27 Kasım, 2008

PUDİNGLİ PRATİK KURABİYE

Dışarda dün akşam saatlerinden beri devam eden yağmur var. Bu koşullarda yapılacak en güzel şey; pencere önüne oturup, elimizde çay, kahve yanında kurabiyeler ve kitabımızı okuyarak, yağmurun sesini dinlemek ve dışarıyı izlemek. Ama çoğumuz benim gibi işe gitme telaşı içinde...

Pudingli kurabiye yeni bir tarif değil, blogda da daha önce kaynak adresi (Bir porsiyon öykü-Zeynep) ile birlikte yeralmış bir tarif. Tarifin güzel yanı istediğiniz şekilde zenginleştirmenize imkan tanıması, çünkü toz halde olan hazır puding karışımları ile yapılıyor ve istediğiniz aromada yapma imkanınız var, hatta içine konulacak, rende kabuklar (portakal, limon) ceviz, fındık, damla çikolata ile güzel tatlar elde etmemiz mümkün.

Bu tarifi ilk denememde muzlu pudingle yapmıştım, Bozcaada da yine muzlu yaptık, özellikle çocuklar olmak üzere herkes çok beğendi. Bu defa ise vanilyalı puding ile limon kabuğu rendesi ilave ederek hazırladım. Süslü gül kalıbım ile şekil verdim ve Hatsum'a gönderdim. Kurabiyelerin çok lezzetli olduğunu, beyaz çikolata ile yapıldığını düşündüğünü söyledi. Aynı tarifi, kakaolu puding-damla çikolata, çilekli puding-hindistan cevizi uyumu ile de yapabilirsiniz. Gerisi size kalmış:) Pratik tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 paket vanilyalı puding
-250 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
-15 yemek kaşığı un
-1 limonun kabuğunun rendesi

Yapılışı:

Un harici malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve parça parça unumuzu ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. ( Ben unu 3'er kaşık koyup, hamurun kıvamına bakıyorum ve genelde 1-2 kaşık kadar fazla un ilave etmem gerekti ) Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayarak şekil veriyoruz. (Eğer kalıbınız varsa, benim yaptığım gibi hamur toplarını kalıba bastırarak da şekil verebiliriz) Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında 10-15 dakika beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Not: Kurabiye bu şekilde çok tatlı olmuyor, daha tatlı sevenler 1 yemek kaşığı pudra şekeri ilave edebilirler. (Arkadaşım Demet'in önerisi)
Devamını Oku...

24 Kasım, 2008

LORLU KURABİYE


Lorlu kurabiye denemelerine Mayıs ayında başlamıştım, bu kurabiyeleri ise daha önce birkaç kez yapmama rağmen, beğenmediğim veya çekilemeyen fotoğraflar nedeniyle, bloga yazma fırsatım olmamıştı. Aslında bu kurabiye daha çok bir Ege kurabiyesi tatile gittiğimiz zamanlarda yediğimiz bir kurabiye, bu yaz tatilini Alaçatı'da geçirdik ve kaldığımız butik otelde, pastanelerde bolca lorlu kurabiye yedik. Ben de evde daha sık yapmaya başladım hatta Bozcaada'da kaldığımız otelde bile yaptık. Handan Hanım yemek günlüğüm olduğunu bildiği için benden lezzetli ve pratik olan, kahvaltıda da yenebilecek kurabiye tarifleri istedi ve vakit olursa beraber yapmayı önerdi, ben de hamurla uğraşmayı bir dinlenme metodu kabul ettiğim için zevkle kabul ettim önerisini ve böylece lorlu kurabiyelerden ve pudingli kurabiyelerden yapıp, gün ışığında çektiğim güzel fotoğraflar elde etmiş oldum. Bu kurabiyenin en lezzetli hali fırından çıktığı zamanlar, o nedenle tavsiyem az yapıp, kısa sürede tüketmeniz, bir de kurabiyenin lezzetli olması için lor peynirimizin tamamen yağsız olmaması. Kurabiyenin hamuru çok klasik bir hamur, ancak son denememde ben evde yoğurt kalmadığını farkettiğimde çok geç olması nedeni ile biraz kaymak ve süt ile yaptım, bu şekilde de çok lezzetli olduğunu söylemeliyim. Siz iki şekilde de yapabilirsiniz. Tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 yumurta (sarısı içine, akı üzerine)
-3 yemek kaşığı şeker
-200 gr eritilmiş tereyağ
-1 su bardağı yoğurt (veya 1 rulo kaymak+2 yemek kaşığı süt)
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-3 su bardağı un
-200 gr tatlı lor (kahvaltılık)
-2 yemek kaşığı toz şeker (lor için)

Yapılışı:

Kurabiyemizin içini hazırlamak için 2 yemek kaşığı toz şeker ve tatlı lorumuzu karıştırıp, şekerin erimesi için bekletiyoruz. Kurabiyemizin hamurunu hazırlamak için ise yumurta sarısı, eritilmiş tereyağ, yoğurt veya kaymak+süt karışımı ve toz şekeri karıştırıyoruz ve unumuzla birlikte kabartma tozu ve vanilyamızı ekleyip, yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, ortalarına lor karışımından 1 tatlı kaşığı kadar koyup, yuvarlayarak kapatıyoruz. Kurabiyeleri önce yumurta akına, sonra toz şekere batırarak, tepsimize diziyoruz. Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında hafif pembeleşecek şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

20 Kasım, 2008

BOZCAADA KALESİ VE DOMATES REÇELİ


Bozcaada'ya gidipte, çeşit çeşit reçellerden yemeden dönülmez, 2 sene önceki gezimizden sonra eve dönünce hemen üzüm reçeli yapmıştım, o kadar beğenilmişti ki, çekirdeksiz üzümler bitmeden 3 kere daha yapıp, sevenlere götürmüştüm. Bu yıl da yine bol reçelli kahvaltılar yaparken, geçen yıl sözleştiğimiz üzere Panaroma Otel'in sahibesi Handan Hanım ile domates reçeli yapmaya karar verdik, ama gezimizin bayrama denk gelmesi nedeniyle, domates temin etmek zor oldu, temin edildiğinde de zamanımızın daralması nedeniyle, biz adayı keşiflerimize devam etmeyi tercih ettik. Böylece Handan Hanım'ın reçellerini yedik ve tarifi de ondan aldım. Bozcaada'da domates, üzüm, incir, karadut, ayva gibi meyvelerin reçellerini bulmak mümkün, gelecek yaz için Handan Hanım'ın da nefis reçellerini satışa çıkarmak düşüncesi var. Bozcaada'ya özgü bu nefis reçelin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-40 adet domates (cevizden biraz daha ufak boyutta, sert domates)
-40 adet badem
-1,5 kg şeker
-1 yemek kaşığı limon tuzu
-5 kaşık kireç
-3 litre su

Yapılışı:

Kireç kaymağını hazırlayarak başlıyoruz reçelimiz yapmaya, kireci ve suyu karıştırıp 3-4 saat bekletiyoruz. Kireç dibe çöküyor ve üzerinde kalan suyu kullanıyoruz. Bu süre zarfında bademlerimizi ve domateslerimizi hazırlayabiliriz. Bademlerimizi haşlayarak, kabuklarını soyuyoruz ve bekletiyoruz. Domateslerimizin de kabuklarını soyuyoruz ve alt taraflarından minik birer delik açıp, elimizle sıkarak çekirdeklerini çıkarıyoruz. (Bu aşamada dikkat edilmesi gereken domateslerin fazla sıkılmaması, çünkü patlayabiliyorlar) Domateslerimizin üzerini kapatacak şekilde kireç kaymağı ile doldurup 2-3 saat kadar bu suda bekletiyoruz. Sonra domatesleri çıkarıp, 2 kez, kaynamış suda bekletip (veya direkt kaynatarak), kireçten iyice arındırıyoruz. Suyunu iyice süzdüğümüz domateslerin altındaki ufak deliklerden bademlerimizi, domateslerin içlerine yerleştiriyoruz. Tüm domateslerimizi hazırlayınca, şekerini ekleyip, bekletmeden kaynatıyoruz ve reçel kıvamını almasına yakın limontuzunu ekleyip, ocaktan alıyoruz. Oda sıcaklığına gelince kavanozlara boşaltabiliriz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

17 Kasım, 2008

HAVUÇLU TARÇINLI KEK VE "ISSIZ ADAM"


Şu günlerin beni en fazla etkileyen şeyi "Issız Adam" filmi, son günlerde izlediğim, ne anlatmak istediği belli olmayan birkaç filmden sonra, çok iyi geldi. Çok çok güzel bir film, çıktığımdan beri çok yoğun bir şekilde filmin etkisinde yaşıyorum, arşivi zengin bir arkadaşım sayesinde film müziklerini de edindim ve sürekli dinliyorum. Filme gitmeden önce elimden geldiğince yazılan yorumları okumak istemedim, etkilenmemek adına, bu yazıda da filmin tanıtım sayfasında yeralanlardan daha fazla bir şey olmayacak.

Filmi ilk defa bayram dönüşü evde hasta yatarken, Çağan Irmak ile yapılan bir röportaj sırasında duydum, filmin final sahnesini çektikleri yerde(neresi olduğunu yazmıyorum) konuşuyorlardı. Filmlerini, dizilerini çok beğendiğim Çağan Irmak'ın bu filmine de giderim dedim ama gösterime girdiği ilk günlerde biraz ilgisizdim, geçen akşam sinema planı yaparken, filmin ana karakterlerinden Alper'in kendi restoranının şefi olduğunu okuyunca ( film de yemekler de vardı demekki) tamam hemen gidiyoruz dedim ve eşimle gittik. İkimiz de filmi çok beğendik, öyleki ben aradan sonra, film bitecek sıkıntısını üzerimden atamadım, bu nedenle tekrar gitmeyi bile düşünüyorum. Filme ilgili paylaşacağım tek ipucu bu kek, yapılma sebebi tamamen film, tadı da film kadar zevk verdi bize. Bir de önerim olacak, mümkünse filmi Beyoğlu civarında izleyin, ben yapamadım, pişmanım...

Daha önce yaptığım havuçlu kekten biraz farklı olarak, filmin yarattığı aşkla yaptığım lezzetli kekimin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-3 yumurta

-1 su bardağı esmer şeker
-1 büyük boy çay bardağı (aida) sıvıyağ
-1 su bardağı yoğurt
-2 yemek kaşığı krema(koymayabilirsiniz)
-3 adet rendelenmiş havuç
-1 yemek kaşığı tarçın
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-2 su bardağı un

Yapılışı:

Kekimizin malzemelerini önceden hazırlayarak, oda sıcaklığına getiriyoruz. Yumurtalarımızla, şekerimizi krema kıvamına gelene kadar çırptıktan sonra, yoğurt, sıvıyağ ve kremamızı ekliyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unumuzu 3-4 parçada ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Tarçınımızı da ekledikten sonra, son olarak rendelenmiş havucumuzu da ekleyip çırpmayı bırakıyoruz. Yağlanmış kalıbımıza döktüğümüz kekimizi önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında pişiriyoruz. Fırından çıkarınca, oda sıcaklığına gelene kadar bekleyip, kekimizi kalıptan çıkarıyoruz. Afiyet olsun ve iyi seyirler...


Not: Kekimi bütün 6-8 kişilik kalıbın yanısıra, fotoğraftaki minik kalıpla pişirdim. Şeker hamurundan yaptığım minik havuçlar ve çubuk tarçınla görüntüledim.
Devamını Oku...

15 Kasım, 2008

PRATİK POĞAÇA


Gelecek tarif bölümünde görülen nefis reçel, Bozcaada Kalesi'ni fon yapmış olarak biraz bekleyecek... Bayram tatilimizin 3 gününü yazın gidemediğimiz Bozcaada'ya ayırmıştık. İyi ki de öyle yapmışız, hava güzeldi ve Ada her zaman ki gibi bize çok iyi geldi. Geçen yıl olduğu gibi yine Handan Hanım'ın oteli Panaroma'da kaldık, kendimizi evimizde hissederek, öyleki mutfağa girip birşeyler bile yaptık... Handan Hanım'ın kahvaltı sofraları meşhur, önce gözü, sonra karnınızı doyuran, zevkli sunumlarla zenginleşen sofralar. Bu tarifte işte bu kahvaltı sofralarından, son derece pratik ve lezzetli.
Tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
-1,5 su bardağı ılık süt
-1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek)
-1 paket kuru maya
-1 çay bardağı sıvıyağ
-2 yemek kaşığı şeker
-1 tatlı kaşığı tuz
-5 su bardağı un
-7-8 dal doğranmış dereotu
-200 gr beyaz peynir
-Üzeri için çörekotu
Yapılışı:
Hamurumuzu hazırlamak için önce sıvı malzemelerimizi (yumurta sarısını üzerine sürmek için ayırıyoruz) karıştırıyoruz, sonra maya ile birlikte katı malzemelerimizi ekleyip, yoğuruyoruz ve 15 dakika dinlendirerek, içlerine beyaz peynir (isteğinize göre zeytin, patates, kıyma vs olabilir) koyup, kapatıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpiştirdikten sonra önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25-30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

04 Kasım, 2008

FRAMBUAZ VE ÇİKOLATALI MİNİ MUFFİNLER


Eşimin doğum gününden kalan son tariflerden biri, ne bereketli bir sofraydı, hem kalanları bitirmekte zorlandık(gelenlere ve çevremizdekilere dağıtmama rağmen) hem de tarifleri bir türlü yazıp bitiremedim. Neyse son bir tarif kaldı, onu sonraya bırakıp, daha yeni tarifler paylaşacağım yakın zamanda...
Bu arada yaşananlar bilgisayar başına geçmemi zorlaştırdı, hep birlikte yaşadık, biliyorsunuz Blogger bloglarına erişim engellendi, benim uzantım blogspot olmadığı için sayfa açılıyordu ama resimler görülemiyordu, panikle ne yapayım, taşınayım derken, neyseki üzüntümüz sona erdi ve özgürlüğe getirilen kısıtlama son buldu. Bir daha olmamasını dileyerek ve bekleyerek kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu lezzetli mini muffinler hem meyveli hem de çikolatalı, ayrıca lokmalık olduğu için yerken fazla yedim düşüncesiyle kötü hissettirmiyor. Siz isterseniz çilek, vişne ve böğürtlen gibi başka meyvelerle de yapabilirsiniz.Gelelim tarifimize;

Malzemeler:(20 mini muffin)

-2 yumurta
-1 çay bardağı yoğurt
-1 çay bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ
-1 çay bardağı şeker
-2 çay bardağı un
-2 yemek kaşığı kakao
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-1 çay bardağı damla çikolata
-1 çay bardağı frambuaz
Yapılışı:
Yumurta ve şekerimizi, şeker eriyip, karışım kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra yoğurt ve sıvıyağı ekleyip, çırpmaya devam ediyoruz. Sonra kakao, kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unu karışıma azar azar ekliyoruz. Son olarak damla çikolataları ekleyip, bir spatula veya kaşıkla karıştırıyoruz. Yağladığımız veya kağıt koyduğumuz kalıplara karışımımızı paylaştırıyoruz, daha sonra üzerlerine 3-4 adet frambuaz yerleştirip, haififçe kekin içine batırıyoruz. Keklerimizi önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25 dakika kadar pişiriyoruz.(Süre konusunda emin olmak için kürdan testini uygulayabilirsiniz) Mini muffin kalıbı yerine büyük muffin kalıbı da kullanabilirsiniz, bu durumda pişirme süresi biraz daha uzun olacaktır. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

23 Ekim, 2008

YOĞURTLU KABAK VE HAVUÇ SALATASI VE ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ


Eşimin doğum günü partisinden kalan pratik bir tarif, hazırlıkları kendim yapmayı istesemde yetişemeyeceğimi anlayınca annemin yardım teklifini geri çevirmeyip, epeyce destek almıştım. Arkadaşımız Semanur'da bana yardım konusunu sorunca hemen bu salatayı tarif edip, "sen yapabilir misin?" demiştim. (Gerçi Semanur hediye konusunu sormuş ama ben yanlış anlayınca salata ihalesine ona kalmıştı:) Sonuçta Semanur'un elinden bu lezzetli salatayı yemiş olduk, o günden kalan kısmını da eşim ve ben keyifle bitirdik. Hem meze, hem salata olarak masalarımızda yeralabilecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

- 3 adet kabak
- 3 adet havuç
- 2 su bardağı süzme yoğurt
- 2-3 diş sarmısak
- 1 yemek kaşığı mayonez (koymayabilirsiniz)
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz
- Süslemek için frenk maydonozu veya dereotu

Yapılışı:

Yıkayıp kabuklarını soyduğumuz kabak ve havuçlarımızı rendeliyoruz. Rendelenmiş havuç ve kabakları ayrı ayrı olmak üzere 1'er yemek kaşığı zeytinyağında hafifçe kavuruyoruz. Ezilmiş sarmısak, tuz ve süzme yoğurdumuzu karıştırıyoruz, istersek mayonezi de ilave ettikten sonra, soğumuş olan kabak ve havucumuzu ekliyoruz. Servis tabağımıza alıp, frenk maydanozu veya dereotu ile süslüyoruz. Afiyet olsun...

Son günlerde bloglar arasında uluslararası arkadaşlık ödülü dolaşıyor, beni de bu ödüle Hayatın Tatları Zerrin layık görmüş, ödülün amacı arkadaşları tanıtmak. Ben de Zerrin'e teşekkür edip, ödülümü Peçete'den Notlar Ayşem, Bir Demet Papatya Gülriz, Yanya-Evenez Selen ve Klubem Pınar'a devrediyorum.

Devamını Oku...

16 Ekim, 2008

ÇOCUKLUĞUMUZUN ELMALI KURABİYESİ

Yazımın başlığı benim için çok anlamlı, çünkü biliyorum ki, çoğumuzun çocukluğunun favori kurabiyelerinden biridir "elmalı kurabiye". Gerçi benim için elmalı pastadır, bu kurabiye, küçükken oyundan eve geldiğimde ortalığı sarmış olan mis gibi kokulardan anlardım annemin "elmalı pasta" yaptığını, pek çok tatlı hamur işi pasta idi o zamanlar benim için. Son günlerde Hatsum'unda en çok bahsettiği kurabiyeler bunlar. Annecim sürpriz doğumgünü partisi için hazırlayıp, göndermişti, ben de blogda bulunması ve bilmeyen veya farklı uygulayan varsa faydalanması için yazıyorum tarifi;

Malzemeler:

- 1/2 su bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı eritilmiş tereyağı (tereyağ ve sıvıyağ oranını istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1 yumurta
- 1 paket kabartma tozu
- Aldığı kadar un (annem 4-5 su bardağı arasında olacağını söyledi)
- Üzeri için pudra şekeri

İç Malzemesi:

- 3-4 adet rendelenmiş elma
- 2 yemek kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- Dövülmüş ceviz veya fındık (isteğinize bağlı)


Yapılışı:

Kurabiyemizin hamuruna geçmeden önce, soğuması için elmalı içini pişiriyoruz. Bunun için rendelenmiş elmalarımızın üzerine şekerimizi ekleyip, kısık ateşte pişiriyoruz ve tarçınımızı ve ceviz veya fındığımızı ilave ediyoruz. Elmalarımız soğurken hamurumuzu hazırlıyoruz. Un ve kabartma tozu haricindeki tüm malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve kabartma tozu ile azar azar eklediğimiz unumuz ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu, istediğimiz kurabiye büyüklüğüne göre 4 veya 5'e bölüp, merdane ile mümkün olduğu ölçüde yuvarlak açarak, bıçakla 8 eşit üçgene kesiyoruz. (Sigara böreği gibi) Üçgenlerin geniş parçalarına 1 tatlı kaşığı kadar elmalı içimizden koyup, geniş tarafından başlayarak sarıyoruz. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, önceden ısıttığımız 160 derece fırında hafif pembeleşip, çok renk almadan kalacak şekilde pişiriyoruz. İsterseniz, elmalı kurabiyeleri, poğaça gibi, ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, içini koyup, yuvarlayarak veya yan kapatarak veya benim lorlu kurabiyelerde yaptığım gibi kese şeklinde hazırlayabilirsiniz. Fırından çıkıp, soğuyunca üzerine pudra şekeri serpiştiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

12 Ekim, 2008

PATATESLİ VE PEYNİRLİ KOL BÖREĞİ


Bayramla birlikte Eylül ayını da geride bıraktık ve hava değişmeye, gece gündüz sıcaklık farkı artmaya başladı, yani yavaş yavaş kış geliyor. Bu yıl ayva ağaçlarının meyvelerini taşıyamaz durumda olmasını kışın çok yoğun yaşanacağının habercisi olarak yorumladık, büyüklerimiz öyle söylüyor, ayva çok, palamut bol olursa, kış çok soğuk ve sert geçermiş. Gerçi son yıllarda güzel yağan bir kara, yağışa hasret kalsakta, İstanbul'da yaşamı felç ettiğini düşünürsek, bizi zor günler bekliyor olabilir. Neyse önümüzde 1-2 ay var sonbaharın tadını çıkaralım. Ben Eylül doğumlu olduğum için hep sevmişimdir sonbaharı, yaz bitti diye üzülsemde çabuk toparlanır, doğumgünüm ve sonbaharın eşsiz renkleri için sevinirim. Ağaçlardaki yeşillerin azaldığı, sarı, kahve ve kızılların çoğaldığı şu günler için sizlere, eşimin doğumgünü davetinden kalmış olan ve tarifi beklenen kol böreğini öneriyorum.

Böreğimizi daha önce de yazdığım gibi annemin elinden, pek çoğumuzun annesi gibi hamurişlerini çok güzel yapar. Kol böreği de yumuşacık hamuru ile özel tatlarından biridir. Püf noktası hamuru yoğururken yumuşak kalmasını sağlamak, böylece puf puf kol böreklerimiz oluyor. Aşağıda ölçü 1 tepsilik börek için annem bizim davet kalabalık olduğu için ölçüyü 2 katı yapıp, yarısını peynirli, yarısını patatesli hazırlamıştı. Gelelim tarifimize;

Malzemeler: ( 1 tepsilik)

- 1 su bardağı sıvıyağ
- 2 su bardağı süt
- 1 yumurta
- 1 paket maya (toz olanlardan)
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı şeker (isteğe bağlı)
- Aldığı kadar un (maalesef annem ölçü veremedi, kendim deneyince ekleme yapacağım)
- Üzeri için susam, çörekotu veya haşhaş

İç Malzemesi:

Patatesli İçin
- 3-4 iri patates (haşlanmış)
- 1 adet orta boy soğan
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- Tuz, karabiber, kırmızıbiber
- 5-6 dal dereotu
- 5-6 dal maydanoz
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ

Peynirli İçin
- 200 gr beyaz peynir
- 9-10 dal maydanoz

Yapılışı:

Böreğimizi patatesli yapacaksak öncelikle içimizi hazırlayıp, soğumaya bırakıyoruz. Bunun için sıvıyağımızda doğranmış soğanımızı hafifçe kavurduktan sonra nanemizi ve baharatlarımızı ekleyip, haşlayıp, ezdiğimiz patateslerimizi ve tuzumuzu ekliyoruz. Bunları biraz kavurduktan sonra, doğradığımız dereotumuzu, maydanozumuzu ekleyerek ocaktan alıyoruz.
Hamurumuzu hazırlamak için yumurta sarısı hariç malzemelerimizi hazırlıyoruz. Ilık süt, sıvıyağ ve yumurta akını karıştırıp, kuru malzemlerimizi ve unumuzu parça parça ekleyerek yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu 4 parçaya bölüp, oklava ile açıyoruz ve patatesli veya peynirli iç malzememizden koyup, rolu yaparak sarıyoruz ve 7-8 cm uzunluğunda dilimlere keserek fırın tepsimize diziyoruz. Bu aşamada isterseniz bütün bütün de tepsiye dizebilirsiniz, annem iç kısımlarınında iyice pişmesi ve servis kolaylığı için dilimlerek hazırlıyor. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıttığımız 160 derece fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Devamını Oku...

29 Eylül, 2008

BAYRAMLIK TATLAR VE TATLILARLA, İYİ BAYRAMLAR

Tatil bitip İstanbul'a döner dönmez ramazan ayı da başlamıştı, 30 gün büyük bir hızla geçiverdi, hayallarimdeki iftar sofralarını kuramamanın üzüntüsü var ama bayramlık lezzet önerileriyle herkese iyi bayramlar dilemek istedim.

Eski günlerin bayramlarını özlüyorum, en çok da annemin elinden çıkan baklavaları... Oruç günlerinden sonra tüm aile yapılan kahvaltıları... Şimdilerde hepimiz büyüdük ve farklı yerlerde kendi evlerimizde yaşar olduk ve maalesef istediğimiz kadar çok görüşemez...
Ben bu bayramın tatlı sohbetlerin yapıldığı, tatlı likörlerin içildiği, tatlı lezzetlerin yenildiği, güzel buluşmaların yaşandığı günler olmasını dileyerek, bayramlık lezzet önerilerimi paylaşıyorum.




Bayramın anlamına özel cevizli baklava veya fındıklı gül tatlısı....







Vakit daraldı diyenlere nefis bir revani veya sütlü irmik tatlısı (prenses tatlısı)....
















Tabi bunlarla çikolata yanına likörü unutmamak gerek, el yapımı çikolatalarla kahve likörü, çilek likörü veya tarifimi daha önceden hazırlamış olanlara vişne likörü....
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN, HERKESE İYİ BAYRAMLAR
Devamını Oku...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...