20 Şubat, 2009

SOYA SOSLU KREMALI TAVUK (EN PRATİK YEMEĞİM)


En pratik yemeğimdir benim "soya soslu kremalı tavuk" aslında. Düşününce de şaşırdım bugüne kadar yazmamış olmama, ablamla konuşurken "senin tavuktan yaptım akşam" dediğinde farkettim ve ilk fırsatta bloga eklemeliyim bu hayat kurtaran pratik yemeği dedim. İşte o gün nihayet geldi:) Eminim bazılarınız benzer tarifler yapıyorsunuzdur ama bilmeyenler için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ben 10 yıldır yaparım bu tarifi, vaktim olduğunda sebzelerle (daha çok mantar, havuç, patates) zenginleştiririm, olmadığında ise aşağıda yeralan tarifle yapıp yanına pilav veya erişte ekleyerek bir öğünü hazırlamış olurum. Ben en pratik hali ile yazdım aynı çerçevede eti baharatlarla zenginleştip pişirerek soya sosu ve krema karışımını eklemek mümkün. Genellikle tavukla hazırladığım tarifi kırmızı etle uygulayabiliriz. Pratik tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (2 kişilik)

- 2 parça tavuk gögüs (kuşbaşı doğranmış)
- 2 yemek kaşığı soya sosu
- 100 ml krema
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ

Yapılışı:

Derin bir tavada eğer varsa wok tavada, kuşbaşı doğranmış tavuk göğsünü sıvıyağda suyunu bırakıp tekrar çekene kadar pişiriyoruz. Sonra soya sosumuzu ekleyip, tavuklarımız sosu çekmeye başlayınca, kremamızı ilave ediyoruz. Kremamız tamamen eriyip, kaynamaya başlar başlamaz tavamızı ocaktan alıyoruz. Yanında benim en çok yakıştırdığım safranlı pilav (yakında tarifini paylaşacağım) veya başka bir pilav veya erişte ile servis yapabiliriz . Afiyet olsun...
Devamını Oku...

12 Şubat, 2009

KURU MEYVELI KURABIYE


Üzerinden zaman geçmiş olsa da tadı hala damağımızda kalan kurabiyelerden biri, malzeme listesi ile sağlıklı bir atıştırmalık olarak kabul etmek de mümkün bu kurabiyeyi. Ayrıca kurabiye malzemeleri ile de oynayabiliriz, kuru meyveleri ve yemişleri çeşitlendirebileceğimiz gibi, normal un yerine kepekli un, pudra şekeri yerine esmer şeker, tereyağ yerine sıvıyağ kullanabiliriz. Kurabiye kavanozlarımızı dolduracak bu güzel atıştırmalığın tarifi ise şöyle;

Malzemeler:

- 250 gr tereyağ (eritilmiş ve soğutulmuş)
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 2 yumurta
- 1 su bardağı iri kırılmış fındık (ceviz veya badem de olabilir)
- 1 limonun kabuğunun rendesi
- 1 su bardağı doğranmış kuru kayısı ve kuru incir karışımı
- 1/2 su bardağı cekirdeksiz kuru üzüm
- 4 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya

Yapılışı:

Un ve kabartma tozu haricindeki tüm malzemelerimiz karıştırıp, kabartma tozumuzu ekledikten sonra unumuzu parça parça ilave edip, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurup, ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, elimizde yuvarlayarak şekil veriyoruz. Önceden ısıtılmış 160 derece fırında üzeri beyaz kalacak şekilde 25-30 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

08 Şubat, 2009

CAY DAVETI SOFRASI


Bir süredir bahsettiğim çay daveti soframıza sıra geldi nihayet, bu defa sofradaki yiyeceklerin tarifi blogda hali hazırda mevcut, bu nedenle denemek istediklerinizin tariflerine hemen ulaşabileceksiniz.

6 kişilik davet masamızı yine elimden geldiğince süslü hazırladım, ben yiyeceklerin önce göze hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum, tabi lezzeti yerindeyken. Lezzetsiz bir şey muhteşem görünsede yediğimiz zaman bir şey ifade etmez. Lezzet ve görünüm bütünlüğünü sağlamaya çalışarak 5 çayı soframızda şu lezzetlere yerverdim;












-Patatesli Kol Böreği -Ispanaklı Pastırmalı Kiş













(Cevizli kurabiyeleri lorlu kurabiye hamurunun bir kısmının içine ceviz koyarak hazırladım)

- Lorlu Kurabiye -Cevizli Kurabiye












-Havuçlu Lahana Salatası -Kabak Çiçeği Dolması












-Lorlu Biber Sarma -Balkabaklı Kek

Tarifler arasında henüz blogda yeralmayan sadece "lorlu biber sarması", bu tarifte son derce pratik, hem meze hem aperatif olarak hazırlanabilir. Közlenmiş kırmızı biberleri uzunlamasına ikiye kesip, geniş taraflarına hazırladığımız harcı koyup, rulo yapıyoruz ve frenk soğanı veya maydanoz sapı ile bağlıyoruz. İç harcını ise lor peynirini, bol kekik, zeytinyağı, tuz ve pul biber ile tatlandırarak hazırlıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

31 Ocak, 2009

AŞURE


Aşure...Türk mutfağının en eski tatlılarından biridir. Aşure günü ise hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür. Ben maalesef bu günü kaçırdım, aşurem biraz gecikmeli de olsa komşularımın ve sevdiklerimin sofrasında yerini aldı ama tarifim geride kaldı. Ama hala yapmamış olanlar varsa diye ve önümüzdeki yıl için arşivde yerini alması amacıyla aşuremin tarifini yazmak istedim. Ön hazırlıkları nedeniyle zahmetli görünen, aslında çok zor olmayan bu nefis tatlının benim uyguladığım tarifi şöyle;

Malzemeler: (15 kişilik)

- 1,5 su bardağı aşurelik buğday (dövme/yarma)
- 1 su bardağı nohut
- 1 su bardağı fasülye
- 1 çay bardağı pirinç
- 2,5 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı süt
- 8 adet kuru incir
- 1 çay bardağı kuru üzüm
- 1 çay bardağı kuru kayısı
- 1/2 çay bardağı kuş üzümü
- 1/2 çay bardağı dolmalık fıstık
- 1 portakal kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı fındık
- 1 büyük veya 2 küçük parça çubuk tarçın
- 1 adet elma

Üzeri için:

-1/2 narın tanesi
-İri kıyılmış ceviz
-File badem
-File fındık
-File fıstık
-Toz antep fıstığı
-Hindistan cevizi
-Toz tarçın
-Kuş üzümü
-Dolmalık fıstık

Yapılışı:

Aşureyi pişirebilmek için bazı ön hazırlıklar yapıyoruz. Aşurelik buğdayımızı, fasülyemizi ve nohutumuzu ayrı kaplarda önceden 1 gece suda bekletip, sonra düdüklü veya normal tencerede ayrı ayrı haşlıyoruz. Nohut ve fasülyenin fazla sularını süzüyoruz, ancak buğdayın suyu içinde kalıyor ve hazırlıklar tamamlanana kadar iyice şişiyorlar. 2. aşama olarak tahıllarımız beklerken pirincimizi ılık suda bekletiyoruz. Kuru kayısılarımızı ve üzümlerimizi de sıcak suda bekletiyoruz. İncirlerimizi ise hafifçe haşlıyoruz. (Böylece aşuremizin kararmasını önlemiş oluyoruz). İncir ve kayısı ılınırken, portakal kabuğumuzu rendeliyoruz. İncir ve kayısılarımızı da çok ufak olmamak üzere doğradıktan sonra, aşuremizi pişirmeye başlayabiliriz.
Aşure için büyükçe bir tencere içine buğdayımızı ve 2 litre suyumuzu ilave ediyoruz. Tenceremiz kaynamaya başlayınca fasülye ve nohutumuzu, sonra iyice yıkadığımız pirincimizi ilave ederek, karıştırarak pişiriyoruz. Baklagiller nişasta içerdiğinden tenceremizin dibinde yapışma olabilir, bunun için karıştırmayı ihmal etmememiz gerekiyor. Karışımımız kaynamaya başlayınca, kuru üzüm, dilimlenmiş kuru kayısı ve kuru incirimizi ve çubuk tarçınımızı ekliyoruz. Daha sonra sütümüzü ve arkasından şekerimizi ilave ediyoruz ve karıştırarak kaynatıyoruz. Aşuremizin şekerini ve kıvamını, tadına bakarak kontrol ettikten sonra, ufak dilimlenmiş elmamızı, portakal kabuğu rendemizi, kuş üzümlerimizi, fındığımızı (bütün halde), dolmalık fıstığımızı ekleyip, karıştırıyoruz ve tekrar kaynayınca ocaktan alıyoruz. Biraz ılındıktan sonra servis kaselerimize paylaştırıyoruz. Biraz da tabaklarda ılınan aşuremizin üzerini çok soğumadan süslüyoruz. Bunun için olmazsa olmaz nar tanelerimizi, tarçınımızı ve evimizde bulunan öneri olarak yukarıda belirttiğim malzemelerden istediklerimizi kullanıyoruz. Oda sıcaklığına gelince buzdolabına kaldırıyoruz. İsteğe bağlı olarak sıcak veya soğuk olarak servis yapabiliriz. Afiyet olsun...


Not 1 : Aşuremizi pişirirken yanımızda kaynamış su bulundurmamız gerekecek, çünkü karışım kaynadıkça su miktarı azalacak ve azar azar su ilave etmemiz gerekecek.


Not 2 : Nar tanelerinin çıkarılması sırasında etrafa suyunun sıçramasını önlemek için, narı derin bir kabın içinde lavoboda ortadan ikiye kesip, sonra tahta bir kaşığın arkası ile vurarak tanelerin kabımıza düşmesini sağlayabiliriz. Böylece hem nar suyu tanelerin içinde kalacak hem de etrafa çok fazla sıçramayacaktır.
Devamını Oku...

28 Ocak, 2009

HAVUÇLU LAHANA SALATASI


Çay daveti soframızda yer alan lezzetlerden bir diğeri de havuçlu lahana salatası. Lahana çoğumuzun bildiği gibi sağlıklı sebzeler arasında üst sıralarda yeralıyor. Kırmızısı, beyazı, karası ve brükseli bulunuyor. Ayrıca brokoli ve karhabahar da lahana ile aynı aileden. Bu faydalı sebzenin farklı yazılardan derlediğim faydaları aşağıda. Ayrıca beslenme uzmanları lahanagillerin günde 3-5 kez tüketilmesinin kanser oluşumu riskini azalttığını belirtmişler.

- Lahana iyi bir C vitamini kaynağı olmasının yanı sıra, içeriğindeki indol, bioflavanid, monoterpenler ve diğer maddelerle tümörlerin büyümesini engeller ve hücreleri serbest radikallere karşı korur.
- Özellikle akciğer, mide ve kolon kanserine karşı koruyucudur.
- Yapılan birçok farklı çalışmaya göre bu gruptaki sebzelerden özellikle lahananın düzenli tüketimi, kadınlarda meme kanseri riskini önemli ölçüde azaltır.
- Lahana, vücuttaki östrojenin de etkisini artırır.
-Vücut direncini arttırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Mikrop öldürücüdür.
- Kansızlık çekenlere ve astımlılara faydalıdır. Öksürüğü keser, balgamı azaltır.
- İştah açıcıdır. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.
- Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır
- Çiğ lahana ve lahana suyu başta mide ve bağırsak ülseri olmak üzere ülsere karşı koruyucu ve iyileştirmeye yardımcıdır.
- Kandaki şeker oranını azaltır. Ses kısıklığını giderir.
- Sarılık ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır.

Lahananın faydaları oldukça fazla, bir çoğumuzun bildiği gibi pek çok zayıflama dietinin de menüsünde de yeralıyor. Bu salata da lahanaya yine oldukça faydalı bir sebze olan havuç eşlik edince, sağlıklı bir yiyecek hazırlamış oluyoruz. Ben ufak bir lahananın dış yapraklarını kullandım, göbek tarafını ise ince ince kıyıp, çorba yapmak üzere buzluğa kaldırdım. Salatamız kolay tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 7-8 adet lahana yaprağı
- 1 adet büyük veya 2 adet küçük havuç
- 2 su bardağı süzme yoğurt
- 3 diş sarmısak
- 2 yemek kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı mayonez
- 1 yemek kaşığı kuru üzüm
- Süslemek için dereotu

Yapılışı:

Lahanalarımızı yıkadıktan sonra ince ince doğruyoruz. Derin bir kaba, lahanalarımızı, şekerimizi ve tuzumuzu koyup, elimizle ovarak beklemeye bırakıyoruz. Bir gece veya 7-8 saat beklettiğimiz lahanamız yumuşamış olacaktır. Yine elimizle ovup, erimiş şeker ve tuz ile oluşmuş olan suyunu sıkarak iyice süzüyoruz ve salatamızı hazırlayacağımız kaseye alıyoruz. Rendelediğimiz havucumuzu ve süzme yoğurt ile hazırladığımız sarmısaklı yoğurdumuzu, isteğe bağlı mayonezimizi de ilave edip, iyice karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Servis yapacağımız tabağımıza alıp, kuru üzüm taneleri ve dereotu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

20 Ocak, 2009

ISPANAKLI PASTIRMALI KİŞ


Bu defa farklı bir yöntem izliyorum. Davet soframın önce tariflerini sonra kendisini yazacağım. Böylece görüp, beğendiğiniz yemeklerin tariflerine hemen ulaşabileceksiniz. Ispanaklı, pastırmalı kiş de balkabaklı kek gibi, çay daveti soframdan. Bu tarifi aslında çok önce yazıp, Nino'nun, Esra için hazırladığı etkinliğe katılmayı planlamıştım ama araya hastalık girince tarif bu günlere kaldı. Bu tarifte ben kiş hamuru olarak milföy kullandım, ama daha önceki dereotlu kabaklı kiş tarifimde yeralan kiş hamurunun tarifini de kullanabilirsiniz. Ayrıca servisi kolay olsun diye küçük tart kalıplarımı kullandım, eğer bu şekilde kalıbınız yoksa bütün olarak yapabilirsiniz. Milföy hamurunu bütün kalıba yerleştirmek için hamurları yanyana (üstüste değil) birleştirip, merdane ile hafifçe açıyoruz. Gelelim tarifimize,

Malzemeler: (10 kişilik)

-10 adet milföy hamuru veya kiş hamuru(tarifi linkde)
- Yarım kilo ıspanak yaprağı
- 200 gr çemensiz pastırma
- 1 yumurta
- 1 adet orta boy soğan
- 1 tatlı kaşığı dolmalık fıstık (çam fıstığı)
- 100 ml krema
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 adet kırmızı biber
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 çay kağışı karabiber- 1/2 çay kaşığı muskat rendesi- 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
- Kalıpları yağlamak için çok az tereyağ veya yağlı kağıt

Yapılışı:

Öncelikle kişimizin içini hazırlıyoruz. İnce doğranmış soğanımızı zeytinyağımızda hafifçe kavurup, yine ufak doğradığımız kırmızı biberi ve dolmalık fıstığı ilave ediyoruz. Biberimiz de biraz kavrulunca, doğranmış ıspanak yapraklarımızı ilave ediyoruz. Ispanak yapraklarımız sönünce harcımızı ocaktan alıyoruz. İçine tuz, karabiber ve muskat rendesini ekleyip, karıştırıp ılınmaya bırakıyoruz. Ayrı bir tavada sadece tavanın tabanına sürecek kadar yağ ile doğradığımız pastırmalarımızı hafifçe pişiriyoruz. (Bu işlemi pastırmayı çiğ halde sevenler yapmayabilirler, ben bu şekilde pastırmayı daha lezzetli bulduğum için pişiriyorum.) Sonra pastırma ve ıspanak karışımlarımızı biraraya getirip, içine krema, yumurta ve kaşar peyniri rendemizin yarısını da ekliyoruz ve hepsini karıştırıyoruz. Kalıplarımızın tabanına uygun ölçüde yağlı kağıt yerleştiriyoruz veya hafifçe yağlayıp, milföy hamurlamızı kalıba yerleştirip, kenar fazlalıklarını alıyoruz. Bunun yerine blogumda yeralan kiş hamurunu da hazırlayabilirsiniz. (Ben evdeki milföyü kullanmak pratik geldiği için ayrıca hamur hazırlamadım) Kalıpların içindeki hamurun 2-3 yerinden hafifçe çatal batırıp, önceden 160 dereceye ısıtılmış fırında 10-15 dakika pişiriyoruz. Bu aşamada milföyler ortalarından delik açmamıza rağmen kabarabilirler, fırından çıkınca yine çatalla delik açıp, hafifçe bastırarak söndürebiliriz. Milföyleri önceden pişirmemizin nedeni iç harcını da koyunca orta kısımlarının hamur kalmasını önlemek, aynı işlem tart ve kiş hamurları için de uygulanır. Hafifçe pişmiş olan milföyleri fırından alıp 7-8 dakika oda sıcaklığında beklettikten sonra iç harcımızı eşit şekilde ortalarına koyup tekrar fırına veriyoruz. 10-12 dakika sıcak fırında pişen kişlerin üzerine kalan kaşar rendesini paylaştırıp, 3-4 dakika daha, kaşarlar kızarana kadar fırında tutuyoruz ve sonra çıkarıyoruz. Kişlerin servisini hemen yapmayacaksak, kaşarların kızarması aşamasını ikram saatine yakın bir zamana bırakabiliriz. (Ben bu şekilde hazırladım, böylece kişlerim sıcak sıcak masaya geldi.) Ayrıca milföylerin kenarında artan parçalarla, kalıp kullanarak hazırladığım yaprakları da fırında pişirebilir ve servis yaparken kişlerimizin üzerini süsleyebiliriz. Afiyet olsun...


Devamını Oku...

15 Ocak, 2009

BALKABAKLI KEK


Kışın güzelliklerinden biridir balkabağı, bizler genelde tatlı olarak tüketiriz ama kavurması, yemeği, gözlemesi, böreği ve çorbası da yapılır. Blogumda da cheesecakek'i, tartı, çorbası, kurabiyesi ve tatlısına ait tarifler mevcut. Şimdiki tarifim ise keki, diğer tariflerden farklı olarak ben keklerimi sunum için hazırlarken aralarına ayrıca balkabağı püresi sürdüm ve hissedilen bir balkabağı tadı yakaladım. Önümüzdeki günlerde blogumda yeralacak olan, geçmiş günlerden kalma çay daveti soframızın lezzeti balkabaklı kekimin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet yumurta
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 büyük boy çay bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı esmer şeker
- 1 su bardağı balkabağı püresi*
- 1 yemek kaşığı tarçın
- 1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
- 1 paket vanilya- 1 paket kabartma tozu- 2,5 su bardağı un

* Balkabağı Püresi

- Yarım kilo doğranmış balkabağı
- 1/2 su bardağı toz şeker

Yapılışı:

Kekimizi hazırlamadan önce balkabağı püremizi hazırlıyoruz. Doğranmış balkabaklarını ve şekerimizi bir tencereye ekleyip, balkabakları yumuşayana kadar arada karıştırarak pişiriyoruz ve ocaktan alıp, balkabaklarını çatal ile ezerek püre kıvamına getiriyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Ben genelde bu işlemi daha çok balkabağı ile önceden hazırlıyorum ve fazla kısmını buzluğa daha sonra kullanmak üzere kaldırıyorum. Püremiz hazırlandıktan sonra kekimizi hazırlayabiliriz. Oda sıcaklığındaki malzemelerimizi kullanmaya yumurtalarımızdan başlıyoruz. Yumurtalarımızla, şekerimizi krema kıvamına gelene kadar çırptıktan sonra, yoğurt ve sıvıyağı ekliyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unumuzu 3-4 parçada ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Tarçınımızı da ekledikten sonra, son olarak balkabağı püremizi ve cevizimizi ekleyip çırpmayı bırakıyoruz. Yağlanmış kalıbımıza döktüğümüz kekimizi önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında pişiriyoruz. Fırından çıkarınca, oda sıcaklığına gelene kadar bekleyip, kekimizi kalıptan çıkarıyoruz. Ben ufak desenli muffin kalımı kullandım. Keklerimi kalıptan çıkardıktan sonra kabaran bölümlerini keserek düzleştirdim ve iki keki tabanından yapıştırarak birer adet balkabağı yapmış oldum. Kekleri biraraya getirmek içinde balkabağı püresinden artan kısımı ve renklendirerek hazırladığım kremşantiyi kullandım. En üstüne ise yine renkli hazırladığım çikolata sosunu dökerek şeker hamurundan sap ve yaprak yaptım. Siz tek tek uğraşmak istemezseniz kekinizin üzerini veya arasını balkabağı püresi ve kremşanti ile kaplayarak pasta havasına büründürebilir veya yalnız da çok lezzetli olan bu keki tek başına yiyebilirsiniz. Afiyet olsun...

Not: Şimdilerde daha iyiyim, sağlığımı ve blogumu eski günlerine kavuşturmaya çalışıyorum, ilgilenen herkese teşekkür ederim.

Devamını Oku...

11 Ocak, 2009

KISA BİR AÇIKLAMA VE BESMEÇ (BULGURLU KÖFTE)


2008 maalesef kötü bitti, bir süredir hastayım şu günlerde de iyileşme sürecim devam ediyor. Tüm geçmiş olsun dileği iletenlere teşekkür ederim, umuyorum önümüzdeki günlerde daha yi olacağım. Blogla fazla ilgilenemememin sebebi genel olarak rahatsızlığım, bir çoğunuzun sayfayı açıp aynı şeyleri görmekten sıkıldığınızı, yenilikler beklediğinizi biliyorum. En kısa zamanda bende tam olarak sayfama dönmeyi istiyorum. Aşağıdaki yazıyı daha önce hazırlamıştım ama yayınlama fırsatım olmadı, yazıda kasdedilen açıklama aslında bu satırlar değildi ama geçen zaman içinde durum örtüşünce yazıyı çok değiştirmeden, açıklamayı farklılaştırarak tarifimi yayınlamaya karar verdim. Benim de 2009'dan en büyük beklentim, sağlık ve hobilerim için enerji ve zaman...

Bu açıklamalardan sonra aslında bayramlık bir tarif olarak yazmayı planladığım besmeçten bahsetmek istiyorum. İç Anadolu'da kurban bayramlarında çok sık yapılan bir köfte çeşididir. İlk yediğim yer, annemin anneannesinin evi (yanlış yazmadım, rahmetli büyük anneannemiz 1-2 yıl daha yaşayabilseydi torununun torununu görecekti), bayram tatili nedeniyle memelekete gelmişiz ve bizim gibi şehir dışından gelmiş kuzenler, amca ve teyzelerle ev oldukça kalabalık ve eti eski usül tahtada satırla kıyma haline getirip öyle hazırlıyorlar besmeci, ben çocukken et yemeyi reddetmeme rağmen içindeki bulgur nedeniyle sevdiğimi hatırlıyorum. Sonraki yıllarda da aynı şekilde kurban bayramı sofralarımızda yerini aldı "besmeç". Ben İstanbul'a taşınınca ve özellikle evlendikten sonra anne ve babaya sıkça sipariş edilen ve fazlası buzluğa stoklanan bir lezzet oldu. Eşimin doğumgününde de annem yapıp göndermişti. Kurban bayramına yetişmese de, sonrasında yapabileceğiniz, tadını severseniz bayramlarla sınırlamayacağınız bu besleyici köfte çeşidinin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 1 kilo yağsız veya çok az yağlı kıyma

- 2 su bardağı ince bulgur(köftelik)
- 3-4 adet soğan
- 1 domates ve 1 tatlı kaşığı salça
- 4-5 diş sarmısak
- 3-4 adet yeşil biber
- Yarım demet maydanoz
- 1 tatlı kaşığı pul biber
- 60 gr tereyağ
- Kimyon, karabiber ve tuz

Sosu İçin:

-3-4 adet domates
-2 diş sarmısak
-1 tatlı kaşığı sirke
-Tuz, karabiber
-1 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:

Büyükçe bir tepsi (yoğurmak için kullanacağız) içine kıymamızı ve ince rendelenmiş veya çekilmiş soğanlarımızı koyup karıştırdıktan sonra bulgurumuzu ekliyoruz ve yoğurmaya başlıyoruz. Yoğruma sırasında bir kase içinde bulunan su ile elimizi sık sık ıslatarak bulgurumuzun yumuşamasını sağlıyoruz. 10-15 dakika kadar yoğurduktan sonra, karışımımız macun kıvamı almaya başlayacaktır. Bu aşamadan sonra rendelenmiş domates, salça, ince çekilmiş veya doğranmış yeşil biber, dövülmüş sarmısak, tereyağ ve baharatlarımızı ekliyoruz. Son olarak ince kıyılmış maydanozumuzu da ekledikten sonra iyice karışana kadar yoğurmaya devam ediyoruz. Tüm malzemelerimiz bir bütün olunca köftemiz hazır olacak. Köftelerimizi hamburger köftesi büyüklüğünde hazırlayarak istersek teflon tava ile ocakta, istersek tepsiye dizerek fırında pişiriyoruz. İsterseniz çok miktarda hazırlayıp, pişirmeden buzluğunuzda saklayabilirsiniz. Servis önerisi olarak yukarıda malzemeleri yeralan sosu hazırlayarak (tüm malzemeleri sos tavasında kıvam alıncaya kadar pişirirerek) birlikte yiyebilirsiniz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

31 Aralık, 2008

İYİ SENELER


Yeni yılda herkese önce sağlık olmak üzere huzur ve mutluluklar diliyorum. Maalesef şu günlerde sağlık sorunum nedeniyle blogumla ilgilenemedim ama yeni yıl mesajı yazmak istedim. Yeni yılda bol yazılı ve tarifli günler olmasını umuyorum. Herkesin yeni yılını kutlarım. Sevgilerimle....

Not: Fotoğraftaki yeniyıl kurabiyelerin tarifi burada
Devamını Oku...

04 Aralık, 2008

KIŞ SEBZELERİ BÖREĞİ


Bayramın yaklaştığı şu günlerde pek çoğumuzu hazırlık telaşı sardı, evlerin temizlenip toparlanması, tatlı hazırlıkları, büyüklere götürülecek hediyeler... Ben de bayram günlerinde mutfağımızda hazır bulunması için sağlıklı bir börek tarifi paylaşıyorum. Böreğimiz geçen yıl yaptığım örgü börek formunda, içindeki malzemeler ise kış mevsimnin sebzeleri ve peynir. Gerçi İstanbul'da kış yaşadığımızı söylemek zor ama buralara kışın geç geldiğini düşünerek kar umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Böreğimizi bu şekilde hazırlamak zor gelirse gül böreği şeklinde de hazırlayabilirsiniz. Lezzetli böreğimizin tarifi şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet yufka- 1 yumurta
- 3 yemek kaşığı yoğurt
- 1/2 çay bardağı sıvıyağ
- 300 gr ıspanak yaprağı
- 250 gr pırasa
- 1 adet soğan
- 2 adet rendelenmiş havuç
- 300 gr lor peyniri veya beyaz peynir
- 3-4 yaprak fesleğen (isteğinize bağlı)
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı haşhaş

Yapılışı:

Böreğimizi yapmaya içini pişirerek başlıyoruz. Derin bir tavada 1 yemek kaşığı zeytinyağımız ile ince doğradığımız soğanımızı kavurup, yine ince ve halka halka kıydığımız pırasalarımızı ekliyoruz. Pırasalarımız yumuşamaya başlayınca, rendelenmiş havucumuzu ekliyoruz. 2-3 dakika pişirdikten sonra iri doğranmış ıspanak yapraklarımızı, damak tadımıza göre tuzumuzu ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. İçimiz biraz soğuyunca fesleğen yapraklarımızı ve peynirimizi ilave ediyoruz. Yufkalarımıza sürmek için yumurtamızın akını, sıvıyağımızı ve yoğurdumuzu birlikte çırpıyoruz. Yufkamızı serip içine yoğurtlu karışımımızı fırça ile sürüyoruz ve börek içimizin üçte birini serpiştiriyoruz. Yufkamızı dikkatlice yuvarlayarak rulo şeklinde sarıyoruz. Diğer iki yufkamızı da aynı şekilde hazırladıktan sonra, rulolarımızı biraraya getirerek saç örgüsü yapıyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz tepsimize aldığımız böreğimizin üzerine yumurta sarısı sürüp, haşhaş serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz. Dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...