03 Nisan, 2012

PEYNİRLİ KABAK RULOLARI

Kabak rulo

Peynir dolgulu ızgara kabak ruloları da çay daveti soframdan. Bu yazıda bahsetmiştim, tarifi Kerem'den etkilenerek hazırladığımdan. Şimdi kim bu Kerem nasıl etkilendin diyeceksiniz, ben de sizlere İtalyanca grubumu hatırlatacağım ve İtalyan trifle hazırlayarak gittiğim Tanju ve Kerem'in yemek davetinden bahsedeceğim. Bu yemekte Kerem ızgara kabak hazırlamıştı. Çok lezzetli bulmuş ve gecikenlere bırakmadan bitirmiştik, ben de yine geçen yıl Mayıs ayında gerçekleşen kendi davetimde kabak rulo yapmaya öyle karar vermiştim. Aklımda patlıcan da vardı ama kabağın tadı damağımızda kalınca iş değişmişti.

Bu tarifi de "Farklı Şeyler" kategorisine ekliyorum, çünkü kesinlikle farklı bir lezzet ve şık bir sunum. Blog gibi bu kategoriyi de bir süredir ihmal etmişim, güzel sunum önerileri ve lezzetli tarifler "farklı şeyler"i de canlandıracak. Ayrıca tam baharlık bir tat (hava bugün güzel İstanbul'da, bahar havası var gerçekten), fırınlandığı için hafif ve sağlıklı.

kabak rulo 2

Tarife geçmeden önce kabakları ince dilimler halinde çok az zeytinyağı sürerek fırınladığımı belirteyim. Kabakları bu şekilde de herhangi bir dolgu malzemesine ihtiyaç duymadan et yemeklerinin yanına hazırlayabilirsiniz. Benim yaptığım gibi peynirli bir dolgu veya yoğurtlu bir dolgu hazırlayabilirsiniz. Başka bir önerim de rendelenmiş veya doğranmış olarak çiğ veya hafif soteleyerek başka bir sebzeyi dolgu için hazırlamak olabilir. Ben yoğurtla yapacak olursam, çok az sarmısakla lezzetlendirdiğim harca, havuç, kırmızı biber ekleyebilirim. Sırf sebzeli yaparsam da yine havuç, mantar ve renkli biberlerden oluşan baharatlı bir sote kullanırım. Bu önerilerin üzerine tarife geçiyorum.

Malzemeler:

- 3 adet kabak
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı (kabakları yağlamak için)
- 75 gr beyaz peynir
- 50 gr tatlı lor peyniri
- yarım limonun kabuk rendesi
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı (iç harç için)
- 1-2 dal ince kıyılmış dereotu
- 1 tatlı kaşığı tane keten tohumu
- Servis süsleme için 3-4 dal dereotu ve 1 adet kırmızı biber

Yapılışı:

Fırınımızı 200 dereceye ısıtıp, yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizdiğimiz ve her iki tarafını da fırça ile yağladığımız kabakları pişiriyoruz. (Kabakları soymadan veya alacalı soyarak da kullanabilirsiniz.) Kabaklar 15-20 dakikada kolayca pişiyorlar, ihtiyaç duyarsanız kabakları çevirip diğer yüzlerini de pişirebilirsiniz ama ince dilimlediğimiz için (1/2 cm civarında) her iki tarafı da aynı sürede pişecektir.

Kabakları hazırladıktan sonra iç harcını hazırlıyoruz. Bunun için peynirlerimizi, limon kabuğu rendemizi, dereotunu, zeytinyağını ve keten tohumunu karıştırıyoruz. (Ben bu karışımı biraz doğaçlama hazırladım, misafirlerim beğenmişti, ancak farklı bir şey denemeyeyim derseniz, peynir, yağ ve dereotu ile de hazırlayabilirsiniz harcınızı) Hazırladığımız harcımızdan 1'er tatlı kaşığı kadar alıp kabak dilimlerimizin üzerine koyup, rulo şekilde sarıyoruz üzerlerini ve dereotu ile süslüyoruz. (Rulo sardığınızda ucunu birleştirmekte zorlanırsanız, kabakları dikey yerine yatay koyabilirsiniz veya kürdan kullanabilirsiniz.) Kabak rulolarını dilimlenmiş kırmızı biber ile servis yapıyoruz. Afiyet olsun...

kabak rulo -1
Devamını Oku...

30 Mart, 2012

ZEYTİNLİ, PEYNİRLİ OTLU ÇÖREK

Otlu Zeytinli çörek

Otlu çörek blog buluşmalarımızın vazgeçilmezlerinden biri, Selen'e ait bu tarifi Selen olmazsa içimizden biri genelde yapıyor. Hepimizin beğendiği ekmekle poğaça arası bir tarif olan bu çöreği ben de blogdaki son davet sofrasında biraz değiştirerek hazırlamıştım. (Tarifte taze soğan vardı, ben kullanmadım, ay çekirdeği ve zeytin ekledim ve unu farklılaştırdım, benim tarifi aynen uygulayıp taze soğan da ekleyebilirsiniz, kesinlikle yakışır. ) Çörek bu haliyle de yiyenlerden tam not aldı ve tarif hemen yazıldı. Hatta ben kendim için hazırladığım tarif notlarımı kaybedince, o gün tarif alanlaradan tekrar istedim:)

Oldukça pratik olan bu çörek, yoğurmadan, şekillendirmeden hazırlandığı için malzemeleriniz varsa son dakikada yapılabilecek bir tarif. Ben o gün son dakikaya pişirmek istediğim için hamurunu hazırlayıp, streçleyerek buzdolabına koymuştum, ertesi sabahta çıkarıp, oda ısısına gelince fırın tepsisine alıp, misafirler gelmeden pişirmiş sıcak sıcak ikram etmiştim. Kolay tarifimiz şöyle;


Malzemeler:

- 3 yumurta (bir yumurtanın sarısı üzeri için ayrılacak)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1/2 su bardağı fındık yağı
- 200 gr beyaz peynir
- 1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
- 1 yemek kaşığı ay çekirdeği
- 1 paket kabartma tozu
- 7-8 dal dereotu
- 4-5 dal taze nane
- 9-10 dal maydanoz
- 1,5 su bardağı beyaz un
- 1,5 su bardağı tam buğday unu
- 1-2 yemek kaşığı mısır unu

Yapılışı:

Yumurtalardan 1'inin sarısını hamurun üzerine sürmek için ayırıyoruz ve diğer yumurtalar, sıvıyağ ve yoğurdu karıştırıyoruz. Karışımımıza önce normal unumuzu, sonra tam buğday unumuzu ve mısır unumuzu son olarak kabartma tozumuzu ekliyoruz. Dereotu, maydanoz ve naneyi doğruyoruz, peynirimizi eziyoruz. Bu malzemelerimizi de çörek hamurumuza ekleyip, ay çekirdeğimiz ve dilimlenmiş zeytinimizi de ilave ediyoruz ve tüm malzemelerimizi hamura karıştırıyoruz. Fırın tepsimize yağlı kağıt serip, hamurumuzdan 1 yemek kaşığı kadar alıp, aralarında 2 cm boşluklar bırakarak koyuyoruz. Üzerine ayırmış olduğumuz yumurta sarısını fırça yardımıyla sürdükten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

masa-2
Devamını Oku...

28 Mart, 2012

PEYNİRLİ VE KEKİKLİ KARNIYARIK BÖREK

Karnıyarık Börek

Bir önceki yazım olan çay daveti sofrasından, blogda yeralmayan bir tarif, karnıyarık börek. Karnıyarık börek aslında ismine uygun olarak daha çok kıymalı yapılan bir börek, ben sofrada başka bir kıymalı tarifim olması nedeniyle, peynirli bir iç ile yaptım. Böreğin şeklini kullandım demek daha doğru olur sanırım. Börek içi hazırlarken klasik bir karışım yapmak istemedim, 1-2 çeşit peynir, taze kekik ve kurutulmuş domates kullandım. Kolay tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet yufka
- 1 fincan soda (Türk Kahvesi)
- 1 fincan sıvıyağ (zeytinyağı veya fındık yağı)
- 1 yumurta sarısı
- 3-4 adet sivri yeşil biber
- 2 adet domates

İç Harcı İçin:

- 200 gr beyaz peynir
- 150 gr lor peyniri (tuzsuz ve kaymak loru denilen yağlı çeşidinden)
- 4-5 adet kurutulmuş domates
- 3-4 dal taze kekik yaprağı
- 1/2 çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Börek harcı için, kurutulmuş domateslerimizi 2-3 dakika sıcak suda bekletip, süzdükten sonra, ufak küpler halinde doğruyoruz. Peynirlerimizi ezip, domatesler ve kekik yapraklarını (eğer büyükse doğrayabilirsiniz benim kullandıklarım ufaktı, o nedenle doğramadan kullandım) ve tuzu karıştıyoruz.

Yufkalarımızdan birini kare olacak şekilde 8 eşit parçaya bölüyoruz. (Pratik olması için 3 yufkayı üst üste koyup kesebilirsiniz) her bir parçanın üzerine bir kasede karıştırdığımız soda ve yağ karışımdan fırça yardımı ile sürüyoruz ve peynirli harcımızdan koyup kenarlarını kıvırarak rulo yaparak sarıyoruz. Tüm yufkaları bu şekilde sararak yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizin orta kısmına resimde görüldüğü gibi 4-5 cm büyüklüğünde bir kesik yapıyoruz. Daha sonra ise yumurta sarısı sürüyoruz ve dilimlediğimiz domatesleri kesiğin bir kenarına, biberleri diğer kenarına diziyoruz. Önceden ısıttığımız 180 derece fırında üzeri kızarana kadar 30 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun...


karnıyarık börek 1
Devamını Oku...

23 Mart, 2012

GEÇMİŞ BİR ÇAY DAVETİ

mass

Blogunu ihmal eden blogger durumum devam ediyor...

Sessizliği güzel bir sofra ile bozayım istedim. Havalar güzelleşmişken, baharı hissettiren bu sofranın tam zamanı sanırım. Davet geçen yıldan, hamileliğimde hazırladığım sondan bir önceki (sonrasında baby shower partim için hazırlandım) davet sofrası, Mayıs'ın son günlerinden, kızıma yaklaşık 6 aylık hamileyken...

masa

Havalar geçen yıl geç ısınmıştı hatırlarsınız belki ve kısa sürede sıcaklar başlamıştı, işte o günlerde renkli bir sofra ile sevdiklerimizi ağırladım evde, karnım burnumda, şimdi nasıl hepsini kendi başıma yaptım diye düşünüyorum. (demek ki annelik gerçekten çok zaman alıyor ama her dakikası keyifli) Mor çiçekler eve gelince uygun peçete halkalarıyla beraber bir masa hazırlayıvermiştim en sevdiğim kelebekli tabaklarımla.

mass-1

Masanın menüsü tuzlu ağırlıklıydı. Aşağıda gördüğünüz peynirli ve kekikli karnıyarık börekler vardı.

Karnıyarık Börek

Tahin ve fıstıkla yapılan değişik bir bulgur tarifi olan batırık köftesi,

Batırık Köftesi

Anneciğimin yaptığı kabak çiçeği dolmaları. Tarifi burada

Kabak Çiçeği Dolması

Kerem'den esinlenerek hazırladığım ızgara kabak ruloları.

Kabak rulo

Börek tarifleri arasında en beğendiklerimden biri olan avcı böreğim, o günlerde mutfakta uzun süredir pişmemişti, tarifi burada.

Avcı Böreği

Münevver Ablamın tarifinden yola çıkarak ufak eklemelerle yaptığım havuçlu rulo,

Havuçlu Rulo

Selenciğimin tarifinden yola çıkmış olan zeytinli-peynirli otlu çörekler vardı.

Otlu Zeytinli çörek

Masayı hazırlarken bahar havasını iyice yansıtmak için isim kartları olarak taze yaprakları kullanmıştım.

isim kartı

Masanın tatlı bölümünde ise krem peynirli kurabiyeler ve dondurmalı pasta vardı. Krem peynirli kurabiye favori kurabiyelerimden biri ve tarifi burada.

Krem Peynirli Kurabiye

Dondurmalı pastayı menü için, o günlerde havaların ısınmaya başlamış olması nedeniyle özellikle seçmiştim. Portakallı şurup ile ıslattığım kakaolu kek, fıstıklı ve kaymaklı dondurma ve en üstte çikolatalı ganaj ve çilekten oluşan tarifi havalar ısınmadan yazmayı istiyorum.

dondurmalı pasta

Fikir vermesi amacıyla, sofra hazırlıklarından oluşan bir kolaj. Bu sofrada yeralan yeni lezzetlerin ve bekleyen diğer lezzetlerin tarifleriyle blogumu da bahar enerjisi gelecek.... Afiyet olsun....

Masa Kolaj
Devamını Oku...

01 Mart, 2012

ALACARTE "5" YAŞINDA.....

Blog yaş-1



Geçen sene ALACARTE 4. yaşını kutlarken yazdığım yazıyı okudum az önce, umut dolu, içten ve mutlu bir yazı yazmışım, blogumdan çocuğum gibi bahsetmişim. Evet doğru, bu günlük benim için çok değerli, kendime ait bir alan, içimi her zaman açamasam da kendimi paylaştığım bir yer...




Geçen seneki yazımda Yağmur'u bekliyordum, sizlere söylememiştim henüz, kız olduğundan bile haberim yoktu, şimdi hayatımda ve ufak da olsa blogumda da yer edindi bebeğim.




Blogumun 5. yaşını kutlarken, bundan sonraki hayatım için en değerlim olan kızımın bir fotoğrafını paylaşayım istedim:)




Geçen sene ki kapanış cümlelerimi tekrarlıyorum ve blogger hikayemi okumak isteyenleri geçen yıl ki yazıma yönlendiriyorum.




"Kendi adıma blogumun paylaşımlarla, dostlarla büyümesini, daha üretken olmasını, nice yaşlar almasını diliyorum. Hepinize sevgilerimle..."





Nice yaşlara ALACARTE..........


Not: Fotoğraf doğum fotoğrafçım "Efsane Ersan" tarafından çekilmiştir.
Devamını Oku...

26 Şubat, 2012

PEYNİRLİ VE SOĞANLI KİŞ

Peynirli ve soğanlı kiş

Yazılacak onlarca yazı arasından bir tarifle suskunluğumu bozuyorum. Yağmur'un doğumundan bu yana sadece bir tarif yazdığımı farkedince bu tarifi hemen düzenleyip eklemeye karar verdim. Uzun uzun yazılacakları sonraya bırakarak, tarife geçiyorum.

Blog buluşmalarımızın birinde Münevver Abla yapmıştı kahvaltı için, hepimiz de severek yedik ve hemen tarifini almayı da ihmal etmedik. O gün bugündür bizim evin mutfağında sıkça yapılıyor, eve gelip gidenlerden rastlayanlar da tarifi beklediği için önceliği aldı, soğanlı ve peynirli kiş, tarif şöyle;

Malzemeler: (26 cm'lik tart kalıbı için)

Hamuru İçin:

- 1 yumurta sarısı
- 1/2 su bardağı ılık süt
- 2 + 1/3 su bardağı un
- 2 tatlı kaşığı kuru maya
- 50 gr tereyağ (eritilmiş)
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı tuz

Üzeri İçin:

- 2 adet orta boy soğan
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 2 adet yumurta
- 200 ml krema (1 paket)
- Tuz, karabiber
- 100 gr rendelenmiş eski kaşar peyniri
- 100 gr rendelenmiş İzmir tulumu
- 100 gr rendelenmiş dil peyniri

Yapılışı:

Hamurumuz için tüm malzemeleri ele yapışmayacak hale gelene kadar yoğuruyoruz ve dinlenip kabarmaya bırakıyoruz. Ilık bir yerde üzeri örtülü olarak 1 saat civarında kabarıyor hamurumuz. Eğer kuru maya yerine yaşmaya kullanacaksanız, mayayı önceden süt ve şeker ile kabatrıp, hamuru öyle yoğurun.

Hamur dinlenirken, piyazlık doğranmış soğanlarımızı 2 yemek kaşığı zeytinyağında kısık ateşte kavurmaya başlıyoruz. Bu kişin en zahmetli kısmı bu, soğanları yakmadan, uzun uzun karamelize olana kadar sürekli karıştırarak kavurmak. Soğanlar kavrulup biraz ılınınca, içine ayrı bir kapta çırptığımız 2 yumurta, krema, tuz ve karabiber karışımını ekliyoruz ve iyice karışmasınız sağlıyoruz.

Hamurumuz kabarınca bir merdane yardımıyla yağlamış olduğumuz kalıbımızın büyüklüğünde açıyoruz. Hamurumuz 10 dakika kadar da kalıpta mayalandıktan sonra, sıra ile rendelemiş olduğumuz eski kaşar, izmir tulumu ve dil peynirini serpiştiriyoruz. Peynirlerin üzerine ise soğanlı, kremalı karışımı peynirlerin üzerini kapatacak şekilde döküp, önceden ısıttığımız 180 derece fırında 35-40 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Not: Ben tarifi Münevver Abla'dan aldım, o da snow eggs'den alarak uyarlamış...


Peynirli ve soğanlı kiş
Devamını Oku...

02 Şubat, 2012

SOFRA DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDAYIZ

Alacarte Sofra Dergisi'nde

Bebeğim Yağmur ile birlikte Sofra Dergisi Şubat sayısındayız....

Dergi için doğum gelenekleriyle ilgili tarifler hazırladım. Yeni anne olmanın heyecanına geçtiğimiz ay Sofra Dergisi için yapılacak çekim eklendi. Dergiden Selma Hanım (Selma Şen) doğum gelenekleriyle ilgili bir çekim yapmak istediklerini ve kızıma da dergide yer vermek istediklerini belirtti. Bu güzel öneriye hayır demem mümkün değildi. Selma Hanım ile doğum geleneklerini, benim ve ailemin yaptığı hazırlıkları konuştuk hangilerini hazırlayacağıma ve çekim gününe karar verdik. Sonrası heyecanlı bekleyiş ve hazırlıklarla geçti. Her ne kadar Yağmur'un doğumu sayesinde tecrübeli olsam da, dergide yeralacak olmak farklıydı.

Doğum sırasında, bebek mevlidinde ve diş buğdayında yapılan hazırlıklar ve güzel gelenekler üzerine çalışarak dergi için 6 tarif hazırladım. Çekim günü de çok güzel geçti, tatlı kızım çok uyumluydu. Sonrası baskıyı bekleyişle geçti. Haftasonu Yağmur'u gezidirirken Remzi Kitabevi'ne girdim, baktım dergi gelmiş, heyecanla açtım ve çok güzel bir bölüm hazırlamıştı, Selma Hanım, Erkin Bey'in (Erkin Ön) fotoğrafları harika görünüyordu. Sizlere ancak yazabildim. Ben çok beğendim, bakalım sizler nasıl bulacaksınız.

Senelerdir okuduğum, her ay evimden eksik etmediğim Sofra Dergisi'nde yeralmak, hele bebeğim Yağmur'la birlikte yeralmak çok güzel bir anı olacak....

Not: Başlığı kızımı düşünerek çoğul yazdım:)
Ayrıca bu güzel günü daha detaylı olarak ilerki günlerde yazacağım
Devamını Oku...

28 Ocak, 2012

MSA ELECTROLUX AUDITORIUM'DA MEHMET GÜRS İLE "TAZE BİR BAKIŞ"

MSA Auditorium Mehmet Gürs

2012 yılının ilk yazısı 2011 yılında katıldığın son etkinliklekle ilgili. 19 Aralık 2011 Pazartesi akşamı MSA'nın yeni Auditorium'unun tanıtıldığı ve Mehmet Gürs'ün yeni pişirme teknikleri hakkında bir demo sunumu yaptığı keyifli, ilginç ve bilgilendirici davete katıldım.

MSA'yı pek çoğunuz biliyorsunuz, Mehmet Aksel'in kurduğu profesyonel aşçılık okulu, kendi deyimleriyle "mutfağın okulu". MSA öncülüğünü yine göstererek Elektrolux'ün katkılarıyla ileri teknoloji mutfak donanımına sahip 150 kişi kapasiteli bir Auditorium hazırlamış MSA içerisinde. Bu salonda yerli şeflerin yanısıra, 20'den fazla yabancı şef ağırlanmış ve pek çok tanıtım, pişirme demosu gibi organizasyon yapılmış.

Benim katıldığında bu organizasyonlardan biriydi. Davet günü 2012'ye sayılı gün kalması nedeniyle yeni yıl buluşması olarak düzenlenmişti. Etkinlik Mehmet Aksel'in konuşması ile başladı, ardından Elektrolux Türkiye Genel Müdürü Semih Orcan bir konuşma yaptı ve sahneyi şef Mehmet Gürs'e bıraktı.

Mehmet Gürs "A Fresh Look/Taze Bir Bakış Açısı" ismini verdiği demo sunumunda, geleneksel lezzetlere yeni pişirme teknikleri uygulanmasına örnekler verdi. Bundan önce ise bulunduğumuz coğrafyada pek çok kültürün harmanlandığından, pek çok şey için olduğu gibi yemek konusunda da köklerin öneminden bahsederek Anadolu'daki doğal mutfağı anlattı. Bu mutfağı keşfetmek için yaptığı seyahat ve çalışmalardan bahsetti.

Mehmet Gürs demo sunumunda 3 tabak hazırlandı. Bunlardan biri sucuklu yumurta idi. Ancak hepimizin alışık olduğu gibi sucuğu pişirip, yumurtayı kırmadı üzerine, uygun hava ve nem koşullarında kurutulmuş sucuk toz hale getirilmişti ve yumurtayı pişirmek için gereken uygun sıcaklık denemeler sonucunda tespit edilmişti. Bir derecenin yaratacağı farkı bize örnekleriyle gösterdi Mehmet Gürs.
İkinci tabak tarhana, tuzlu yoğurt, kuzu kol ve firik pilavından oluşan bir tabaktı ama bu tabak da yeni pişirme teknikleriyle hazırlanmıştı ve en çarpıcı tarafı ise tarhananın farklı bir şekilde kullanılmasıydı.
Üçüncü tabak ise kabak tatlısı idi, tabi kireç kaymağında bekletilmiş bir kabak tatlısı. Bunun yanında ise Antep fıstığının erken hasat dönemindeki adı olan "kuş boku" dondurması ve tahin vardı.

Bu sunum geleneksel tatların, tesadüflerden çıkarılarak, çalışılarak elde edilen bilgilerle hazırlanması konusunda bir örnek ve mutfağın gerçek bir kimyası olduğunun çok güzel bir kanıtı idi. İlginç olan şeylerden biri de salonun havalandırma sistemi sayesinde yemek hazırlıklarında çıkan kokuyu kesinlikle hissetmememizdi.

Sunum tamamlandığında ise MSA şefleri ve öğrencilerinin hazırladığı yemeğe katıldım, yeni lezzetler ve içkiler eşliğinde keyifli sohbetlerle geçti akşam. Ben de bu davet sayesinde daha önce etkinlik ve kurslar sayesinde tanımış olduğum MSA'nın dünya sıtandartlarındaki salonunu da keşfetme fırsatı bulmuş oldum....

MSA kolaj
Devamını Oku...

30 Aralık, 2011

2012 GÜZELLİKLER GETİRSİN, İYİ SENELER......

Masa
Yılın bitmesine 2 gün kala gece bilgisayar başındayım, Yağmur'u uyuttum ve fotoğraf düzenleme işine girişmişken, bir yeni yıl mesajı yazmalıyım düşüncesiyle yazıma başladım..
2011 bana hayatımın en değerli şeyini verdi, Yağmur'un annesi olmayı, bu nedenle hep özel kalacak.
2012'yi karşılamak üzere toplandığımız ve benim için 2011 yılının son daveti olan soframızdan bir fotoğraf eşliğinde hepinize hayallerinize kavuştuğunuz bir yıl diliyorum.
İYİ SENELER!!!!!!!!!!!!!
Devamını Oku...

21 Aralık, 2011

GLAZÜRLÜ NİŞASTA KURABİYESİ

Glazürlü kurabiye


Günler hızla akıp geçiyor, yapmak istediklerim bir kenarda beklerken... Doğum iznim bitmek üzere ama ben bundan sonraki hayatımın nasıl olacağına dair bir fikrim olmaksızın kendimi akışa bıraktım.



Genel durumum blog içinde geçerli, yazılacak, paylaşılacaklar açısından zengin bir dönem geçirmiş olmama rağmen çok az yazabildim, şeytanın bacağı kırıldı mı göreceğiz:)




Bu kurabiyeler bebeğimizi görmeye gelen arkadaşlarım için hazırladığım tariflerden biri, oldukça pratik ve lezzetli bir kurabiye ve blogda daha önce paylaştığım mantar kurabiye tarifine çok yakın.



Farklı olarak üzerinde çikolata glazürü ve fındık var. Ben beyaz ve bitter çikolatalı hazır glazür kullandım, sadece bitter, beyaz veya sütlü çikolata ile glazür yapılıp, üzerine de fındık yerine, ceviz, badem, antep fıstığı, hindistan cevizi kullanabilirsiniz. Tarifimiz şöyle;



Malzemeler:



- 2 yumurta

- 100 gr tereyağ (oda sıcaklığında)

- 1 çay bardağı sıvıyağ

- 1 çay bardağı pudra şekeri

- 3 kaşık un

-300 gr buğday nisaştası

- 1/2 paket kabartma tozu

- 1 paket hazır beyaz ve bitter çikolata glazürü

- 1 çay bardağı dövülmüş fındık



Yapılışı:



Yumurta, tereyağ, sıvıyağ ve pudra şekerini iyice karıştırdıktan sonra, unumuzu ve parça parça olarak nişastamızı ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. Son olarak kabartma tozunu ilave ediyoruz ve hamurumuzu 15 dakika kadar dinlendiriyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak yuvarlıyoruz. (Elinizde varsa benim yaptığım gibi çiçek baskılı bir kalıp da kullabilirsiniz.) Önceden 180 dereceye ısıttığımız fırında 10 dakika kadar beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Kurabiyelerimiz soğuduktan sonra, eritilmiş iki renkli glazürü (veya kendinizin hazırladığı eritilmiş çikolatayı) üzerlerine gezdirip, çikolata donmadan dövülmüş fındık serpiştiriyoruz. Çikolata donduktan sonra servise hazır olan kurabiyemiz 1 hafta tazeliğini kaybetmiyor. Afiyet olsun...


Glazürlü kurabiye
Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...