz, yani süt müktarı 300 ml'e çıkabilir veya krema süt karışımı olarak aynen kalabilir. Kremayı ekleme sebebim sütten daha yağlı dokusu ile çöreğin daha uzun süre yumuşak kalmasını sağlamaktı, bazı yabancı tarifte gördüğüm için denemek istedim ve sonucun başarılı olduğunu söyleyebilirim. 3 gün içinde bitirdiğimiz çörek 3. günde de ısıtılmadan yenebilecek kıvamdaydı. Verdiğim ölçü ile fotoğrafta gördüğünüz bir kocaman çörek, ufak bir çörek ve annemle hep yaptığımız ufak sarmal çörek çıktı. Doğal olarak sarmal çörek fotoğraf çekimine katılamadı, çünkü fırından çıkar çıkmaz tadına bakmak için yedik:) Biraz göz korkutan bir tarif ama deneyenler görecek, hiç korkuya gerek yok, biraz hamur deneyiminiz varsa kolayca uygulanabilir. Hadi evlerimizi mis gibi mahlep ve damla sakızı kokusu sarsın. 


Malzemeler:


- 4 yumurta 
- 1 su bardağı toz şeker 
- 250 gr tereyağ 
- 200 ml krema ( yerine süt de olur)
- 1 çay bardağı süt
- 1 paket kuru maya
- 1 yemek kaşığı damla sakızı tozu
- 1 yemek kaşığı tane mahlep 
- 1 çay kaşığı tuz
- 7 su bardağı un
- 2 yemek kaşığı file badem

 
Yapılışı:


İlk olarak sütümüzü hafifçe ılıtıyoruz, el yakmayacak kadar olmalı, içine bir yemek kaşığı toz şeker ve mayamızı ekliyoruz, karıştırıp 5 dakika kadar bekletiyoruz. Ayrı bir kapta tereyağını eritiyoruz, derin ve büyük bir kaseye ılık haldeki tereyağını, yumurtalarımızı( 1 yumurta sarısını ayırarak) toz şekeri, kremayı ve mayalı sütü ekleyip iyice karışmasını sağlıyoruz. Daha sonra damla sakızı tozunu (tane ise döverek toz haline getirin) ve döverek toz haline getirdiğimiz tane mahlebi ( elinizdeki toz mahlep ise onu da kullanabilirsiniz) ekliyoruz ve sonra parça parça unu ekleyip yoğuruyoruz. Hamur yumuşak ve unu eklerken yapışkan bir kıvamda olacak. Benim hamurum 7 bardak un ilke toparlandı, un miktarı biraz farkedebilir ( yumurta büyüklüğüne bağlı olarak) Hamur toparlanınca elimizi mutlaka temizlemek gerekiyor , aksi halde hamur gereğinden fazla un alabilir. 


Bu aşamaya gelince temiz eller ve hafif unlanmış tezgahta hamuru 5 dakika kadar yoğuruyoruz. Hamuru temiz bir kaseye alıp, üzerini kapatarak ve ortam serinse üzerini örterek en az 3-4 saat mayalanmaya bırakıyoruz. Ben 5-6 saat kadar mayalandırdım, annemle yaptığımız zamanlarda annem daha da uzun bekletirdi, yani ortam çok sıcak değilse 8-9 saat bile kalabilir. Ama ortam sıcaklığı yüksek ise hamurda ekşime olabilir dikkat etmek gerekir. Hamur göz göz olmuş ve koyduğumuz kabı doldurmuşsa hazır demektir. Hamuru yine tezgahımıza alıp biraz yoğurup fazla havasını alıyoruz. Artık şekil verebiliriz. Hamuru 5 parçaya bölüyoruz. Bir parçasını alıp, 3 eşit parçaya bölüp, her parçayı rulo yaparak saç örgüdü yapıyoruz. 3 parçayı tek tek alıp rulo yapıp, saç örgüsü yapıyoruz bu tabandaki büyük örgü oluyor. Kalan 2 parçayı birleştirip, yine 3 parçaya bölüyoruz ve yine saç örgüsü yapıyoruz, bu da büyük örgünün üzerine koyduğumuz örgü oluyor. Tabanda kalacak örgünün orta kısmına yani ikinci örgüyü koyacağımız kısıma elimizle boydanhafifçe bastırarak üstne gelecek örgü için yer hazırlıyoruz ve örgüyü üzerine yerleştiriyoruz. Sonra tüm çörekleri tepsiye alıp, 15 dakika kadar tepsi mayasını alması için bekletiyoruz, hamur biraz daha kabaracak bu süreçte. Sonra üzerine önceden ayırdığımız yumurta sarısını sürüp file badem serpiştiriyoruz. Badem yerine ceviz veya fındık olabilir, annemle genelde ceviz koyardık. Çöreklerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz. Pişirip fırından aldığımız çöreklerin ilk sıcaklığı geçince bir örtü ile örtüyoruz. Ilınınca dilimleyerek servis yapabiliriz, tek başına nefis olan bu lezzet, kahvaltılıklarla daha da güzel oluyor. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

24 Mart, 2020

MUZLU VE BEYAZ ÇİKOLATALI CHEESECAKE / MAGNOLIA PUDDING CHEESECAKE



Korona günlerinde aş…. Sanırım çoğunuz bilir Gabriel Garcia Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk” isimli eserini. Kitap aşk, sabır ve acı üzerine, kolera hastalığı kol gezerken 1900'lü yılların başında yaşananları Marquez’in aykırı dili ile anlatır ve filme de uyarlanmıştır. İçinde bulunduğumuz korona günleri sıklıkla bu kitabı hatırlattı bir çoğumuza, korona günlerinde aş, korona günlerinde iş benzetmeleriyle dilimize dolandı. Benim sıklıkla kullandığım ise tahmin edebileceğiniz gibi aş kısmı. Evde kaldığımız ve tüm ailenin birlikte olduğu şu günler mutfağın mesaisini doğal olarak arttırdı. Her ne kadar sağlıklı beslenme çabasında olsam da, arada iştahımıza yenik düştüğümüz zamanlar oluyor. Geçen haftasonu da bunlardan biri yaşandı ve canım cheesecake istedi. Uzun süredir yapmamıştım ve ev halkı ile birlikte nasıl bir cheesecake olsun diye kitaplarımı karıştırmaya başladık. Ahududu ve beyaz çikolatalı bir tarif ile muzlu ve karamelli bir tarif öne çıkınca ben de ikisinin karışımı ile bir cheesecake uygulamaya karar verdim. Hatta aklıma magnolia tarifim geldi ve o tariften de esinlenerek banana puddingcheesecake uyarlamasını oluşturdum. Evde az miktarda yurt dışından gelmiş orjinal magnoliabisküvilerinden de olunca, işim kolaylaştı. Sonuç hepimizi mutlu etti, beyaz çikolata, süt reçeli ve muzun başka bir sonuç doğurması beklenemezdi.

Beni ve sayfamı takip edenlerin çoğunun bildiği gibi cheesecake konusunda iddialıyımdır. Hem çok severim hem de iyi yaparım, pek çok çeşit yapmış olsam da bugüne kadar muzlu bir cheesecakeyapmamıştım. Ama içine koyacağım malzemeler beni teşvik etti ve bu güzel tarif ortaya çıktı. Kızım Yağmur ile birlikte mutfağa girdik ve tatlımızı pişirdik. Yağmur bisküvi kırma, muz doğrama, çikolatayı parçalama ve peynirleri çırpma konusunda aktif rol alınca işim çok kolaylaştı. Tabi evde beyaz çikolata ve süt reçeli bulunuyor olması kararımızı kolaylaştırdı. 


 Malzemeler: (20 cm’lik kelepçeli kalıp için)

-        800 gr krem peynir
-        3 yumurta
-        ¾ su bardağı toz şeker
-        2 tatlı kaşığı mısır nişastası
-        1 paket yulaflı bisküvi
-        80 gr eritilmiş tereyağ
-        200 ml krema (bir kutu)
-        100 gr beyaz çikolata
-    3 yemek kaşığı süt reçeli (tarifine buradan ulaşabilirsiniz)
-       3 adet muz (orta boy, büyük ise 2 adet yeterli olur)
-   15-20 tane bebe bisküvisi veya bulabiliyorsanız orijinal magnolia bisküvisi
-        100 ml krema (üzerine)
-     1 tatlı kaşığı pudra şekeri (üzerine)
-        1 adet muz (üzerine)




Yapılışı:

Önce cheesecake’in tabanını hazırlıyoruz. Kelepçeli kalıbımızın tabanına yağlı kağıt kesip hafif tereyağ sürüp yerleştiriyoruz Rondodangeçirdiğimiz veya bir poşette ezdiğimiz yulaflı bisküvileri eritilmiş tereyağı ile karıştırıp, kalıbımızın tabanına eşit yükseklikte yayıyoruz ve kek harcımız hazır olana kadar buzdolabında bekletiyoruz. Derin bir karıştırma kabında krem peyniri, nişastayı ve toz şekeri ekleyip mikser yardımıyla iyice karıştırıyoruz. 200 ml olan kremanın yarısını kaynama noktasına gelmeyecek şekilde ısıtıyoruz ve içine kırdığımız beyaz çikolataları ekleyip, sürekli karıştırarak çikolatanın erimesini sağlıyoruz ve süt reçelini de ilave ediyoruz. Bu karışımdan 3-4 yemek kaşığı kadar kısmını sonra kullanmak üzere ayırıyoruz. (cheesecake pişince sos olarak kullanacağız) Kalan kısmını ve kremanın diğer yarısını peynirli karışıma ekliyoruz. Son olarak yumurtaları tek tek karışıma ekliyoruz ve her bir yumurtayı eklediğimizde mümkün olduğunca düşük bir hızla az karıştırıyoruz. Bu şekilde cheesecake pişerken yumurta kabarmayacak ve kekimizde çatlak oluşmayacak. Hazır olan harcımızın 3’de birini buzdolabındaki tabanımızın üzerine döküyoruz. Üzerine dilimlenmiş muz ve bebe bisküvilerini diziyoruz. (Eğer normal bebe bisküvisi kullanırsanız 2-3 parçaya kırarak kullanmanızı öneririm.) Bu aşamada Yağmur cheesecake’e biraz kırılmış beyaz çikolata daha ekleyerek kendi dokunuşunu yaptı.



Cheesecake harcımızın kalan kısmının yarısı ile bisküvilerin ve muzların üzerini kapatıyoruz ve tekrar muz ve bisküvi koyuyoruz. Bu ikinci katta yüzeye yakın olduğumuz için daha az muz ve bisküvi koyuyoruz ki, üzerini kapatmak zor olmasın ve cheesecake üstü düz olsun. Peynir harcının kalan kısmını da kalıba döküyoruz ve kalıbı 2-3 kez hafifçe tezgaha vuruyoruz böylece hava kabarcığı olmuşsa sönmesini sağlıyoruz. Cheesecake’imizi önceden ısıttığımız 180 derece fırında 10 dakika pişiriyoruz ve sonra fırının ısısını 100 dereceye düşürüyoruz ve 60 dakika bu şekilde pişiriyoruz. Fırınımızı kapatıyoruz ama cheesecake’içıkarmıyoruz ve 3-4 saat bekletip oda sıcaklığına gelmesini sağlıyoruz. Fırından aldığımızcheesecake buzdolabında en az 5-6 saat mümkünse bir gece beklemeli, böylece içinin kıvamı tam olacak ve dinlendiği için lezzeti daha da artacak. Bekleyen cheesecake’imizi servis için hazırlamaya geçebiliriz. Üstü için listemizde yer alan 100 ml kremayı mikser ile iyice katı bir kıvam alana kadar çırpıp pudra şekerini ekliyoruz. Kremayı cheesecake’in üzerine sürüyoruz ve dilimlenmiş muz ve bisküviler ile süslüyoruz. Son olarak ayırdığımız süt reçelli karışımı kaşık yardımıyla çizgiler oluşturacak şekildecheesecake’in üzerinden akıtıyoruz. Dilimleyerek servis ediyoruz. Afiyet olsun…


Devamını Oku...

21 Mart, 2020

PIRASA VE PATATES ÇORBASI / VICHYSSOISE SOUP

Vichyssoise (vişesuaz diye okunuyor) soup, yani pırasa ve patates çorbası... Adı uzun, yapması kolay ve lezzetli aynı zamanda da bizim damak tadımıza uygun nefis bir çorba. Bu çorba ilk olarak Newyork'daki Ritz-Carlton otelinin Fransız şefi Louis Diat tarafından 1917 yılı yazında yapılmış. Şef büyükannesinin (Fransa'daki Vichy yakınlarında yaşamış olan) tarifini geliştirerek uygulamış ve bu lezzetli çorbayı ünlü bir hale getirmiş. Daha önce de pırasa ve patates ile çorba yapmıştım ama bu çorbayı araştırırken farklı aromalarla lezzet vererek yeniden yaptım ve mutfağımızın sıkça pişenleri arasına girdi. Çorbanın çıkış hikayesinde bahsettiğim üzere çorba bir yaz günü yapılmış olduğu için soğuk servis edilmiş, internette araştıracak olursanız da soğuk çorba olarak pek çok tarifinin bulunduğunu görebilirsiniz. Ben bizim geleneksel çorba anlayışımıza uygun olarak sıcak veya ılık olarak servis etmeyi tercih ediyorum. Çorbanın ünü doğal olarak lezzetinden kaynaklanıyor, çünkü içinde krema, patates ve tavuk/sebze suyu bulunuyor. Patates ve kremanın çorbaya kattığı lezzeti tahmin edebilirsiniz. Fransız mutfağında yine patates ve pırasa ile yapılan başka bir çorba daha var ve genel olarak farkı diğerinin sıcak servis edilmesi.

Kendi ideal tarifime ulaşabilmek için Fransız Mutfağı'nın büyük şeflerinin tariflerini araştırdım. Paul Bocuse ve Julia Child'ın tariflerine baktım. Zaten pek çok tarif, pırasa, patates, et/sebze/tavuk suyu ve krema ile frenk soğanı içeriyor. Paul Bocuse'nin tarifinde ise taze kekik ve maydanoz gibi aromatik otlar da yer alıyordu. Ben de bunları harmanlayarak kendi tarifimi oluşturdum. 

Malzemeler:

- 7-8 adet kalınca pırasanın beyaz kısımları
- 4 adet orta boy patates
- 1 orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı tereyağ veya 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- 3-4 dal taze kekik
- 1 litre tavuk veya sebze suyu
- 100 ml krema
- 3-4 dal frenk soğanı
- Tuz ve beyaz biber

Yapılışı:

Pırasaların en dış kısımlarını soyup, irice doğruyoruz ve yıkıyoruz, ben hem doğrama öncesi hem de doğrama sonrası yıkama yapıyorum, böylece araya sıkışan kum taneleri de temizleniyor. Patatesleri soyup, iri küpler halinde doğruyoruz. Soğanı da soyup irice doğrayıp, hepsini derin bir tencereye alıyoruz ve tereyağ, sadeyağ veya zeytinyağını ekleyip, hafifçe kavuruyoruz. Sonra kekik dallarını,  tavuk / sebze suyunu ve aynı miktarda içme suyunu ilave ediyoruz. Son olarak tuzunu ve beyaz biberi ekleyip (çorbanın rengi beyaz kalsın diye tercih ediyorum yoksa az miktarda normal karabiber koyabilirsiniz veya hiç koymayabilirsiniz) kapağını kapatarak kaynamaya bırakıyorum. Kaynama sonrası 15 dakika kadar pişirip ocaktan alıyorum ve kekik dallarını içinden çıkardıktan sonra, blenderdan geçiriyorum. Son olarak kremayı, 2 kaşık kadar ayırdıktan sonra içine ilave edip karıştırıyorum. Çorbayının üzerine ince kıyılmış frenk soğanlarını ve ayırdığım kremayı ekleyip sıcak veya ılık olarak servis yapıyorum. Evde taze krema varsa servis için onu tercih ediyorum. (Taze krema orjinal ismiyle creme fraiche normal kremanın kefir veya yoğurt ile fermente edilmesi ile oluşan nefis bir lezzettir ve yine Fransız Mutfağı'na aittir.) Bu çorba yazın soğuk olarak da servis yapılabilir. 

Not 1: Tavuk veya sebze suyunuz yok ise çorbayı normal su ile de yapabilirsiniz, bu haliyle de çok lezzetli oluyor, evde olmadığı zaman ben de sadece su ile yapıyorum.
Not 2: Çorbayı misafir için hazırlarsam krema konusunda netim, çorbayla dengeli miktarda krema mutlaka olmalı ama sadece kendimiz için pişiriyorsam, krema miktarı azalıyor veya sadece servis sırasında ekliyorum.
Not 3: Frenk soğanı taze soğana benzeyen ama çok daha ince dallara sahip tat olarak da soğan ve sarmısak arası bir yeşillik.
Not 4: Sanırım hepimizin hayatında izler bırakacak bu günler, kendi kendimizi karantinaya aldığımız, korona virüsünün insanlığı yoğun bir şekilde etkildediği tarihi günlerden geçiyoruz. Kayda geçirmek için buraya da ekliyorum.
Not 5: Evde kaldığımız için biraz daha karbonhidrat yüklü gıdalara yönelme oldu hepimizde, o nedenle bağışıklığımızı güçlü tutacak sağlıklı besinler, bolca sebze ve meyve yemeliyiz. Sayfamda pek çok çorba tarifi mevcut, incelemek isteyen buraya tıklayarak bakabilirler.

Afiyet olsun & sağlıklı günler


Devamını Oku...

17 Şubat, 2020

PORTAKAL ŞURUPLU KEK


Portakal kışın en lezzetli meyvesi siz ne dersiniz? Ben ve kızım çok seviyoruz, mevsimi başlayıp, tezgahlardan kaybolana kadar bolca yediğimiz bir meyve, yazın ise portakalın yerini şeftali alıyor benim için. Tam mevsiminde bu leziz meyve ile güzel bir kek yaptım. Portakal şuruplu kek genelde yağsız olan sünger  kek ile yapılır ve şurup ile nem verilir ben kekimi klasik kek gibi hazırladım ama sıvıyağ yerine tereyağ tercih ettim. Biz sonuçtan çok memnun kaldık mis gibi portakal kokan ve ferah bir tadı olan kekin tarifi şöyle;

Malzemeler:

Kek için: 

- 3 adet yumurta
- 150 gr tereyağ 

- 1 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı toz şeker ( ben bardaktan bir parmak daha azalttım)
- 2 yemek kaşığı hindistan cevizi
- 1 paket kabartma tozu 
- 2,5 su bardağı un
- 2 portakalın kabuğunun rendesi
- 1/2 su bardağı portakal suyu
 
Şurubu için: 

- 2 portakalın suyu
- 1 portakalın kabuğu (ince şeritler halinde)
- 2 tatlı kaşığı bal

Yapılışı: 

Oda sıcaklığında tereyağını, toz şekeri ve portakal kabuğunu mikserle çırpıyoruz ve tek tek yumurtalarımızı ekliyoruz. Sonra yoğurt ve portakal suyunu ilave ediyoruz. Hindistan cevizini de ekleyip, daha sonra birlikte elediğimiz unu ve kabartma tozunu 2-3 parçada hamura karıştırıyoruz. Yağlayıp, unladığımız kalıbımıza alıp, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 50 dakika kadar pişiriyoruz. 


Kek pişerken bal, portakal suyu ve portakal kabuğu şeritlerini bal eriyip karışana kadar pişiriyoruz ve ılımaya bırakıyoruz. Kek pişip ilk sıcaklığı gidince üzerine şurubumuzu döküyoruz. 3-5 dakika bekledikten sonra kalıptan çıkarıp, servis tabağına alıyoruz ve portakal kabuğu şeritleri ile süsleyip, dilimliyoruz. Afiyet olsun.




Devamını Oku...

02 Şubat, 2020

CEVİZLİ KEK


Ceviz sonbaharın en güzel hediyelerinden. Daha önce hiç yazdım mı bilmiyorum babamın köyünde ceviz ağaçlarımız vardı, hala varlar ama artık bakan olmadığı için meyvelerinden faydalanamıyoruz. Çocukluğumda eylül sonu ekim başı köyden ceviz gelirdi, hem de öyle böyle değil çuval çuval olurdu. Bakımı iyi olan ağaçlar bolca ceviz verirlerdi ve tüm kış yediğimiz gibi yakınlarımıza da dağıtırdık. Bir de köye gittiğimiz çocukluk günlerinde bu ceviz ağaçlarından birinde yüksek bir salıncakta sallandığımı hatırlıyorum, salıncakları hep sevdim, şimdi bulsam sallanmayı isterim, içimde büyümeyen çocuğun eğlencelerinden biri sanırım. Neyse konumuz ceviz evde kırılmış cevizler hazır olunca denemek istediğim bir tarifi uygulamak kolay oldu. Amacım glutensiz, lezzetli bir kek yapmaktı, badem unu ve fındık unu ile kek yapmaya alışım ama nedense cevizle daha çok tart gibi hamurlarda çalışmışım. Ama bu ilk kek denemesi son olmayacak, başka çeşitlerde de cevizli kekler deneyeceğim. Sizde glutensiz olsun isterseniz benim gibi kestane unu, mısır nişastası tercih edebilirsiniz ama böyle bir çabanız yok ise iki malzemeyi un ile değiştirerek tarifi uygulayabilirsiniz. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: 

🔹3 yumurta
🔹 2/3 su bardağı şeker 
🔹2 yemek kaşığı bal
🔹 3 yemek kaşığı krema veya süt
🔹 1, 5 su bardağı ince çekilmiş ceviz
🔹 1/2 çay bardağı mısır nişastası 
🔹 1 çay bardağı eritilmiş tereyağ
 🔹 1/2 çay bardağı kestane unu veya un
🔹 1 çimdik tuz
🔹1 tatlı kaşığı kabartma tozu 
🔹 1 tatlı kaşığı vanilya özütü 

Yapılışı: 

Yumurtaları, tereyağı, balı ve kremayı çırpıyoruz. Sonra vanilya özütünü ekliyoruz. Un gibi incelettiğimiz cevizin içine şekerimizi ekliyoruz. Şekerli cevizleri, yumurta karışımına ilave ediyoruz. Ayrı bir kasede kestane unu veya unu, nişastayı, tuzu ve kabartma tozunu birlikte karıştırıyoruz. Un karışımını kek karışımına ekleyip, karıştırıyoruz. Kek hamurumuzu, iyice yağladığımız kek kalıbımıza aktarıp, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 45 dakika kadar pişiriyoruz. Servis için çırpılmış krema, kaymak veya dondurma tercih edebilirsiniz. 🔺Ben yazın dondurma, kışın krema tercih ediyorum. 🔺Kestane ununu keki glutensiz hale getirmek için tercih ediyorum. 🔺Cevizleri çekerken çok fazla çalıştırmayın rondonuzu, yağı çıkabilir, kontrollü çalıştırmakta fayda var. 🔺 Karışıma 1 tatlı kaşığı veya daha az tarçın da ekleyebilirsiniz. Çok yakışıyor. 🔺Bal kullanmak istemezseniz, şekeri 1 yemek kaşığı arttırabilirsiniz ama bal güzel bir aroma veriyor. 🔺Kek glutensiz veya düşük glutenli olduğu için çok kabarmıyor. Ama iç dokusu gayet güzel oluyor. Keki çırpılmış krema veya kaymak ile servis edebilirsiniz, çok yakışıyor. Afiyet olsun...


Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...